TÜRKİYE’DE ETİK ‘GÖLE MAYA ÇALMAK’ OLUNCA…

Etik kavramının toplumumuzun öncelikleri arasında yer almadığı kesin… Yargıdan eğitime, trafikten işe adam almaya kadar her alanda… En yalın haliyle “Nasıl yaparsak doğru davranırız” sorusuna cevap bulma çabası olarak tanımlanır etik. Ve bu soru beraberinde doğruyla yanlışı, haklı ile haksızı, iyiyle kötüyü, adil ile adil olmayanı ayırt edebilmeyi de getirir. Geçen haftaki yazımda Çin’deki yeni lider seçiminden yola çıkarak, meritokrasi kavramından ve Çin’de toplumun hemen hemen tüm katmanlarında liyakatin öneminden bahsetmiştim. Dün EDMER’in “Gençlerin Gözüyle Etik” araştırmasının sonuçları önüme gelince ve Türkiye’deki gençliğin etik sözcüğünün anlamından bile bihaber olduğu, bilenlerin çoğunun da ülkenin en önemli etik sorununu “ayırımcılık” olarak sıraladıklarını öğrenince bu yazı farz oldu.

Rahmetli Özal’ın “Benim memurum işini bilir… Benim vatandaşım işini bilir ” sözü ile resmileşen rüşvetin, ayırımcılığın, adam kayırmacılığın, toplumun tüm katmanlarına yansıması kaçınılmazdı. Nitekim öyle de oldu. Toplumun DNA’sına girdi. Dürüstlük ve şeffaflıkta dünyada 61. sırada yer alıyoruz. Rüşvet ve yolsuzluk endeksinde durumumuz daha da vahim, bu da
gençlerimiz açısından zehirli bir havanın solunmasına yol açıyor.

EDMER’in (Etik Değerler Merkezi Derneği) gençler arasında etik algısı, duyarlılık ve farkındalığı ölçmek üzere yaptırdığı “Gençlerin Gözüyle Etik 2012” araştırmasının sonuçlarına göre, gençlerin üçte 1’i etik kelimesinin anlamını bile bilmiyor. 18-24 yaş arası 400 gence internet üzerinden online yapılan araştırma hayli çarpıcı sonuçları da beraberinde getiriyor. Örneğin gençler Türkiye’nin en önemli etik sorunlarının “ayırımcılık” (yüzde 22’si) ve haksız kazanç (yüzde 19.5) olarak sıralıyorlar. “Yolsuzluk” yüzde 17’lik dilimiyle üçüncü sırada yer alırken bunu “aldatıcı reklam-tanıtım”, “rüşvet”, “yanlı habercilik”, “bilgi hırsızlığı”, “haksız rekabet” ve “dezenformasyon” olduğunu düşünenler takip ediyor.

Devam edelim. Araştırmaya katılan gençlerden Türkiye’deki farklı kurumları etik değerlere bağlılık açısından puanlandırmaları istenmiş. Ve hiçbir kurum 10 puan üzerinden 5’e bile ulaşamamış. “Üniversiteler” 4.7 puan ile ilk sırayı alırken “uluslararası şirketler” 4.5 puanla etik değerlere en bağlı ikinci kurum tipi olmuş, bunu sırasıyla “yerel yönetimler”, “ordu” ve “ulusal şirketler” izlemiş. Sıralama STK’ler (4.3), yargı (4.3), spor kulüpleri (4.1) diye devam ederken; hükümet (3.5), kamu kurumları (3.4), medya (3.1) ve siyasi partiler (3.1) ile son sıralarda.

Sonuçlara bütünüyle baktığımızda gençler Türkiye’yi hiç de etik bulmuyorlar. Üstelik etik ile ilgili gelecekten de umutsuzlar. Etik ile ilgili bilgi almayı, gelişmeyi isteyenler, gençlerin sadece yarısı.

Sonuçları EDMER’in Başkanı Bülent Şenver, Başkan Yardımcısı Saffet Karpat ve Genel Sekreteri Nâzım Olcay Kurt ile birlikte değerlendirdik. Aslında araştırma bir ilk ve yol haritası niteliğinde. Zaten henüz çiçeği burnunda EDMER’in kuruluş amacı da gençlerde etik anlayış ve bilincin oluşturulması. Her alanda görev yapacak genç etik liderlerin yetişmesine katkıda bulunmak. Etik konusu televizyonda ve kamuoyunda masaya yatırılan, tartışılan bir konu değil. İyi örnekler, rol modeller fazla yok, olanlar da hiçbir zaman gençlerin önüne konulmuyor. Her ikisi de Darüşşafaka mezunu olan Şenver ve Karpat ise gördüğüm kadarı ile etik konusunu yılmadan temel öncelikleri arasına alan iki isim.

Bülent Şenver bundan yıllar önce etik konusunda Sakıp Sabancı ile yaptığı bir sohbeti aktardı. Bu konuda çalışmalar yapmak istediğini söylediğinde Sabancı “Sen göle yoğurt çalmaya çıkmışsın anlaşılan” demiş. Sonra da Şenver’i teselli etmek için o kendine has üslubuyla “Merak etme senin mayan tutar” diye eklemiş.

P&G Türkiye’nin Genel Müdürü Saffet Karpat ise gençlerin en önemli gördüğü ayrımcılık sorunu üzerinde duruyor ve “Aslında her şey işe alma noktasında başlıyor. En iyiyi bulma arayışı, seçimin ve terfinin hak edişe göre yapılması o kurumun rekabetçiliğini de olumlu etkiler. Öncelikle iş verimi artar, çalışanları motive olur” diye aktarıyor.

EDMER Türkiye’nin en önemli sorununa parmak basıyor. Sabancı’nın dediği gibi “göle maya çalmak kadar zor”. Dernek üyelik için aktif çalışacak gençleri bekliyor. Bu ülkeyi değiştirmeye enerjisi olan gençleri. Bizden söylemesi.