ŞANGAY’IN ALTINCI SÜVARİSİ

AKP’li Başbakan Cem TV’ye çıkacak değil ya, elbette ki AKP yandaşı Kanal 24’e verdiği röportajda açıkladı : Rusya Devlet Başkanı Putin’e « Zaman zaman bize takılıyorsun. AB’de ne işin var diyorsun. O zaman ben de şimdi size takılayım. Hadi gelin bizi Şangay Beşlisi’ne dahil edin, biz de AB’yi gözden geçirelim, şeklinde bir latife yaptım,” demiş…

İfade, içerik açısından sorunlu, kapsam açısından düşündürücü.

Erdoğan ve Putin’in birbirlerine “sen” diye hitap ederken, kendilerinden “biz” diye söz etmeleri, oldukça tuhaf bir durum. Putin’in, Türkiye’nin AB üyeliğini Erdoğan’ın şahsında “AB’de ne işin var?” diye sorgulaması, daha da tuhaf…

Sonuç olarak her iki liderin de kendilerinden söz ederken devleti konuşturdukları anlaşılıyor ki… Ego dediğimiz benliğin devlete özdeş şişmesi, epeyce vahim. Bu gibi yapışık düzen şişmelerde, Lafontaine haklı çıkmaz, çünkü. Ego patlaması devleti, devlet patlaması da egoyu söndürür.

***

İşte bu yüzdendir ki sizler, Başbakan’ın egosu ve devletin bekaasına her gün duacı olmalısınız, sevgili okurlarım.

İzninizle ben katılmayayım, çünkü son zamanlarda gayet anarşist takılıyorum ve ne patlarsa patlasın noktasındayım.

Üstelik, istisnai olarak Başbakan’la aynı fikirdeyim, Sayın Erdoğan’a hak veriyorum!

Yaşadığımız Türkiye, Başbakan Erdoğan’dır. Başbakan Erdoğan da yaşadığımız Türkiye.

Ve Erdoğan’ın Putin’e latife diye yaptığı öneri ciddiye alınmalıdır. Çünkü bu Türkiye’nin asıl yeri gerçekten Rusya, Çin, Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan’ın yanında, “Şangay Beşlisi” arasında olmalıdır.

Örgütün gerçek adı, Şanghay İşbirliği Örgütü. Ama örgüt üyelerine bakınca, Mahşer’in dört atlısı varsa, Şangay’ın Beşlisi bunlar, dedirtiyor doğrusu!

Boşuna bir araya gelmemişler. Hepsi eski Sovyet, dolaylı komünist. Beşi de cumhuriyet olmak iddiasında. Dördünün tepesinde de seçilmiş birer müstebit, parlamenter çoğunluğa dayalı istibdat, yani despotluk rejimiyle yönetiliyor.

***

Düz komünist Çin Halk Cumhuriyeti’nde seçim de yapılmıyor. Çin’in 1,3 milyar nüfusu var. Ama sadece 82 milyon Komünist Parti üyesi halk, 2270 delegesi cumhur sayılıyor. Çin Cumhurbaşkanı’nı güya onlar seçiyor. Ne var ki kimin seçileceği önceden belirleniyor.

“Şangay Beşlisi”nin diğer dört müstebitinin oy oranları ise demokrasi seçimle gelir sananlara kapak olacak cinsten:

Kazakistan’ın tarihindeki ilk ve kuşkusuz ölünceye kadar tek cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev, 2005 yılındaki seçimlerde oyların % 91.15’iyle oturduğu koltuğa, 2011 yılındaki seçimlerde %95,50 oy oranıyla çivilendi.

Tacikistan’ın 1994’ten beri değişmeyen Cumhurbaşkanı İmamali Rahman, en son 2005’te oyların % 79,30’unu alarak rekor tazeledi.

Kırgızistan, Türkiye’nin arzularını coşturan bir örnek: Almazbek Atambayev, başbakan iken girdiği 2011 yılı seçimlerinde, akla yakın ve inandırıcı % 63 oy oranıyla cumhurbaşkanı seçildi. Ne hoş değil mi?

***

Rusya da Türkiye’nin “darısı başıma” diyebileceği bir model: Putin ile Medvedev, sürekli, düzenli, sorunsuz halef selef. Medmedev başbakanken Putin cumhurbaşkanı seçiliyor. Putin cumhurbaşkanıyken, Medvedev başbakan oluyor. Raslantıya bakın ki Başbakan Putin de 2012’de, tıpatıp Kırgız Atambayev’in oy oranı, % 63’le cumhurbaşkanı seçildi!

Elbette ki hepsinin seçimleri hileli, oy oranları da uyduruk. Sadece ilk ikisi görgüsüz, öteki ikisi görgülü despot.

Ya bizdeki seçimler, hilesiz midirler?

Türkiye’nin nesi bu ülkelerden daha demokrat? Polisi mi daha mülayim, valisi mi daha tarafsız, ifade özgürlüğü mü daha geniş, baskılar, baskınlar daha mı az, zindanları mı daha boş? Muhalefet mi kaldı, sendika mı bıraktılar, hukuk mu var?

Elbet bu Türkiye giremez AB’ne, ama Şangay’ın altıncı süvarisi olmaya çok yakışır!

İki gereksiz organ vardır: Prostat ve cumhurbaşkanlığı.

GEORGES CLEMENCEAU*

*(Fransa’nın 75.inci Başbakanı)

“G” NOKTASI

ÖLÜM GODOT’YU BEKLEMEZ
Bütün bayram yerleri bütün sevinçler
hepsi toplansa koca bir lunaparkta
hiçbiri çocukluğunun bir günü etmez
çok eskiden
küçük kuşların kanatlarından
hızlı mıydı adımların
yollar ya kayar ya döner artık
beyaz duvarlarla omuz omuza
yemek kuyruklarında
gecenin seslerini de duymazsın
yaz güneşinde de kış güneşinde de
donarsın
mevsimlerin kardeş olur
ayıramazsın
tatildeyken herkes
Paris’teki yalnızlık olursun
takvimlerde yaşarsın cumartesi pazarları
İrlanda kasabalarında
bin tane masalın hangisindeydi
ilk sevdiğin
şimdi unuttuğun geçmişine gölgen vuruyor
yönünü değiştiremediğin çığlıkların gidiyor
göremediğin ufuklara
Ölüm aldırmaz geçmişe
gelen günlere huzurevlerine

A.KADRİ ERGİN
-Samuel Beckett’in anısına, saygıyla-