ITALYAN USULÜ KENTSEL DÖNÜŞÜM

Dünyadaki her faşist, Mussolini’nin parlak ya da sönük bir kopyası olmaya mahkumdur. Dünyadaki her faşistin « my way » sandığı yol, mutlaka Mussolini tarafından çizilmiş ve geçilmiştir. Dünyadaki her faşist, bilerek ya da bilmeyerek Mussolini’nin daha önce yaptığını tekrarlamak zorundadır. Mussolini’nin kim, faşizmin ne olduğunu bilmeyen alaylı faşistler –ki, onlara despot diyoruz- yumurtadan çıktıktan sonra hiç şaşırmadan denize koşan kaplumbağa yavruları gibi, içgüdüsel bir doğaçlamayla onun yolunu tutar, onun yaptığını yaparlar.

Başka bir deyişle gökyüzünün altında faşizme dair yeni bir şey yoktur. Mussolini’nin modeli çok taklit edilmiş, ama temel prensipleri aşılamamıştır.

Çünkü bilgiyi kulaktan dolma yöntemiyle, tercihen zeytinyağlı tüketen çoğunluğun sandığı gibi Faşizm’in kurucusu Hitler, beşiği de Almanya değildir. Faşizm’in gerek kuram, gerekse kurucu babası Benito Amilcare Andrea Mussolini olup, beşiği de İtalya’dır.

Mussolini, antik Roma İmparatorluğu’nu örnek alıp yenisini kurmayı amaçlayan bir devlet modeli kurgulamış, zaten ideolojisinin adını da antik Roma cellatlarının baltalarını tutan değnek demeti, Latince « fascis » kelimesinden türetmiştir.

***

Dünyanın gelmiş geçmiş tüm faşistlerinin sektirmeden uyguladığı Mussolini yöntemlerinden biri, belki de en başarılı politikası olduğu için « kentsel dönüşüm projesi»dir.

İtalya’yı köhne binaların yıkılıp yenilerinin yapıldığı muazzam bir inşaat şantiyesine çeviren kentsel dönüşüm seferberliği, 1925 yılında ilan edildi. Dönüşümün üç amacı vardı.

Bir: Eski bir sosyalist olarak iyi tanıdığı lumpenlerin kentlerde yoğunlaşmasını tehlikeli bulan Mussolini, yoksulları periferiklere inşa edilen sosyal konutlara taşıyarak kentlerden uzaklaştırmayı hedefliyordu.

İki: Devletin cömert desteğiyle dopinglenen inşaat sektörünün istihdamıyla işsizliğin biteceği hesaplanıyordu.

Üç: Lumpenlerden temizlenen eski, bakımsız, ama çok merkezi semtlerdeki binaların yıkılıp yerine lüks konutların inşasıyla elde edilecek büyük rant sayesinde hem faşist parti yandaşlarından oluşan zengin bir sınıf yaratmak, hem de inşaat sektörüne verilen devlet desteğinin geri alınması amaçlanıyordu!

Çünkü Mussolini’nin kurduğu faşist rejimin ekonomisi elbette ki liberaldi ve Duce, « Devlet, ekonomik üretimden çıkmak, tekelleri özelleştirmek zorundadır, çünkü bu işleri patronlar kadar iyi beceremez! » diyecek kadar serbest piyasa yanlısıydı. Ama yoksulları da aç bilaç bırakmayacak kadar akıllı bir kapitalizmdi, İtalyan faşizmi: Halka doğrudan yardım, evlere torba torba ihtiyaç dağıtımı konsepti, her yerden önce faşist İtalya’da uygulandı.

***

Yiğidi öldür, hakkını yeme: Mussolini zamanında tüm ülke modern otoyollar ve demir ağlarla örüldü. Görkemli adalet ve belediye sarayları, posta binaları, kiliseler, spor salonları, havuzlar, Faşist Gençlik Evleri, hastaneler, dispanserler yapıldı. Her biri birer kunt mimari örneği olan bu gösterişli yapılarla, Mussolini rejiminin « ebedi gücü » vurgulanıyor, modernleştirilen kentler belki de böylece, artık kaçınılmaz hale gelen savaşa hazırlanıyordu.

Faşist İtalya’nın « kentsel dönüşüm projesi » 1940’lara kadar sürdü. Bugün Putin’in yaptığı gibi her fırsatta yarı beline kadar soyunup atletik vücudunu sergilemeyi pek seven Mussolini’nin en çok sayıda fotoğrafı, gömleğinin kollarını kıvırmış, kazma küreğe sarılmış olarak çekildi. Ama İtalya’ya muazzam eserler ve dünya faşistlerine yol gösterecek bir büyüklük, bir görkem ölçüsü olarak « Mussolini mimarisi » diye anılan bir biçem bıraktı.

Dolayısıyla « üstadın » izinden giden her despotun, ister sağdan gelsin ister soldan, sonuçta faşizme varan baskı rejiminin bir bacağı mutlaka imar politikası olup, hepsinin illa ki birer « kentsel dönüşüm projesi » vardır!

Eğer bildiğiniz bir ülkenin « kentsel dönüşüm projesi » faşist mimarinin en ve boy ölçülerini bile aşıyor, ama sonuç İtalya’daki estetiği tutturamıyorsa; sorun istem eksikliği değil, görgü yokluğudur.

Mimari, harabesi bile güzel olan sanattır.

AUGUSTE PERRET

«G» NOKTASI

Hitler, Alman Nazizmi’ni İtalyan Faşizmi’nden esinlenerek kurgulamış ve iktidarının ilk yıllarında ağası Mussolini’ye hayrandı.
Elbette Hitler’in de bir « kentsel dönüşüm projesi » vardı. Onu da 5.05.2011 tarihli Cumhuriyet’te yayınlanan « Germania’dan İstanbul’a Sıyırtmak » başlıklı yazımda anlatmıştım.

Ne var ki kentsel dönüşüm ne Mussolini, ne de Hitler’e yaradı. İkisi de bırakın saraylarını, yataklarında bile ölemediler !
Mussolini, kaçmaya çalışırken köylüleri tarafından linç edildi ve cesedi tepetaklak, bacağından asıldı bir ağaca. Hitler ise, yaptırdığı saraylara hiç benzemeyen bir sığınakta intihar etti.

Çünkü ekilen biçilir. Eden bulur.