BİR TEŞEKKÜR ÖYKÜSÜ

Sevgili,

Okuyarak, başkasından görerek, duyarak öğrenilen ile kişisel tecrübenin ürünü çok ayrı oluyorlar.

Annemi yitirdiğim zaman bu gerçeği bir kez daha yaşadım.

Daha önce de yakınlarını yitirenlerin gazetelerde yayınlanan teşekkür ilanlarını görür, birer nezaket ifadesinden ibaret olduklarını sanır, içten gelen bir minnetin dışa vurumu olduklarını yaşayana kadar bilmezdim.

Böyle acılı günlerde gösterilen ilgili insanı başka türlü etkiliyor ve kişinin içinde, nasıl dışa vuracağını bilemediği minnet duygular uyandırıyor.

Açıkçası yayınlanan teşekkür ilanlarının bu minnetin ne kadarını ifadeye yettiğini bilmiyorum. Ama benim bugün Cumhuriyet’te yayınlanacak olan teşekkürümün duygularımı iletmekte çok yetersiz kaldığını söyleyebilirim.

Kimi zaman cenaze sırasında, bir dostun varlığını veya çelengini görmek, ya da sonra ki süreçte birinin sana ulaşması, ölüm gibi yokluğun karanlığının egemen olduğu ortamlarda birden çakılmış bir kibrit gibi bir anlık bir ışık oluyor.

***

Cenazelerde iki türlü cemaat olur: Gidenin yakınları, sevenleri, ve de arkada kalan yakınlarının, yakınları, dostları, arkadaşları.

Annemi yitirdiğim süreçte, yakınlarımın dostlarımın, arkadaşlarımın ve de mensubu olduğum iki topluluğun ilgisi beni çok duygulandırdı.

Galatasaray camiası içinde kendimi daha çocukken bulduğum, ilk kitaplarımı okuduğum dünya. dönem arkadaşlarımdan başlayıp, Galatasaray Eğitim Vakfı’na kadar uzayan bütün bir Galatasaray Camiası’nın sıcak ilgisi, içimi ısıttı.

Çalışma arkadaşlarımdan başlayıp, ailenin en yakın halkası olarak gördüğüm CUMOK’lara, oradan benim de altmış yıllık bir parçası olduğum ve Cumhuriyet ailesinin ayrılmaz bir rüknü , eskilerin deyimiyle “mütemmim cüzü” (tamamlayıcı bölümü) olan Cumhuriyet okurlarının destek ve dayanışması beni minnete gark etti.

Rahşan Hoca oğlunun, gelinlerinin, torunlarının yakınları tarafından iyi uğurlandı.

Beni, yaşları doksanı aşmış, kadim dostları Safinaz Teyze ile Mutahhar Teyze ( onlar benim için artık ailenin bir parçası hatta daha da yakını) nin bizzat Zincirlikuyu’ya kadar gelmeleri çok duygulandırdı ama şaşırtmadı.

Ama, gerçekten dünyanın dört bir yanından e posta, telefon ile ulaşan, cenazeye gelen, bağışta bulunan, öğrencilere burs bağlayan, onun adına helvasını bile hazırlatıp, eve gönderen, öğrencilerine çok şaşırdım.

Annemin öğrencilerince sevildiğini biliyordum. Ama bu kadarını beklemiyordum.

***

Akraba ve dostlarım ve de annemin öğretmenlik yılları dolasıyla bir hayli aşinası olduğum Avusturya Lisesi Camiası’nın başta bizzat Lise Müdürü Bay Zabini olmak, üzere gösterdikleri ilgi, göz yaşartıcı idi.

Avusturya Lisesiler Vakfı ile Avusturya Liseliler Derneği’nin 28 ocak perşembe saat 19.30 da günü kendi lokallerinde gerçekleştirecekleri anma günü de Rahşan Hoca’nın ruhunu şad edecek bir etkinlik.

Bugün Cumhuriyet’te yayınlanacak olan teşekkürün bunlar karşısındaki duygularımı ifadede yetersizliğine sıkılıyor, herkesi tek tek anmadığım için üzülüyordum ki, İlan servisindeki arkadaşlar, tabip doktorların isimlerinin yayınlanmasının reklam kabul edildiğini söylemesinler mi?

Sağılığın hızla metalaştığı, hak olmaktan çıkıp, ihtiyaca dönüştüğü, “paran kadar sağlıklı ol ve yaşa” düsturunun öne çıktığı (yalnız Türkiye’de değil tüm dünyada) bir ortamda, doktora teşekkür reklama giriyormuş.

Bir yaşıma daha girmiştim. Minnet duyduğumuz tabip doktorlara bu duygularımı iletemedim. Beni değil, devleti mazur görsünler lütfen!