İÇ DÜŞMANDAN BIKMADINIZ MI?

Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarına karşı açılan davaların en ünlüsü olma niteliği bulunan “Balyoz Davası” karar aşamasını geçti, dosya Yargıtay’da… Üç gün sonra (9 Şubat 2013) operasyonun ikinci yıl dönümü için İstanbul, Ankara, İzmir ve Gölcük’te kitlesel protesto eylemleri yapılacak.

General ve amiral eşlerinin oluşturduğu “Vardiya Bizde” inisiyatifinin “Sessiz Çığlık” eylemleri her cumartesi saat: 13.00’te gerçekleşiyor.

Eşlerinin özgürlüğü için mücadele eden kadınları ayrı tutarak bu gösteriler sırasında dağıtılan bir savunma broşüründen söz etmek istiyorum.

Tutuklu Adalet-Adalete İnen Balyoz Bir Gün Size İnmesin adlı belgeyi hazırlayanlara ilişkin bir bilgi bulunmuyor. Ama yargılanıp mahkum edilen TSK mensuplarını savunmak amaçlı olduğu tartışılmaz.

Birinci sayfayı açıp okumaya başlıyoruz:

“Yıl 2003, 5 Mart günü İstanbul 1. Ordu Komutanlığında Kara Kuvvetleri Komutanlığının emriyle bir plan semineri yapıldı. Bu seminerde İÇ ve DIŞ TEHDİDE ilişkin hususlar jenerik senaryolar üzerinden görüşülmüştür…”

Daha birinci paragrafta insanın tüyleri diken diken oluyor!

İç tehdit! Ya da daha açık ifadeyle İç Düşman!

Nedir bu “iç düşman” kavramı?

İletişim Yayınlarından çıkan “Türk Sağı: Mitler, Fetişler Düşman İmgeleri” adlı derlemede bu kavramın ayrıntılı tahlilleri yer alıyor. Genç akademisyenler tarafından kaleme alınan kitapta Tebessüm Öztan “Milliyetçi Tahayyülde Düşman Portreleri” adlı makalesinde, “iç düşman” meselesine açıklık getiriyor:

“…Mevzu TİP olunca Sadun Aren, Aziz Nesin, Behiçe Boran gibi partinin önde gelen isimleri “iç düşman” listesine eklenir!”

Öztan yukarıdaki cümleyi TİP’in 1965-69 yıllarında TBMM’de 15 milletvekiliyle temsil edildiği dönemi irdeleyen sayfalarından alındı. Yazar, İstanbul Milletvekili Çetin Altan’ın –İçişleri Bakanı Faruk Sükan tarafından- “Moskof uşağı” olarak ilan edilmesinden sonra Meclis’te linç girişimine uğraması üzerine gelişen olayları anlatırken buraya varıyor.

1960’lardan geldik 2010’lara…

Mağduriyet için savunma yapılıyor. Daha ilk satırlarda eski (pardon eskimeyen) bir kavramla burun buruna geliyoruz:

-İç düşmanlar!

İnsanın isyan edip “yeter” diyesi geliyor:

-Önünüze geleni “İç Düşman” ilan etmekten bıkmadınız mı?

Ver ineği al kızımı!

Olay yeri Amasya’nın Korkut Köyü… Ali O. Adlı vatandaş, kızını bir inek karşılığı damat adayına vermeyi taahhüt ediyor. Kız isyan bayraklarını açıp Ankara’ya halasının yanına kaçıyor.

İneği alıp, kızını veremeyen baba, büyük bir “mahcubiyet” içinde Ankara’ya gelip kızına baskı yapmaya başlayınca iş mahkemeye düşüyor. Ankara 11. Aile Mahkemesi filmlerde rastlanacak bir karar alarak, babayı doktora sevkediyor!

Devamlı olarak “evlenme nutukları” atan Usta ise böylesi durumlarla hiç ilgilenmiyor! Mesela “evlenin ama” diyebilse:

-Böyle ineklikler yapmayın!

Kamuoyu merak içinde:

-Usta ne diyorsun bu hususta?