DEMOKRATİK ÇÖZÜMLER

Türkçe konuşan ülkeleri gereğince tanımıyoruz:

1.Azerbaycan Respublikası: 1992 de cumhurbaşkanı olan Haydar Aliyev’in yönetiminde Azerbaycan çok ilerledi ama aynı zamanda yolsuzluk iddiaları da aldı yürüdü. Aliyev, 1998 de yine başkan seçildi. İlerlemeler de ama söylentiler de sürdü. 2003 te hastalanınca yerine tek aday olarak oğlu İlhan gösterildi; İlhan Aliyev, babasının yerine cumhurbaşkanı oldu.

2.Türkmenistan: 1991 de bağımsızlığa kavuştuktan sonra, 2006 e kadar, yaşam boyu cumhurbaşkanı seçilen Turkmenbaşı Saparmurat Niyazov tarafından yönetildi. Global Witness insan hakları örgütü, Niyazov’un denizaşırı ülkelerde 3 milyar dolarının bulunduğunu açıkladı. “Dünya Kadın Günü”nü, 8 mart yerine annesinin doğum gününe alması, memur olmak isteyenlerin, kendi yazdığı bir kitaptan sınava tabi tutulmaları gibi uygulamaları ile dikkati çekti.

Öldüğünde yerine seçilen Kurbankulu Berdimuhammedov ‘un Türkmenbaşı’nın gayrımeşru oğlu olduğu inancı yaygındır.

3.Kazakistan Respublikası: İlk cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev, 2005 te yeniden seçildi. İktidardaki Otan partisinin başı Nazarbayev, diğer partilerden Asar partisinin başı ise Nazarbayev’in kızıydı. Asar’dan vekiller meclise girmiş ama gerçekten muhalefet yapan partilerden sadece bir tek vekil seçilmişti . Wikipedia ansiklopedisine göre yabancı ülke bankalarında ailesine ait 1 milyar dolar bulunmaktadır.

4.Özbekistan Respublikası: Bağımsızlığından bu yana Cumhurbaşkanı İslam Karimov tarafından yönetilmektedir. Uluslararası Af örgütü, Avrupa Konseyi , Özbekistan’da insan haklarının büyük çapta çiğnenmesinden, gelişigüzel tutuklamalardan , serbest konuşma hakkının, basın hürriyetinin yokluğundan şikayetçidirler. İsviçre Hükümeti, Başkanın kızı Gülnar ile ilgili karapara aklama iddialarını incelemektedir. Karimov’un kızkardeşinin oğlu Akbar Abdullahev’in, Karimov’dan sonra başkanlığa seçileceği inancı yaygındır.

Sonuç: Bu Türkçe konuşan ülkelerin başkanlarını korkunç iddialarla suçlayan uluslararası kaynakların dediklerine kulak vermeden önce biraz düşünmeli ve sormalıyız: “Bu liderleri , böyle demokrasi dışına iten, kişisel varlıklarını uzak bankalarda güvence altına almak zorunda bırakan nedir?”
Bu sorunun cevabı şudur: “Başkanlar, yurtları için bu kadar çalışarak mahvoldukları halde kendilerini güvende hissetmemektedirler!”

Çare? Türkçe konuşan ülkelerde alınabilecek basit bir önlem, yani, cumhuriyetleri, meşruti kırallıklara dönüştürmek ve liderleri padişah ilan etmek, onları yeterince güvenceye kavuşturur! Taç takınan liderler de bundan böyle, yerlerinde kalabilmek, kendilerinden sonra oğullarını tahta oturmak için antidemokratik önlemler almaya, bilmemnerede gizlice paralar biriktirmeye gerek duymadan hizmetlerini rahat rahat sürdürebilirler.