2013 DE CHP

2013 ün kendisi için kritik eşik oluşturduğu kuruluşlardan biri de, Türkiye ölçeğinde baktığımızda, yükselen faşizme karşı direnme işlevinde yalnız başına kalmış CHP’dir.

Değerli bir CHP milletvekili bilim adamı dostum, tarihin Alman sosyal demokratlardan o kritik dönemde neden iktidar olacak oyu alamadıklarının değil, ama yükselen Hitler faşizmine karşı neden yeterince etkili bir direniş göstermediklerinin hesabını sorduğunu söylerken, adeta 2013 CHP sini kastediyordu.

Türkiye’de, yükselen faşizme karşı muhalefet görevi gerçekten tek CHP’nin sırtına yüklendiğini. söylediğimde parlamentodaki iki öbür muhalefet partisini hatırlatacaksınız. Ama unutmayalım ki, ne iddiada olursa olsun, yalnızca Kürt partisi BDP tüm Türkiye’yi temsilden uzaktır.

Bilmiyorum, MHP’dan da yükselen faşizme direniş göstermesini beklemenin abes olduğunu söylersem, okurlarım arasında bana karşı çıkanlar olur mu?

Eğer böyleleri var ise, kendilerine son yıllarda her kritik dönemde, MHP’nin oynadığı “stepne” rolünü anımsatmak isterim.

***

2013 yılı, CHP için, ilkelerini bir kez daha tereddüte mahal bırakmayacak açıklıkla belirlemek, muhalefetinin içeriğini ve yöntemlerini açıklığa kavuşturmak zamanıdır.

CHP’nin kafa karışıklığından kurtularak, ilkelerini belirlemesi, muhalefetinin yolunu yöntemini saptaması konusunda sağlıklı sonuçlara ulaşması, ancak hantal ve kafası karışık örgüt yapısından dinamik, katılımcı, tartışmacı, aktif bir örgüt yapısına ulaşmasıyla mümkün olacaktır.

CHP liler kendi geçmişlerine bakarken, partileri salt liderlerle değil, ama aynı zamanda dinamik yaratıcı örgütlerle başarıya ulaştığını fark etmek zorundadırlar.

Günümüz siyasetinde başarı örgütsel çalışkanlık ve yaratıcılığın ürünüdür.

Ecevit’i seçim zaferine götüren 1973 seçimleri bu gerçeğin kanıtıdır.

Evet o başarıda bir Karaoğlan imajının yadsınamaz etkisi vardı. Ama aynı zamanda ateş gibi çalışan yaratıcı bir örgüt de bulunuyordu Karaoğlan’ın arkasnda.

Kemal Bey’in CHP Genel Başkanlığı koltuğuna oturmasıyla umuda kapılanlar, salt yeni liderin tartışmasız dürüst ve çalışkan yapısına değil, aynı zamanda o genel başkanın altını dolduracak, tartışmacı, dinamik, katılımcı, çalışkan, üretken, gençlerin ve kadınların ağırlıklı şekilde temsil edildikleri parti kadrolaşmasının önünün açılmasına da bel bağlıyorlardı.

***

Politikaların oluşturulmasından, stratejilerin belirlenmesine kadar, önce partinin tabanını, sonra potansiyel seçmenlerini ve en sonunda da, yeni yandaşlarının görüşlerinin tabandan demokratik tartışmayla sağlıklı biçimde yansıtması ancak bu şekilde mümkün olabilecekti.

Bu örgütlenme modeli bugüne kadar hayata geçirilememiştir.

Birbirini izleyen kurultaylar, referandum ve seçim dolayısıyla sandık başına gitmeler, bu yaşamsal zorunluluğun yerine getirilememiş olmasının mazereti olabilirlerdi.

Ama artık mazeret kalmamıştır. Ve gelecek olan dönemin sorunlarını göğüslemede, yerel seçimlerde,Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ve nihayet genel seçimlerde başarı ancak yeni ve dinamik örgüt modeli ile gelecektir.

Tek başına genel başkanın kişiliği, vasıfları ya da çalışkanlığı yeterli olmayacaktır.

CHP örgütlenme açısından, 2013 te yeni hamleler yapamaz ise, ne yerel seçimlerde, ne Cumhurbaşkanlığı seçiminde, ne de faşizme direnmede umut verici bir alternatif oluşturabilir.

2013 ün treni de kaçırılırsa sonrası CHP için yeni olanaklar sunmaktan çok, yeni alternatif kurum oluşturma arayışlarına sahne olacaktır.

CHP hala yükseltilmekte olan faşizme karşı en güçlü direnme odağı olma olanağına sahip, bu olanağın kullanılması ise fırsatın fark edilmesi ve gereğinin yapılmasını gerektiriyor, onun yolu da tabandan demokratik örgütlenmeden geçiyor.