KADIN İSTİHDAMI, KREŞLER VE TÜRKİYE GERÇEKLERİ…

Borusan Holding’in önceki gün başlattığı yeni kurumsal sosyal sorumluluk projesi ile birlikte, uzun süredir uykuya yatmış olan hem kadın istihdamı konusu hem de çalışan kadının önündeki en büyük engellerden biri olan kreş sorunu yeniden gündeme geldi. Sosyal sorumluluk kapsamında bir ilki başlattığı için Borusan’ın projesi gerçekten önemli. Holding, iki bakanlığın işbirliği ile 10 ilde organize sanayi bölgelerinde (OGS) kreş ve gündüz bakım evleri inşa edecek. Proje kapsamında ilki Adıyaman’da olmak üzere 10 ilde 75-150 çocuk kapasiteli 10 kreş açılacak. 
Önceki gün bir grup kadın gazeteci ile birlikte Swissotel’de bu işbirliğinin açıklandığı bir toplantıda Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin; Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün ve Borusan Holding üst yöneticisi Agah Uğur ile bir araya geldik. Kadın istihdamını arttırıcı politikalardan biri olarak kreş açmak kuşkusuz son derece önemli. Peki Borusan’ın öncülük ettiği bir kampanyayı Türkiye geneline yaygınlaştırmak nasıl gerçekleşecek?

Sadece gönüllülük esasına mı dayalı olacak? Yani Borusan gibi onlarca babayiğidin çıkmasını mı bekleyeceğiz? Eğer öyleyse kadın istihdamının artması hayalden öteye gidemez. Bakan Ergün, OGS’lerde kreş açılmasını teşvik etmek için düzenlemeler yaptıklarını anlattı, ancak bir yasal zorunluluk olmadığını belirtti. Uzun yıllar boyu sanayi tesislerinin çevreye tarifsiz zararlar verdiklerini, ancak içinde cezai şartların da olduğu yasal düzenleme yapıldıktan sonra arıtma yükümlülüklerini yerine getirmeye başladıklarını ve bunun bile epey süre sonra gerçekleştiğini hepimiz biliyoruz. Toplantıda “Türkiye’deki şirketlerin kadın konusuna en duyarlı olanlarında bile emzirme odalarının bulunmadığı” gerçeği dillendirildi. Neden OGS’lerde kreş açılmasının bir yasal zorunluluk olarak ortaya konamadığına ilişkin sorum ne yazık ki yanıtsız kaldı.

Bugün Türkiye’de 250 civarında OGS var. Bunların 157’si aktif. Buralarda çalışan kadın sayısı ise 150 bin kadar. Dolayısıyla zaten kadın çalışan sayısının hayli az olduğu bir alandan bahsediyoruz. Kaldı ki orada bile “Her OGS’ye kreş açılacak” lafı telaffuz edilemiyor. 
Öte yandan tam kreş müjdesinin verildiği gün, kamu kurum ve kuruluşlarına ait kreş ve çocuk bakım evlerinin aylık ücretlerine zam yapılması, bu konudaki samimiyetsizliğin göstergesi değil mi? 
Hazır başlamışken biraz daha rakam vereyim. Türkiye’de yaklaşık 7 milyon kadın aktif olarak çalışıyor. Kadınların işgücüne katılma oranı yüzde 28.8. Bu oran Rusya’da yüzde 68, Güney Kore’de yüzde 55, Meksika’da yüzde 46, Macaristan’da yüzde 57, Brezilya’da ise yüzde 63.5…
Fatma Şahin’in bir kadın bakan olarak kreş konusundaki istekliliğini, çabalarını görüyorum.

Ancak Türkiye’de kadın istihdamının artması için öncelikle zihniyetlerin değişmesi gerekiyor. Bakanlarla yaptığımız toplantıda “Başbakan’ın 3 çocuk ısrarı ile kadın istihdamının çelişip çelişmediğine” yönelik ısrarlı sorularımıza verilen yanıtlar, bu zihniyetin değişme gibi bir niyetinin olamayacağını da ortaya koydu. 
Bir yanda “Kadın istihdamını arttırmak istiyoruz” derken öte yandan “Türkiye’nin en büyük 10 ekonomisi arasına girmek için genç nüfusumuzun artması gerek. Bunun için çok çocuk doğurun” demek, hatta Başbakan’ın 3 çocuk diye işaret ettiği sayı ile bile yetinmeyip bunu 5 çocuk diye değiştirmesi ne kadar gerçekçi? 3-5 çocuklu bir kadının çalışması ne kadar mümkün? 
Öyleyse neden göstermelik kadın istihdamı polemiği yapılıyor, genelgeler yayımlanıyor? Peşinden, kadın çalıştıran patronlara teşvik primleri yağdırılıyor. Aynı anda, 3 de yetmez 5 çocuk doğurun, deniyor. Yetmiyor, kürtaj neredeyse yasaklanır hale getiriliyor, kadının kendi bedeni üzerindeki hakları elinden alınıyor. 
Tam da insanın, “Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu” diyesi geliyor. 
Kadının iş hayatında yer almasını gerçekten isteyen bir hükümet bunun kapılarını da aralar.

Kadın istihdamı arttırılmak isteniyorsa AKP’nin öncelikle kadın ve erkeği eşit seviyede görmesi gerekiyor. Sadece eş ve anne olarak görmekten vazgeçmeli öncelikle.

Başbakan’ın “5 çocuk doğurun” demesi ise kadınlara hakaret. Bakamadıktan ve gereken ihtiyaçlarını karşılayamadıktan sonra neden fazla çocuk doğursun kadınlar?

Bugün kadınların başta şiddet olmak üzere yığınla sorunları varken AKP’nin tek önceliği, kendi toplumunu yaratma peşinde olması ve bunu da kadını kullanarak yapıyor.

Öncelikle bunu görmeliyiz.