AKİL ADAM PEŞİNDE

Delinin biri oturmuş hapishane duvarının üstüne, bir ayağını almış altına, diğerini sallandırmış aşağı, elinde bir elma koçanı, kemirip duruyor.

Aşağıdan geçenlerden biri kafasını kaldırıp, bakmış, bizimkini görünce sormuş:

-Orada kaç kişisiniz?

-Onu bırak da, söyle bakalım, siz kaç kişisiniz?Hem sen ne arıyorsun burada?

-Akil adam arıyorum, herkes gibi.

-Diyojen’in güpegündüz elinde fenerle arayıp, adam bulamadığı diyarda, sen adamı buldun da bir de akilini mi arıyorsun? Ama yine de gel içeri sana bir kolaylık yaparız.

-Ben akil adamı tımarhanede neden arayayım deli miyim?

-Delilik neyse, daha beteri var: aptallık.

-Neden ki?

-Delilik iyileşir, aptallık iyileşmez. Üstelik deliler aslında akıllıdır.

-Amma yaptın ha!…

-Zıvanadan çıkmış halinize bak! Akıllıdırlar yönetsinler diye başınıza oturtturduklarınızın laflarına kulak ver de söyle, bizden daha akıllıya benziyor musunuz? Hem akıl tutulmasının olduğu yerde akil adam seçmek nasıl olacak?

-Neden olmasın ki?…

-Kime göre akil olan seçilecek, aklın ölçüsü ne olacak?

***

Gerçekten karizmanın “out” kerizmanın “in” olduğu bir toplumda, seçilecek olan akil adam, ne derece akil olur?

Kerizmanın “in” olduğu toplumda akil diye seçilen adam veya adamlar kaçınılmaz olarak sakil duruma düşmek konumunda değiller midir?

Hem seçilecek adamlar, kime göre akil olacak, akil adamları seçenler ne kadar akilliğine kim karar verecek ki?

Akil adamları seçecek olanlar, ancak kendileri akil olurlarsa, seçtikleri de akil olur.

Eğer seçenlerin kendileri akil olurlarsa, başkalarını seçmeye ne gerek var ki, kendileri zaten akil olduklarına göre, bu işi yürütsünler, eğer kendileri akil değillerse, seçtikleri nasılsa akil olamayacaktır.

Seçilenlerin gerçekten akil olduklarına, kim nasıl karar verecek?

Adaletin çiğnenip, paçavraya çevrildiği bir ortamda, adil ve kalıcı bir barışın kurulabileceğine inanan kişi akil olabilir mi?

Böyle bir şeye inanan bir toplum akil olamayacağına göre, akil olmayan bir toplum akil adamları seçebilir mi?

Genel kural, toplumların seçecekleri akil adamların akıl düzeylerinin üç aşağı beş yukarı onları seçen, toplumun ortak akıl düzeyinden daha değişik olamayacağıdır.

Toplumun şu anda karşı karşıya bulunduğu en büyük sorunun adalet olduğunu, bunu çözmeden hiçbir konuda adil ve kalıcı bir barışı getirmenin mümkün olmadığını göremeyen kişi akil olabilir mi?

Bu durumda seçilen akil adam veya adamların ilk işi “bu iş böyle olmaz, arkadaş önce adaleti egemen kılalım, sonra kalıcı barışa gideriz” demek olmayacak mıdır?

Doğrunun emirle belirlendiği bir toplumda, özgür akıl kendi başına “doğru!”yu nasıl arayıp, bulacaktır ki?

***

Delinin biri oturmuş tımarhane duvarının üstüne, bir ayağını almış altına, diğerine sallandırmış aşağı, elinde bir elma koçanı, kemirip duruyor.

Aşağıdan geçenlerden biri kafasını kaldırıp bakmış,bizimkini görünce sormuş:

-Orada kaç kişisiniz

-Onu bırak da söyle bakalım siz orada kaç kişiniz, Hem sen ne arıyorsun buralarda?

Sözde akıllı, şaşkın, mahcup yanıtlamış:

-Akil adam arıyorum

-Boşuna uğraşma, oralarda, demiş bizim deli,gel buraya! Malum ya, şu sırada akil adamlar ya bizde ya hapishanede. Başka yerde bizden akilini bulamazsın!