HURŞİT TOLON VE ZİRVE DAVASI

Eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Hurşit Tolon geçtiğimiz Cuma günü Zirve Yayınevi davasında tutuklandı. Biri Alman uyruklu üç misyonerin öldürülmesine ilişkin Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın ek iddianamesinde Tolon, bir numaralı sanıktı. Tutuklanmasının “TSK’nın yargılandığının kabulü” olduğunu söyleyen Tolon, “onursuz özgürlüğe şerefli esareti tercih ederim” demişti. Hurşit Tolon, Zirve Davası’na ilişkin sorularımızı yanıtladı.

Zirve Yayınevi davasında Tolon’un sanık olmasının iddianamede iki delili var. Birincisi Tolon’un cinayet günü Malatya İnönü Üniversitesi’nde konferans vermesi. İkinci delil ise ordudan disiplinsizlik nedeniyle atılan İlker Çınar’ın ifadeleri. Çınar, TSK’da TUSHAD isminde bir yapılanma olduğunu, bu yapılanmanın başında Hurşit Tolon’un bulunduğunu, Zirve Yayınevi cinayetlerini bu yapılanmanın gerçekleştirdiğini iddia ediyordu. 1992 yılında TSK’ya giren Çınar, 1993 yılında ordudan atılmış, ardından Hıristiyan olarak misyonerlik faaliyetlerinde bulunmuştu. Tolon’a iddianamede yer alan ve tutuklanmasına neden olan iddiaları sorduk.

Olay günü Malatya’da bulunmanızın nedeni nedir? Malatya’da zamanınızı nasıl geçirdiniz?
İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sayın Fatih Hilmioğlu olay tarihinden yaklaşık bir ay kadar önce beni telefonla arayarak üniversiteye konferans vermek üzere davet etti (Emeklilik dönemimde 30’a yakın üniversitede konferans vermiştim). Daha sonra konferansın konusu, tarihi ve ulaşım, konaklama konularında birkaç telefon görüşmesi yaptık. Karşılıklı olarak 18 Nisan 2007 tarihi 14:00 olarak konferans zamanını tayin ettik. Üniversite tarafından gönderilen uçak biletiyle 17 Nisan 2007 akşamı 20:00 civarında eşimle birlikte tarifeli THY uçağıyla Malatya’ya gittik. Havaalanında 2. Ordu Komutanı Sayın Hasan Iğsız ve Üniversite Rektörü Prof. Dr. Sayın Fatih Hilmioğlu eşli olarak beni ve eşimi karşıladılar. Birlikte orduevine gittik. Ve akşam yemeğinde birlikte olduk. Sabah Ordu Komutanı ve eşiyle kahvaltı ettik. Daha sonra ben nezaket ziyaretinde bulunmak üzere Ordu Karargahı’na gittim. Öğle yemeğinde Sayın Rektör ve yardımcılarıyla birlikte olduk. 14.00’te konferansım başladı. Soru cevap bölümü ile yaklaşık 16.30 civarında sona erdi.

Üniversite kafeteryasına geçildi. Eşlerimiz ve sayın Ordu Komutanının gelişine müteakip, Ordu Komutanı ve eşi Ordu kurmay başkanı ve eşi, rektör ve eşi ile ben ve eşim akşam yemeğinde birlikte olduk. Yemeği müteakip 21.00 civarında Malatya’dan ayrılıp Ankara’ya döndük.

NECDET ÖZEL DE KARŞILADI

Konferansın konusu neydi, misyonerlik bahsi geçti mi?

"21.Yüzyılda Kuşatılan Türkiye". Kesin olarak misyonerlik konusunda tek bir kelime geçmedi.

Askerlik yaşamınızda misyonerlik ile ilgili bir görev yaptınız mı?

Hayır hiç ilgilenmedim.

Malatya’ya gittiğinizde Hasan Iğsız sizi törenle karşıladı mı?

18 Nisan 2007 sabahı 2. Ordu Komutanlığı Karargahı’na gittiğimde Ordu Komutanı beni tören mangasıyla karşıladı. Bu şahsıma özel bir uygulama olmayıp, çok üst rütbelerden emekli olmuş olanların nezaket kuralı olmanın yanında ilk kez ziyaret ettiğimiz bir komutanlıkta geleneksel bir uygulamadır. Yazılı bir kural değildir.

