BAŞBAKAN’IN ‘ÇOK ÇOCUK’ SÖYLEMİNİ TAKAN OLMADI

Hay Allah; Başbakan Tayyip Erdoğan’ı yine kızdırmış olmalıyız. Önceki gün Türkiye’nin nüfus verileri açıklandı. TÜİK verilerine göre nüfusumuz 903 bin 115 kişi artarak 75 milyon 627 bine yükseldi ancak görüldü ki nüfus artış hızı Başbakan’ın isteklerini karşılamaktan çok uzak. 2010 yılında binde 15.8, 2011’de binde 13.5 olan yıllık nüfus artış hızı 2012’de binde 12’ye düşmüş… Belli ki halk başbakanlarına olan büyük sempatisine karşın 3 çocukla başlayıp 5 çocuğa kadar yükselttiği ve her fırsatta dile getirdiği “çok çocuk doğurun” söylemini takmıyor. Neden dinlesin ki? Önünde dikilip duran işsizlik kâbusu varken, özellikle genç işsizlik alıp başını gitmişken, aileler yoksulluk sınırının altında bir gelirle yaşamlarını sürdürmeye çalışırken…

Türkiye iç dinamikleri sürekli değişen bir ülke. Hızlı kentleşme, aile yapısının“çekirdek aileye” dönüşmesi, yeni “orta sınıf”ın ortaya çıkışı insanların beklentilerini de, hayata bakışlarını da ister istemez değiştirdi. Haklı olarak ev sahibi olmak, bir araba edinmek, modaya uygun giyinmek istiyorlar…

Sürekli pompalanan tüketim ekonomisi sonucunda bugün Türkiye’de insanlar bitmeyen bir borç yükü içinde: (TÜİK 2011 verilerine göre hane halkının yüzde 45’i gelirinden daha fazlasını harcıyor.) Yeni evler, arabalar, okul taksitleri, plazma TV’ler, modeli sıklıkla yenilenen cep telefonları… Ailelerin harcamaları ve beklentileri doğal olarak çocukları da etkiliyor. Sonuç: İstekleri sonsuz olan bir nesil.

Tüm bu gerçekler karşılarında dururken aileler neden 3 çocuk yapsın ki?Aziz Nesin’in Türk halkının zekâ seviyesine ilişkin tespitleri bir önceki nesiller için doğru olsa da, günümüz insanı her ne kadar Başbakan’a biat etmede yarışıyor görünse de, iş kendi kesesine dokununca, kendi yaşamına gelince“buraya kadar” diyebiliyor demek ki.

Geçen hafta bir toplantıda bir araya geldiğimiz Sanayi Bakanı Nihat Ergün“Gelir düzeyi yüksek ve eğitimli insanlar çok çocuk sahibi olmaktan kaçınıyorlar. Rahatları kaçacak diye istemiyorlar. Bunu bir türlü anlamıyorum. Oysa Türkiye’nin 2023’te dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına girmesi için genç nüfusunun artması şart” demişti.

Son nüfus verileri gösterdi ki sadece zenginler değil, orta sınıf da yoksullar da çok çocuktan yana değil. Neden olsunlar ki?
“Türkiye’de Orta Sınıflar” başlıklı bir araştırmanın ilki 2007’de yapılmıştı. İkincisi de 2012 baharında. AKP iktidarındaki son 5 yılda orta sınıfın beklentileri karşılaştırıldığında ortaya şunlar çıkmış: (Kaynak: TÜSİAD Görüş Dergisi, Aralık 2012)

-Kendini öznel düzeyde orta sınıftan veya ortanın üstünde görenlerin oranı azalmış; buna karşılık, ortanın altındayım diyenlerin oranı artmış.

-Orta sınıf mensubu olmanın ölçütü olarak eğitim gibi “kültürel sermaye”ye sahip olmak gerektiğini düşünenlerin oranı azalırken; gelir gibi “ekonomik sermaye” diyenlerin oranı artmış

-Hanelerin mali durumlarının geçmişe göre kötüleştiğine ve yakın gelecekte de iyi olmayacağına ilişkin algı yükseldi.

-Birinin neden yoksul veya zengin olduğunun nedenleri arasında seçim yapılırken çalışmak ve eğitimli olmak gibi objektif nedenler daha az öne çıkarılırken; yolsuzluk yapmak, adam kayırmak, sömürü gibi sübjektif nedenler daha çok vurgulanmış. Bir başka deyişle, gerek yoksullaşmanın, gerekse de zenginleşmenin nedeni olarak “yolsuzluk, sömürü ve torpil”seçeneklerini seçenlerin oranında bir artış olmuş.

-Borçlanmada bir artış olmuş; buna paralel olarak, ele geçen parayla yapılacak ilk işin borçları ödemek olduğunu söyleyenlerin oranında da hayli yükseliş meydana gelmiş.

Gördüğünüz gibi Türkiye’de nüfusun yüzde 45’ini (neredeyse yarıya yakını) oluşturan orta sınıfın son 5 yılda geçirdiği değişim ve beklentileri böyle. Tüm bunlara karşı bir de son derece önemli olduğuna inandığım bir gerçek var o da; ailelerin her ne olursa olsun çocuklarının iyi bir eğitim almaları için tüm koşullarını zorlamaları.

Türkiye’de iyi bir eğitim demek, öncelikle iyi bir okul demek; bunun yolu hepimizin gayet iyi bildiği gibi sınav koşturmacası, dershaneler, özel dersler anlamına geliyor: Yani neticede para para para…

İnsanlar tüm bu gerçekler ışığından neden fazla çocuk yapmak istesin ki? Başbakan önce bu soruların yanıtını versin ondan sonra çocuk sayısını bir kez daha düşünsün.

(Konunun genç nüfus, işsizlik, nitelikli eğitim gibi diğer unsurları gelecek haftaya…)