FİTCH VE TÜRKİYE’DE EKONOMİ GERÇEĞİ

Aman Allah… Birden ülkede bayram havası. Ne olmuş? Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch, Türkiye’nin kredi notunu “yatırım yapılabilir” seviyesine yükseltmiş. Gazeteler, TV’ler “Lig atladık” diye manşetten veriyorlar haberi. İktidar partisi neredeyse göbek atacak sevincinden. Fırsat bu fırsat Başbakan R. Tayyip Erdoğan, tesadüf eseri tam da Fitch’in açıklama yaptığı gün, ekonomi basınını toplayıp ekonomik gidişatı yerden yere vuran CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yüklenip duruyor. Son derece seviyesiz ve alaycı üslubuyla… Oysa hatırlayın… Aynı Erdoğan çok değil geçen mayıs ayında Türkiye’nin kredi notunu düşüren kredi derecelendirme kuruluşu Standard&Poor’s’u, “kararın ideolojik olduğunu” söyleyerek sert bir dille eleştirmiş; hatta “Bunun bedelini, ‘Artık ben seni bir kredi kuruluşu olarak tanımıyorum’ demek suretiyle ödetiriz” diye tehdit bile etmişti.

O zaman sormak gerekir Sayın Başbakan’a: “Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu.”

Bu işin bir yönü.. Bir diğeri ise şu: Bir ülkenin kredi notunun “yatırım yapılabilir ülke” seviyesine yükseltilmesi, gerçekten o ülkenin ekonomisinin iyi olduğunun göstergesi mi? Vatandaş ekonomik büyümeden ne kadar yararlanıyor? İşsizlik azalmış mı? Ne kadar borçlanmış?

AKP hemen Fitch’in açıklamalarının üzerine yattı ve bunu hemen siyasi ranta dönüştürerek ekonomik gidişatı kendi istediği şekilde algılatmanın bir aracı olarak kullanmayı başardı. CHP’nin gündeme getirmek istedikleri de Fitch balonunun gölgesinde “Yatırımları ekonomiye canlılık verir. Ama ekonomide devamlı büyümenin önünü açamaz.

Türkiye’de tasarruflar az. Tasarruf açığını kapatmak için kapıları açtık. Oluk oluk döviz giriyor. Giren dövizler ile yatırım yapmıyoruz. Dövizler faiz için, borsa için ülkeye giren dövizler. Sanayi yatırımı, fabrika, üretken yatırım yapılamamasının nedeni talebin olmaması. Talep olmadığı için yerlisi de yabancısı da yatırım yapmıyor.

Olan talep ise ucuz ithalat ile karşılanıyor. Ülkede bir rant fırtınası esiyor. Kıt tasarruflar, hatta döviz kaynakları ranta yöneldi…”

Biraz da CHP’nin önceki gün gündeme getirdiği “Gerçek Türkiye’nin Grafikleri”ne göz atalım kısaca:

  • Yüksek cari açık hâlâ büyük bela: 100 dolar büyüyebilmek için 190 dolar açık verildi.
  • Ekonomi tüketimle büyüyor ve tüketimle büyüyen Türkiye’nin tasarruf oranı düşüyor.
  • İmalat sanayisinin ithalata bağımlılığı artıyor. İthalatın yüzde 72’si ara malı.
  • Vatandaşların bankalara borcu 37 katına çıktı. Batık tüketici kredisi ve kredi kartları 28 kat arttı. 2.4 milyon kişi bankalara borcunu ödeyemiyor.
  • Kayıt dışı döviz girişi sürüyor.
  • Türkiye, gelir dağılımı en adaletsiz ülkelerden biri.
  • Birçok temel üründe fiyat artışları enflasyonu solladı. Ekmek fiyatı 9 yılda yüzde 130 arttı. Benzin fiyatı yüzde 190 arttı. Her kış başı elektrik, su, gaz ve kömüre insafsız zamlar geliyor.
  • İstihdam edilemeyen genç nüfus ekonomi için fırsata dönüşemiyor. Kadınlar eve kapanıyor.
  • Tarım büyümede en istikrarsız sektör oldu. Buğday, arpa, pamuk üretimi azalıyor…

Tüm bunlar neden Fitch’in gündeminde olsun ki?

Artık herkes biliyor ki para ranttan geliyor. Bu yüzden konut inşaatına yükleniyor AKP hükümeti.

  • Kentsel dönüşüm kapsamında toplam 6.5 milyon konutun yıkılıp yapılması gündemde.
  • Meralar, askeri bölgeler, lojmanlar, 2B’ler hepsi konut yapımı için TOKİ’nin emrinde.
    1. köprünün güzargâhı ile yeni inşaat projeleri başlayacak.
  • Taksim için ilk kazma vuruldu.

Tüm bunlar ekonomik krizden çıkış yolu arayan Batı için de altın yumurtlayan tavuk değil mi? Söyleyin, Fitch neden kessin ki tavuğu?