DEMOKRASİLER ÇAĞINDA UYGARLIK VE FELSEFE

“Demokrasiler Çağında Uygarlık” idi İstanbul’da 4 gün süren felsefe şöleninin ana teması. Tam da dünyada “olmayan” demokrasi adına her şeyin yapıldığı bir dönemde… Dünyanın yaşayan en önemli filozofları İstanbul’da bir araya geldiler: Jean-Luc Marion, Joan Copyec, Gianni Vattimo, Bernard Stiegler, Thomas Metzinger, Erich Hörl… Bakırköy Belediyesi ve MonoKL Yayınları’nın Fransız Kültür Merkezi’nin desteğiyle düzenlediği felsefe sempozyumuna ilginin hayli fazla olması şaşırtıcıydı. Özellikle de gençlerin ilgisinin… Hakikati arayışı, sorgulamayı temel alan felsefe toplumlarda kendine ne kadar fazla yer bulabilirse insanların istemedikleri bir düzeni değiştirme konusunda adım atmaları o denli daha kolay olabildiği için çok küçük de olsa bir umut ışığı doğdu Türkiye’de abuk sabuk şekilde ve baş döndürücü hızla değişen gündemin ve sorunlar yumağının içinde.

“Şeffaf Toplum”, “Modernliğin Sonu” gibi kitapların yazarı İtalyan felsefeci Gianni Vattimo’nun arkadaşımız Zeynep Atay’ın “Bugün çağdaş felsefenin ele alması gereken problem nedir” sorusuna yanıtı son derece net ve yalındı; “Demokratikleşme”.

Zaten bana göre ünlü filozofları buluşturan en önemli ortak nokta küresel kapitalist sisteme ve buradan yola çıkarak Batı felsefesine yönelttikleri yoğun eleştirilerdi. Kısaca özetleyeyim:

Vattimo, “Avrupa’nın çalkantılı tarihini yaşadım. Berlin Duvarı’nın yıkılışından beri Avrupa’da farklı bir düzen var. Kapitalist rejimin yaptığı doğal gibi gösteriliyor ama bu kötülüğü sınırlamak lazım..” derken Fransız felsefeci Bernard Stiegler, “Kapitalizmin bir gün sonunun geleceğini düşünüyor musunuz” sorusunu “Kapitalizmin sonunun geldiğine inanmıyorum. Ancak yeni bir kapitalizm biçiminin ortaya çıkacağını düşünüyorum. Tüketici düzene dayanan kapitalizmin bittiğini söyleyebilirim. Çünkü bu kapitalizmin iki büyük kusuru vardı. Birincisi çevreyi, ikincisi bireyi mahvediyor ve bireyin oluşmasını önlüyor” diye yanıtladı. Stiegler konuşmasında bundan sonra oluşması gereken ekonomi modelinin “paylaşımcı ekonomi” olması gerektiğinin altını çizdi.

Jean-Luc Marion da “Batı uygarlığı iflas etmek üzere. Yeni yaşam felsefeleri ortaya çıkmalı” diye konuştu.

Felsefe şöleni benim kafamda farklı soru işaretleri oluşturarak sonlandı.

-Kapitalizm bireyci olduğunu iddia etmesine rağmen bireyin kendisini ifade etmesine izin vermiyor. O zaman nasıl bir çıkış yolu aramalı?

-“Pay almayanların pay alma hakkı” için mücadeleden bahsedildi. Dünyada, hatta daha önce hiç olmadığı kadar Batılı toplumlarda bile eşitsizliklerin bu denli artması bir gün devrim için kanlı savaşlara yol açar mı? Yoksa kapitalist sistem her zaman olduğu gibi toplumların önüne küçük yemler atarak saltanatını sürdürecek mi?

-Hukuk ve adalet ile hükümetler arasındaki ilişkiyi felsefe nasıl yorumluyor? İdeal yargı nasıl oluşturulur?

Sokrates’in dediği gibi önemli olan sorgulamayı yaşam tarzımız haline getirmek. Çünkü insanlık, tarih boyunca doğru soruları soran ve bu soruların peşinden giden insanların çabaları ile gelişmiştir.

Aynur Bektaş’ın işçileri 300 gündür direnişte!

Hey! One minute. Bir dakika… Bugüne kadar Aynur Bektaş’ı kamuoyu, ekonomiye katkıları nedeniyle ödül üzerine ödül alan, yılın en başarılı işkadını seçilen bir kişi olarak tanıdı. Doğu’ya yaptığı yatırımları, kadın istihdamına yaptığı katkıları yazdık çizdik. Hepsi de önemliydi. Öyle ki tam sayfa söyleşiye bile konuk etmiştim Bektaş’ı. Ardından patronu olduğu Hey Tekstil’de işçi çıkarmaları başladı. Tazminatsız işten atmalar, maaşları gasp etmeler. Kendisine açtığım kredi büyüktü, önceleri “Darboğazda, herhalde toparlar” dedim, “Tanıdığım Aynur Bektaş işçisinin haklarını verir” diye düşündüm. Olmadı. Öyle ki telefonlarımıza bile çıkmadı. Hey Tekstil işçileri ise 300 gündür haklarını alabilmek için direniyor. Onları desteklemek bizim görevimiz. Çağrılarına kulak verin: “Hey Tekstil işçileri sadece kendileri için değil ekmeğe ve adalete muhtaç bırakılan milyonlar için direniyorlar. Halkımızı bu direnişi desteklemeye, bugün saat 12.30’da yanımızda olmaya çağırıyoruz. Kanyon AVM önü…’