İNSANLIK ÇILDIRMIŞ!

Boğaziçi Üniversitesi ev sahipliğinde, Hrant Dink Vakfı tarafından organize edilen İnsan Hakları ve İfade Özgürlüğü Konferansı‘nda bu sene konuşmacı Noam Chomsky’ydi. Düşünür, yazar, dilbilimci, seveni kadar sevmeyeni de olan, her daim anarşist ruhlu Chomsky ile, konferans öncesinde Boğaziçi Üniversitesi birkaç gazetecinin katıldığı bir yuvarlak masa toplantısı düzenlenmişti. Keyifli ve göz açıp kapayıncaya dek hızla geçen bir saatte sorularımızı sorduk, yanıtlarımızı aldık. Sonra o bize sorular sordu, yanıtlamaya çalıştık…

Bu çok özel randevuya gelirim deyip gelemeyen Mehmet Ali Birand’ın yokluğuyla açıldı toplantı, sonra…

Sonra, işte Chomsky’den yanıtlar:

Dünya nereye gidiyor?

Her konuşmasında en önce ABD’ye çatan, ülke yönetimine ve kapitalizme muhalif tutumunu ortaya koyan Chomsky’ye göre, dünya iyi bir yere gitmiyor…

Dünyayı bekleyen ilk büyük tehlike çevresel facia.

"Tam bir felakete gidiyoruz. İnsanlık çıldırmış. Kendi sonunu hazırlamak için yarış halinde. Doğayla kavgalıyız. Çevre sorununa uyanmamış, böyle bir kuşkusu, endişesi olmayanlar dünyası… Bunun örneğini son Amerikan seçimlerinde bir gördük… "

Chomsky’ye göre bu "total felakete" karşı daha bilinçli olanlar zengin ülkeler değil, yerli halkları çok olan ülkeler. Örneğin Bolivya, Avustralya, Kolombiya, Eskimolar … "Bolivya’da insan haklarından daha çok doğa haklarını koruyan yasalar getirdiler. Batı buna güldü ama Batı ve ABD bu felakete karşı hiç bir şey yapmıyor."

Chomsky’ye göre dünyayı bekleyen öteki en büyük tehlike ise Nükleer Savaş. Hele odak noktası Orta Doğu olunca Türkiye’nin de önemsemesi gereken bir konu. Bu konuda mutlak bir şeyler yapılabileceğine inanıyor. Toplantıda zaman sınırlıydı bu konuya derinlemesine girmedik ama daha önce yazdığı yüzlerce makalede, nükleer silahlardan arınmış bir Orta Doğu özlemini biliyorum. "İnsanlığın ölümcül yarışı durdurması, nükleer silahlardan arınarak gerçekleşebilir" diyor.

Ya Umut ?

Çizdiği bu karamsar tabloda "Ya umut nerede?" diye sordum. Öyle ya, yaşamın sürmesi için umut şart.

Yanıt "İnsan ilişkilerinde ve insani değerlerde… Bir de her şeye karşın, yaşanan gelişmelerde" diye geldi.

Gelişmeye örnekler vermeye , ilk kadın haklarından başlayınca içimden koca bir eyvah çektim! Ülkemdeki durumu bilseydi , örneğin N.C. davasını bilse herhalde bu örneği vermezdi. Verdiği başka örnekler: Dünyada azınlık haklarındaki ilerleme, bilim ve ilimdeki gelişmeler, hayvan hakları, çevrecilik bilinci, savaş karşıtlığının artışı…

"Nasıl umut verebildim mi?" diye sorduğunda; galiba kendi de pek umut veremediğinin farkındaydı. Onun üzerine ekledi: " Bakın hayatta iki seçeneğiniz var: Hayatta ya kötümser olacaksınız, ya da iyimser… Siz de ikisinden birine karar verin!".

Eğitimin metalaşması

Eğitim, Chomsky’nin uzmanlık alanı. Günümüzde eğitimin bir ticaret, bir iş haline dönüşmesini yeriyor. Her alanda olduğu gibi, eğitim alanında da "nasıl para kazanılır"ın ön plana geçtiğini vurguluyor. Her tasarıda artık ilk sorumuz: "Ekonomiye ne yararı olacak?"

Eğitimin paralı olması için hiç ama hiç bir gerekçe olmadığını söylüyor. Zengin ülkelerde eğitimin paralı ama yoksul ülkelerde (örneğin Meksika’da) parasız olduğuna dikkat çekiyor.

Türkiye’de paralı eğitime karşı çıktıkları için öğrencilerin cezalandırılmasına şaşıyor. Nasıl bir ceza diye soruyor. Hapis diyoruz. Daha da şaşıyor!

"Ermeni- Türk- Kürt"

Yuvarlak masamıza gelen "Suriye için ne düşünüyor" sorusu, sonraki konferans konusuydu, onu geçtik.

Türkiye’de Kürt-Türk ilişkileri ve son gelişmeler üzerine onun soruları vardı. Onlara yanıt aldı… Paris’teki üç cinayetten sonra diyalog sürecinin sekteye uğramaması için verilen çabaları, hatta bu konuda medyanın tavrını, özenini çok olumlu bulduğunu söyledi. İngiltere-İRA deneyimlerini paylaştı. Burada da iki seçenekten söz etti: "Ya bana karşı şiddet var, ben daha büyük şiddet kullanarak seni yok ederim… Ya da birlikte nasıl düze çıkarız, bu ölümcül döngüyü nasıl yok ederiz… İkisinden birine karar vermek gerek" dedi.

6 Yıl önce göz göre göre, planlı programlı, bile isteye öldürülen can dostumuz, meslektaşımız sevgili Hrant Dink bugün hayatta olsaydı, belki de Noam Chomsky’yle bu sabah bu toplantı olmayacaktı.

Türkiye’de Ermenilere karşı süregelen haksızlık, 1915’in inkarı söz konusu olduğunda Chomsky özetle şunları söyledi:

"Bugün Türkiye’de bunların konuşuluyor olabilmesi bile olumludur. ABD 400 yıldır, kızılderililere karşı yaptığı soykırımı inkar ediyor. 1960’lara dek tam bir sessizlik vardı. Şimdi de çok cılız bir ses çıksa bile tepki hiç yok… Amerika kıtasında 80 milyon insan yok edildi. Kanada, ABD, Avustralya en korkunç soykırım yaptılar . Tam bir sessizlik. Fransa’nın Haiti’de yaptıklarına bakın! Bugün ABD.de Kölelik Müzesi yok."

"Tencere dibin kara, seninki benden kara" demenin İngilizcesi zordu, Chomsky’ye söyleyemedim. İllaki 400 yıl beklemek şart mı diye soranımız olmadı, çünkü bir saatimiz sona ermişti.