“SONUN BAŞLANGICI”

-Peki biz sesimizi nasıl duyuracağız?

Bu çığlık, Giresin Belediye Başkanı Kerim Aksu’nun, şirin Giresun’da 29 ekim gecesi, 10 000 kişinin katıldığı fener alayını kimseye duyuramadıklarından şikayetçi.

Kerim Aksu üzülmesin! Onun durumunda olan insan sayısı az değil. Cumhuriyet ülkenin dört bir yanında öylesine candan kutlandı,öylesine bir vatandaş katılımı oldu ki hangi birini duyurmalı? Haliyle büyük bir bölümü ayrıntılarıyla verilemedi.

Bu görkemli halk kutlamasının mimarı ise, hiç istemediği halde Tayyip Erdoğan oldu.

Peki Başbakan neden yaptı bunu?

Yanıtlardan biri “basireti bağlandı” olabilir.

Başkaları da şunu söyleyorlar:

-Tayyip Bey bilerek yaptı, gerginlik hep işine yarıyor, bu yolla saflarını sıklaştırıyor

Doğrudur. Tayyip Bey gerginlik politikasından şimdiye dek hep yarar sağlamıştır.

On yıla yaklaşan iktidarı döneminde, hep bir karşı cephe yaratmış,gerçek konuları gözlemiş, kendi çevresinde safları sıklaştırmıştır.

Tayyip Bey’in politikalarının ayakta kalabilmeleri için her zaman karşıda bir düşmana ihtiyaç vardır.

Tıpkı 12 eylülde olduğu gibi.

***

12 eylülde düşmana vurulan damga belliydi:

-Anarşist!

Masum gösteri yapan, yazsısından dolayı yatan, adalet arayan, demokrasi isteyen hep aynı şekilde suçlanıyordu:

-Anarşist

Günümüzde ise yöntem aynı kalmış, ama damga değişmiştir. Artık yeni damga şu:

-Terorist

Bedava eğitim mi, adalet mi, ücrette yükselme mi, istiyorsunuz, hak mı arıyorsunuz, YÖK’e mi karşı çıkıyorsunuz, sahtekarlıkla mı mücadele ediyorsunuz, yazıyla iktidarı mı eleştiriyorsunuz, bütün bu hallerde yiyeceğiniz damga bellidir.

-Terörist.

Nitekim, 1. Meclis binası önünde, Cumhuriyet bayramını kutlamak isteyenler için de aynı yönteme başvuruldu:

-Bunlar terör örgütü Ergenekon yandaşlarıdırlar.

12 eylülün her yerde düşman arayan, sürekli düşman yaratan politikaları doğaldı, faşistlerin ve darbecilerin politikaları hep hayali düşmana dayandırılır.

Bu durumda “nefret söylemi” de söz konusu politikanın ayrılmaz bir parçası olur.

Tayyip Bey bugüne kadar her alanda bu politikayı güttü.

***

Ama 29 ekim bardağı taşıran damla oldu.

Cumhuriyet bayramının halk tarafından kutlanmasının, Başbakan’ın emri ile yasaklanmak istenmesi ters tepti.

Halk tazyikli suya da, biber gazına da direndi, barikatları yıkarak, 1. Meclis’ten Anıtkabir’e yürüdü.

Tayyip Erdoğan’ın hesapları ters tepmiştir, ama o bunu anlamayacak, her yeni güçlükte, yeni düşmanlar, yeni teröristler yaratmaya çalışacaktır.

Nitekim politikasının ters teptiğinin belli olduğu andan şu ana kadar geçen kısa süre içinde de, aynı yöntemden vazgeçmemiştir, görünen o ki, vaz geçemeyecektir de.

Oysa bugüne kadar, hedef saptırmak, gerçek sorunları gizlemek, kendi çevresinde safları sıklaştırmak açısından konjonktürün de katkısıyla başarılı olmuş olan bu politikanın artık sınırına gelinmiş bulunmaktadır.

Türkiye’nin, dolayısıyla Başbakan’ın önünde, devasa sorunlar vardır ve bunların düşman politikasıyla çözülmesi mümkün değildir .Ne var ki, Erdoğan da bundan gayrısını becerememektedir.

Geçen gün yazısında “ sonun başlangıcı”nı haber veren, Bekir Coşkun yine haklı çıkıyor.