AVLUDA

öyle bir ev düşlüyorum

orta yerinde koskoca bir avlu

en sevdiklerim yan odalarda kapı komşu

tül perdeler rüzgardan duvarlara vurup çarparken

yağı bitmiş kapı menteşesinin gıcırtısı ile uyanıyorum her sabah

sardunyalar saplandığı her yerden fışkırmış

her dalında görmediğim üç renk

uçuşan taç yaprakları, yanında bitişmiş dev kaktüsün dikenlerine sıkışmış

aklı bi’ karış havada olanlar elenmiş meğer dünyadan

eli, gözü, yüreği aynı anlamı verenler kalmış bi’ tek

ve bi’ tek derdimiz varmış

akşama ne pişecek?

ikindi vaktinde kahkahaları bölen

biraz jazz

biraz alaturka

bi tek seni görmedim

inan görsem söylemez miydim?