SİLİVRİ’NİN GARDİYAN KURBANI

Ergenekon ve Balyoz davalarıyla gündeme gelen Silivri Cezaevi’nde bir görevli infaz memurunun 2010 yılının Mart ayında Hantavirüs nedeniyle ölmesi Yoğun Bakım Dergisi’nin son sayısında ele alındı. Dergide 22 yaşındaki infaz memurunun ailesinin izniyle ilk kez fotoğrafı da yayınlandı.

Aşırı yorgunluk, yaygın ağrı, bulantı, kusma, genel durum bozukluğu şikayeti ile Silivri Cezaevi’ne kaldırılan infaz memuru, şikayetlerin devam etmesi üzerine Gülhane Askeri Tıp Akademisi’ne kaldırılmıştı. İnfaz memuru birkaç gün içinde iç organlarında başlayan kanamalarla hayatını kaybetmişti. Gizlenen olay ABD’de yayınlanan “Centers for Disease Control and Prevention” dergisinde Türk bilim adamlarının 2011 yılının Mart ayında yazdığı makaleyle ilk kez ortaya çıkmıştı.

GÜNEŞ ALMAYAN HAVALANDIRILMAYAN

20 Aralık 2012 tarihinde çıkan Yoğun Bakım Dergisi’nin 210-216 sayfalarında “Hantavirüs Renal Sendromlu Hemorajik Ateş: Olgu Sunumu ve Derleme” başlıklı makalede söz konusu infaz koruma memurunun durumu ele alındı. GATA doktorlarından Yunus Oktay Atalay, Kamer Dere, Hüseyin Şen, Zafer Küçükodacı, Yalçın Önem, Sezai Özkan, Güner Dağlı imzalı makalede Silivri Cezaevi ve infaz memuru “İstanbul il merkezinin 67 km batısında ormanlık alanda ve yeterince güneş almayan, iyi havalandırılmayan bir kurumda güvenlik görevlisi olarak çalışan 22 yaşındaki erkek hasta” ifadeleriyle tanıtıldı.

FARELERDEN BULAŞIYOR

Söz konusu makalede hastalığın farelerden bulaştığı şöyle anlatıldı: “Hantavirüs, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığına neden olan Bunyaviridiae ailesine mensup RNA virüsleridir. İnsana bulaş diğer bunyaviridae ailesi virüslerden farklı olarak artropodlarla değil kemiricilerledir (rodent). Rodentin infekte tükürük veya çıkartılarıyla bulaşmış gıdaların alınması, infekte materyalle temas veya idrar, dışkı ve salyalarıyla infekte partiküllerin solunması sonucu hantavirüs infeksiyonu ortaya çıkabilmektedir. Rodentler arasında ve rodentten insana bulaşta en sık sorumlu yol aerosollerdir. İnsanlar rodent ısırması sonucu da infekte olabilmektedirler.”

Hastalığın neden Silivri Cezaevi’nde görüldüğü ise söz konusu makalede şöyle anlatıldı: “Bu rodent daha çok meşe, kayın ağaçlarının bulunduğu ormanlık alanlarda yaşamaktadır. Geriye dönük yaptığımız araştırmada olgumuzun çalıştığı iş yerinin (Silivri Cezaevi) bulunduğu mevkinin yakınlarında, meşe ağaçlarından zengin ormanlık alanların bulunduğu öğrenildi.”

KIRIM KONGODAN DAHA TEHLİKELİ

Konu üzerine görüşlerine başvurduğumuz makalenin yazarı Doktor Yunus Oktay Atalay hastalığın nedenine ilişkin şöyle konuştu: “Tam kesin bir şey söylemek mümkün değil. Mevcut hastalığa ilişkin farelerden şüphe edilebilir. Cezaevinin yeterince güneş almaması, iyi havalandırılmaması hastalığı hazırlamış olabilir.” Makaleyi Türkiye’de söz konusu vakayla tekrar karşılaşacak doktorlara deneyim olması için yazdıklarını söyleyen Atalay, kendilerinin hastaya izole odalarda baktıklarını, hastanın yaşadığı yerlerde virüsün bulaşma riskine karşılık önlem alınması gerektiğini söyledi.

Hantavirüsler üzerine çalışan Böcek Uzmanı ve Ziraat Yüksek Mühendisi Derya Ulaşoğlu, Hantavirüsün Kırım Kongo ile aynı aileden olduğunu söyledi. Ulaşoğlu, “kanamalı ateşe neden oluyor. Kemirgenlerin ısırması dışında hava ve toz yoluyla da bulaşıyor. Daha tehlikeli olmasının nedeni bu. Hastalığın yayılmasında Silivri Cezaevi’ndeki hijyenik olmayan şartlar da etkili” ifadelerini kullandı. Ulaşoğlu hastalığın önlenmesi için yapılması gerekenleri şöyle anlattı: “Profesyonel olarak plastik kaplarla fare kontrolü yapılmalı. Temizlik işini profesyonel şirketler devralmalı. İstenirse alınması gereken tedbirleri hiçbir karşılık beklemeden gider raporlarım.”