BALYOZ’DA COPY PASTE ANNE BABA

Balyoz davasının gerekçeli kararı üzerine en “uçuk” yorumlardan biri Zaman gazetesi yazarı Mümtaz’er Türköne’den gelmişti. Türköne 11 Ocak günkü yazısında şöyle yazmıştı: 


“Gerekçeli karar metni sağlam bir hukuk metni; çok dikkatli ve özenli kaleme alınmış. Hukuk fakültelerinde “olay incelemesi” olarak okutulmalı.”

“Uçuk” diyoruz çünkü; gerekçeli karara ayrıntılı bakınca; “Mümtaz’er Türköne ile aynı metni mi okuduk” diye soruyor insan… 
Sahi, Balyoz davasının gerekçeli kararı Zaman yazarı Türköne’nin dediği gibi “çok dikkatli ve özenle” mi kaleme alınmıştı, hatta hukuk fakültelerinde okutulmalı mıydı? 

Yoksa…
İlla okutulacaksa, bunun gerekçesi; geleceğin hukukçularına “böyle yapmayın” diye ibret alacakları bir örnek mi olmalıydı? 
Bu sorunun yanıtını arayalım…

COPY-PASTE KİMLİK

Sahteliği sayısızca kez kanıtlanmış word sayfalarından yola çıkarak mahkumiyet kararı vermek, darbenin yapılmamasına gerekçe olarak Çetin Doğan’ın kalp ameliyatını göstermek gibi uzun süredir tartışılan konulara; “sehven” diye açıklama getirileceğini bildiğimiz ama “Türkiye darbelerle yüzleşiyor” ilüzyonu altında hukuksal olarak oldukça kritik bir metinde “copy-paste’in dayanılmaz hafifliği” olarak yorumlanması gereken bir “özensizlik” daha ortaya çıktı. 

Uzun bir cümle oldu, farkındayım. Tane tane anlatalım…


Olması gerektiği gibi; 1435 sayfalık Balyoz davası gerekçeli kararının ilk 148 sayfasında 367 sanığın kimlik bilgileri yer alıyor. 

O 367 sanıktan 235’inci sırada olanın ismi; Ali Yasin Türker.
Deniz Kurmay Albay. 
Balyoz Davası’nda 16 yıl ağır hapis cezasına çarptırılan askerlerden biri. 
Maltepe Askeri Cezaevi’nde tutuklu. 

Gerekçeli kararın 104’üncü sayfasında; Kurmay Albay Türker’in kimlik bilgileri şöyle yazıyor:

“235- ALİ YASİN TÜRKER: Mehmet Ali oğlu, Ayşe’den olma, 01/11/1952 doğumlu, İstanbul ili, Çekmeköy ilçesi, Alemdağ köy/mahallesi, 1O cilt, 20 aile sıra no, 14 sıra no’da nüfusa kayıtlı…”


Gelelim kararın 101’inci sayfasında yer alan 225’inci sanıkla ilgili kimlik bilgilerine:

“225- ABDULLAH CAN ERENOGLU: Mehmet Ali oğlu, Ayşe’den olma, 01/11/1952 doğumlu, İstanbul ili, Çekmeköy ilçesi, Alemdağ köy/mahallesi, 1O cilt, 20 aile sıra no, 14 sıra no’da nüfusa kayıtlı…”

KURMAY ALBAY TÜRKER’İN GERÇEK KİMLİĞİ

Farketmişsinizdir sanırım; iki ayrı sanığın anne-babası, doğum tarihi, hatta nüfus kayıt numaraları aynı. Hayatın, hatta Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü’nün olağan akışına uygun olmayan bir durum söz konusuydu. 

Evet, ortada çok açık bir “copy-paste mimarlığı” vardı. Güney Deniz Saha Komutanı Koramiral Abdullah Can Erenoğlu’nun kimlik bilgileri, hiçbir noktasına virgülüne dokunulmadan Kurmay Albay Ali Yasin Türker’in hanesine de yapıştırılmıştı. 

Peki, Kurmay Albay Türker’in gerçek kimlik bilgileri ne olmalıydı, biz yazalım: 

“235- ALİ YASİN TÜRKER: Osman oğlu, Kadriye’den olma, 31/01/1967 doğumlu, Konya ili, Meram ilçesi, Gökyurt köy/mahallesi, 119 cilt, 215 aile sıra no, 14 sıra no’da nüfusa kayıtlı…”

TÜRKÖNE NEDEN “UÇTU”


Evet…
 Mesele, yapılan maddi “hata”nın davanın esası açısından önemi değil; mesele, böylesine kritik öneme sahip bir “hukuk” metninde yapılan özensizliğin, aslında davanın yürütülüş biçimine dair verdiği fikir. Davayı hakkıyla takip eden herkes biliyor ki; bu “copy-paste” ruhuyla, hem soruşturma hem de kovuşturma aşamasında sanıklara hukuk katliamı yapıldı. Ve örneğini verdiğimiz sadece bu durum bile, yaşanan hukuk katliamının dışavurumlarından biri.

Hal böyleyken; Mümtaz’er Türköne’nin “Gerekçeli karar metni sağlam bir hukuk metni; çok dikkatli ve özenli kaleme alınmış. Hukuk fakültelerinde “olay incelemesi” olarak okutulmalı” saptaması ve temennisi oldukça “uçuk” kaçıyor. 

Hukuk fakültesi dekanlarına da; bu davanın, gerekçeli kararıyla birlikte “örnek alınmaması gereken” bir yaşanmışlık olarak okutulmasına önayak olmaları görevi düşüyor.