Gittiğimiz pek çok garnizonda aynı uygulama yapılmaktadır. Ben de aynı şekilde benden büyük orgeneral/oramiral emeklilerini aynı şekilde karşılardım. Nitekim emeklilik dönemimde ziyaret ettiğim Ege Ordu Komutanlığı’nda Sayın Necdet Özel beni aynı şekilde karşılamıştı.

YA RASTLANTI YA KOMPLO

Siz Malatya’ya 17 Nisan Akşamı geliyor, 19 Nisan’da Malatya’dan ayrılıyorsunuz. Sanıklar 16 Nisan’da işleyecekleri cinayeti 2 gün erteleyip,18 Nisan’da gerçekleştiriyorlar. Böylece cinayet ile sizin konferansınız aynı güne denk geliyor. Bu çakışma için ne diyorsunuz?

Çakışma için iki şey söylenebilir:

  1. Tamamen talihsiz bir rastlantı,
  2. Konferans tarihinin Üniversite tarafından önceden yayınlanması nedeniyle planlı bir şekilde tehir edilmesi. Bu menfur cinayetlerin tertipçileri daha yüksek seviyede organizatör ise elbette bu da akla gelmektedir.

TSK’da TUSHAD (Türkiye Ulusal Stratejiler ve Harekat Dairesi) isimli bir yapılanma var mı? Siz böyle bir oluşumda görev aldınız mı?

TSK’da böyle bir oluşum yoktur. Silahlı Kuvvetler bünyesinde adı TÜRKİYE olarak başlayan bir alt kuruluş olamaz. Olmayan bir kuruluşta görev almam söz konusu değildir.

KATIKSIZ MÜFTERİ

İlker ÇINAR kimdir? TSK ile ilişkisi nedir?

Tanımıyorum "Ergenekon’un zirvesi" isimli kitap ile, davaya ilişkin iddianamede öğrendiğim katıksız bir müfteridir.

İddianameden öğrendiğim kadar; 1992 yılında uzman onbaşı olarak Kara Kuvvetleri Komutanlığı ile sözleşmeli olarak göreve başlamış. 1993 yılında görevli olduğu 10 uncu Zırhlı Tugay’da "mesaiye alkollü geldiği için" 14 gün disiplin cezası almış (23 Haziran 1993). Daha sonra 30 Temmuz 1993’te firar ettiği için 33.Tugay Askeri Mahkemesi’nin 3 Ekim 1993 tarih 1993/871, 1993/421 sayılı kararı ile 5 ay hapis cezası almış. 11 Kasım 1993-10 Şubat 1994 tarihleri arasında cezaevinde. 23 Kasım 1993’te sözleşmesi fesh edilmiş. 28 Temmuz 1997’de yeniden göreve dönme talebi Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nca reddedilmiş.

Dolayısı ile bu müfterinin aslı olmayan TUSHAD isimli bir kuruluşa tugayda-firarda-hapiste geçirdiği 1993 yılında katılması tamamen hayaldir. Disiplinsizlik nedeniyle TSK’dan ayrılan personelin müracaat ederek tekrar TSK’ya alınması Özel Kuvvetler Komutanlığı’nda görev yapması mümkün değildir. Özel Kuvvetler Komutanlığı’na katılmak için müracatı da yoktur.

Genelkurmay Başkanlığı’ndan yaptığımız talebe verilen 16 Ağustos 1012 tarihli yanıta göre 23 Kasım 1993 tarihinde 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu ve Uzman Erbaş Yönetmeliği’nin 13. Maddesi gereğince 10. Zırhlı Tugay tarafından sözleşmesi fesh edilmiştir.

İddianamenin bütününü nasıl değerlendiriyorsunuz?

Hudutsuz hayal gücüne dayalı bir senaryo için tedarik edilmiş geçmişi çok parlak olmayan bir müfterinin yüklenmiş bilgilerine dayalı hukuk tarihine geçecek özellikte eşsiz bir iftiraname olarak değerlendiriyorum.