MUŞMULA

Suriye halkına, “Fetih yakındır!” müjdesi veriyor, Adem.

İstanbul, Maltepe sahil yolunda yarı otomatik av tüfeğiyle bıldırcın avına çıkıyor, Badem.

“Bu ülkede ulusalcı geçinenler önümüzü kesmeye çalıştılar, kesemediler, kesemeyecekler,” diyor Adem.

Koyun, keçi, dana, sığır, at, deve kesemediği zamanlar; tanıdık tanımadık, köylüsünü kentlisini, kafasını kızdıranı kıtır kıtır doğruyor, Badem.

Sigara sağlığa zararlıdır diye basıyor zammı, ekranlardaki cennet spotu, “dumansız hava sahası”. Cehennem spotunda, KOAH ile kanser arasında ölümlerden ölüm seçtiriyor, Adem.

Bedava kömür dumanını, “Oh, sigarasız hava!” diye içine çekiyor, Badem.

Filtresiz fabrika bacalarının kustuğu kanserojen buluta, bana mısın demiyor. Egzos ve lağım kokusundan zaten rahatsız değil. Arabasına evine, güzel koksun diye sıktığı kimyasal zehir partiküllerini; kavun karpuz, leylak lavanta özüymüş gibi soluyor. Zaten doğuştan KOAH da, tıknefesim sanıyor. Kırkına gelince, onkolojiyi boyluyor.

Hayret, sigara da içmezdi, alkol de kullanmaz, Badem… “Dumansız hava sahasında” döllediği çocuk, nasıl olup da bazen astım, bazen de kanserli doğuyor?

***

Dünyanın kalite markası diye aradığı, tok Anadolu buğdayını ektirmiyorlar. Halka Cargill’in, Mosanto’nun GDO’lu kof buğdayını yediriyorlar. Adem de farkında, unun un olmadığını. Beyaz ekmeğin sofralardan kaldırılmasını ve “Has, samimi buğday unundan” ekmek üretimini, buyuruyor.

Buğdayın dili yok ki “GDO’luyum has olamam, konuşmuyorum samimi olamam,” desin?

Adem’in has ve samimi buğday unundan anladığı, kabuğuyla birlikte öğütülmüşü.

Kof una kepek karışınca, soysuz buğday, içi boş ekmek yediğini farketmeyecek, Badem!

***

Kızların eğitimi ve kadınların doğurganlığı konusunda biraz çelişkili, Adem. Kız çocukları önce Kur’anı bilsin, sonra okula gitsin, okusun, diyor. Ama meslek sahibi olsa da çalışmasın, evde oturup en az üç çocuk yapsın, istiyor. Sezaryeni kısıtlaması bundan.

Haliyle şaşırıyor, Badem. Karının okumuşu, evde yediği dayağa da ses çıkaracak, hatta boşanacak. Peki Badem, işsizliğinin, öz güvensizliğinin, beceriksizliğinin hırsını, karısından değilse, kimden çıkaracak? Babası da anasını dövmez miydi? Emri Hak değil miydi, imam efendi “dövebilirsiniz” demişti, hani?

Adem’in başını bağlasın, okula gitsin, eğitim alsın, ama evde oturup Kur’an okusun, Müslüman muhafazakar çocuklar yetiştirsin istediği kızlardan; karı alabildiklerini bir güzel dövüyor, akıllanmazlarsa da öldürüyor, Badem. Karı alamadıklarını, önce tecavüz ediyor, sonra öldürüyor.

Yunan işgalinde bunca çocuk ve kadın tecavüze uğrayıp öldürülmediydi, bu ülkede!

Ama Adem, yerleştirdiği taassup arttıkça Badem’in saldırganlaştığını, imam sayısı çoğaldıkça kadın cinayetlerinin çoğaldığını göz göre göre anlamazlıktan geliyor.

Çünkü taassup, baskı ve dayak, Badem’lerin Adem’e biatı, Adem’e itaatı için de lazım.

***

Silahlı külahlı Kürtçülere, « PKK ile barış » eli uzatıyor, Adem.

Silahsız külahsız Kürtçüleri, KCK davasından içeri tıkıyor, Badem.

Kimse çıkıp « Bu ne perhiz, ne lahana turşusu? » diye sormadığına göre… Demek ki Adem perhiz, Badem de lahana turşucusu.

Gazze’den Arakan’a, Suriye’den Nijerya’ya, nerede geri kalmış bir ülke, ezilmiş bir halk varsa, hepsinin « insan hakları »nı savunuyor, Adem.

İleri demokrasinin ezdiği, gaspettiği « İnsan Hakları » savunucuları hukukçuları, avukatları tutukluyor, beslemesi Badem.

Balyoz dedi, Ergenekon dedi, sivil, asker, ne kadar muhalifi varsa Adem tuttu, Badem yoldu, pişirdi, birlikte yediler. Doymadılar.

Gözünün üstünde kaşın var diyeni basıp götürüyorlar.

Bu ülkenin başka sahibi yok mu, gerçekten?

Bıkmadık mı, Adem’le Badem arasında ezilmekten?

Muşmula mıyız biz?

Korku, vebadan daha bulaşıcı olup göz temasıyla bile kapılır.
NİCOLAS GOGOL

«G» NOKTASI

Dünyanın en pahalı internet ağı, Türkiye’de pazarlanıyor. Türk Telekom’a bağlı TTNET’in en ucuz “limitsiz fibernet” hizmetine ödediğimiz ücret, 69 TL. Zaten limitsiz ADSL ücretleri de farklı değil. Avrupa’da fiber altyapılı aynı hizmetin karşılığı, sıkı durun, sadece 22 TL. Üstüne bir de telefonu hediye, kotalı GSM veriyorlar. Zaten “limitsiz internet + televizyon + GSM ya da sabit telefon” paketi 45 TL!

TTNET’in “limitli internet” kotaları daha da beter bir tuzak. Kota hemen aşıldığından kürekle para ödüyor, alın terinizi damla damla Suudi Oger ve Muhammed Hariri’nin cebine akıtıyorsunuz.

ADLS ya da Fiber altyapı Telekom’a ait olduğundan, rakip operatörler ya TTNET’ten kiraladıkları ya da TTNET’i ölçü aldıkları için internet ücretleri aşağı çekilmiyor.

Anlasanıza: İleri demokrasi, nasıl tutuklayıp susturuyorsa… İleri teknoloji de öyle tutup böyle yoluyor, işte.