OSMANLI’NIN EN ÜNLÜ İÇOĞLANI

1442 yılında Osmanlı payitahtı Edirne, Sultanı ise Fatih’in babası İkinci Murat’tı.

Eflak Prensi Vlad Besarab, o yıl kardeşi Prens Güzel Radul’la (Radu cel Frumos) birlikte babaları Ejderha (Drakula) Vlad tarafından Osmanlı Sultanı’na rehin olarak Edirne Sarayı’na gönderildiğinde, sadece 11 yaşındaydı.

İki rehin prense, Edirne’deki sarayda çok iyi davranıldı, ilerde Osmanlı’ya hizmet eğitimini de Sultan Murad’ın « iç oğlanı » kadrosunda aldılar…

Ama Sultan’ın gözdesi, Vlad’dı. Öyle ki, genç prens sakalı bıyığı çıkıp « iç oğlanı » kadrosundan emekli olunca; İkinci Murad kendisine 6 yıl süreyle duyduğu şefkatin karşılığını da cömertçe ödedi. 1448’de 17 yaşına basan Vlad’ı voyvoda ünvanıyla bezeyip yanına bir ordu kattı ve Eflak tahtını fethe gönderdi.

***

Ama Osmanlı sultanları, her ne kadar aşk ile iş ilişkilerini birbirine karıştırsalar da enayi sayılmazlar… İkinci Murat da pek sevdiği Prens Vlad’ın kendisine bizzat verdiği « iç oğlanı » eğitimine hoşlanarak mı, yoksa dişlerini sıkarak mı katlandığından pek emin değildi. Vlad’ı Eflak’a voyvoda gönderirken, kardeşi Güzel Radul’u rehin tutarak Osmanlı’ya bağlı kalmasını sağlama aldı.

Ne var ki Vlad Besarab, önce velinimetinin ordusuyla alıp iki ay sonra yitirdiği, ardından tekrar oturduğu Eflak tahtına iyice yerleşip, kaidesini artık güvencede hissettiği an… Rehin kalan kardeşi Radul’u gözden çıkararak, Osmanlı’ya isyan bayrağını çekti.

Artık 31 yaşındaki Eflak Voyvodosu Vlad’ın baş kaldırdığı payitaht İstanbul olup, sahibi de « enfiye kutusunda kurutulmuş gül yaprakları koklamayı pek seven » Fatih Sultan Mehmet’ti.

***

Prens Vlad, 1462 başından itibaren İstanbul’dan gelip de karşısında sarığını çıkarmayı reddeden tüm elçi ve ulakların sarığını kafalarına çiviyle çaktırdı. Tuna boylarına ordu kaldırıp 30 binden fazla Osmanlı’yı kazığa geçirdikten sonra Eflak ve Boğdan’da Romence « kazıklı » anlamına gelen Tepeş lakabını aldı.

Osmanlıca’da ise çocukluğunda maruz kaldığı tacize gönderme yapan Kalleş, İbne, Süzgeç, Götveren lakaplarıyla ya da Kazıglu Bey diye anılıyordu. (Kaynak: Matei Cazacu, « Prens Drakula’nın Tarihi » / Droz, 1988)
Çoğu Batılı tarihçinin uzun zaman anlam veremediği bu lakaplardan özellikle dördüncüsü, Almanca sanılıp yüzyıllarca « Gotveren » diye söylendi!

Fatih Sultan Mehmet, babasının eski gözdesinin uçan kaçan Osmanlı’dan kazıkla çıkardığı « iç oğlanlığı » hıncını öğrenince gazaba gelip, Eflak Voyvodosu Vlad Tepeş’e karşı düzdüğü ordunun başına kimi geçirdi biliyor musunuz? İç oğlanıyken aldığı eğitime sadakat gösteren rehin kardeşi, Güzel Radul’u…

***

Osmanlı ordusu Eflak’ı aldı, Güzel Radul 15 Ağustos 1462’de voyvodalık tahtına oturdu ama, kazıkçı kardeşini ele geçiremedi. Vlad Tepeş, sığındığı Macarlar tarafından esir alındı. 12 yılın sonunda serbest bırakıldığında, yine Eflak’a dönüp 1476’ya kadar voyvoda olarak hüküm sürdü. Aralık ayında Osmanlı ordusuyla girdiği savaşta öldürüldü ve 300 askeri kazığa geçirilirken, Vlad’ın kesilen kafası Fatih Sultan Mehmet’e gönderildi.

Ama Vlad Tepeş’in ardında bıraktığı kazıklı ve kanlı efsane, 1897 yılında Bram Stoker’a kurgusal romanı Drakula’daki ölümsüz kont, ancak kalbine kazık çakılarak yok edilebilen vampir karakterini esinledi. Romanya’nın Transilvanya bölgesi, Francis Ford Coppola başta olmak üzere romanın sinemaya uyarlandığı pek çok filmle birlikte dünyada Kont Drakula’nın ülkesi olarak tanındı.

İntikam, aşağılanmış benliklerin silahıdır.

ALİCE BRUNEL ROCHE

«G» NOKTASI

Dünyadaki hiç bir imparatorluk tarihinde, Osmanlı Sarayı’ndaki kadar beşik cinayeti işlenmemiş, hiç bir imparator ve kral, Osmanlı Sultanları kadar çok oğul katletmemiştir. Hatta Batılı saraylarda veliaht olmasın diye oğul ve kardeş katli, parmakla gösterilecek kadar azdır. Çünkü hiç birinin tekeşli evlilik dışı ilişkileri ve metres sayısı; odalık, cariye, nikahlı nikahsız eşle dolup taşan Osmanlı haremi kadar kalabalık olmayıp, peydahlanan çocuk sayısı da sultanlarınki kadar yüksek değildir. Biseksüel ve pedofil egemen sayısı da öyle…

2012 yılında Osmanlı tarihindeki tahta rakip oğul ve kardeş katlini vacip kılan uygulamayı «devleti böldürmemek için akılcı bir yöntemdi » diye sunmak, gericiliğin vahşi zihniyetidir. Günümüz Türkiye’sine dayatılan genel cehalet ve özel « tarih karartması » da, zaten « down sendromlu » olması arzulanan halkın, « Yahu İngiltere İmparatorluğu’nda tahta rakip oğul ve kardeş katli vacip değildi. Acaba Osmanlı’dan daha uzun sürmeyi, hem de bölünmeden nasıl başardı? » diye sorgulamaktan bile aciz kılmaktadır.

Muhteşem Yüzyıl dizisine saldırmaktan « kardeş katli » yasasının övülmesine, topluma yutturulmaya çalışılan Osmanlı güzellemesinin tamamı, çok eşliliği sorgulatmamak ve hatta yakın tarihte yeniden geçerli kılmak için yapılmaktadır.