DEMOKRASİ KONUSUNDA EKSİKLERİMİZ VAR!

Türkiye’de demokrasi ve insan hakları konusunda duyarlı yayın politikasıyla dikkatleri çeken Akit gazetesi Başbakan Tayyip Erdoğan ile yaptığı uzun söyleşide sorularıyla onu sıkıştırdı. En sonunda da Başbakanı özeleştiri yapmak zorunda bıraktı. Erdoğan Akit’in sorularını yanıtlarken hayli zor anlar yaşadığını kabul etti:

-Evet demokrasi konusunda bazı eksiklerimiz olduğunu kabul ediyorum! dedi.

Akit’in muhabiri Başbakan’a ilk sorusu “azınlıkların onuru” konusundaydı:

-Efendim bir seçim söyleşinizde ‘affedersiniz’ dedikten sonra ‘Ne Rumluğumuzu ne Ermeniliğimizi bıraktılar’ dediniz. Bunun bir nefret suçu olduğunu hiç düşündünüz mü?

-Çok haklısınız, ben bu vesile ile o zaman kırdığım Rum ve Ermeni vatandaşlarımızdan özür diliyorum. Bu biraz da yetişme tartımızla ilgili olsa gerek… Ama zamanla dilimizi düzelteceğiz!

-Bunun için bir zaman veriyor musunuz?

-Mesela 2071 olabilir, biliyorsunuz Türklerin Anadolu’yu gelişinin 1000. yılıdır. Alpaslan Anadolu’yu Malazgirt Meydan Muharebesini yaparak girmek suretiyle doğrudan hoşgörüyü getirmiştir. Biz de onun yakın takipçileri olarak 2071’de bazı iyileştirmelerin icracısı olabiliriz!

-Efendim siz bir “Barış Süreci” başlattınız. Ama bu nasıl bir barış ve süreç ise cezaevleri ağzına kadar dolu… Yalancı tanıklarla insanlar 20 yıl 30 yıl hapse mahkûm edilebiliyor. Ayrıca binlerce Kürt de içerde…

-Bu konuda çok haklısınız. Ama her şeyden de biz sorumlu değiliz. Türkiye’nin birikmiş sorunları vardı. Bunları çözerken biraz ileri gittiğimizi kabul ediyorum. Kurunun yanında yaş da yanar atasözünü sanki hayata geçirdik! Silivri’de suçsuz insanların bulunduğunu kabul ediyorum.

-Muhalefeti yeterince dikkate almadığınızı düşünüyor musunuz?

-Şimdi siz söyleyince fark ettim, sanki haklısız. Parlamentomuzda ciddi sayıda temsil kabiliyetine sahip siyasi partimiz var. Onların da bazı talepleri olabilir, hatta olmalıdır. Biz de o talepleri dikkate almalıyız!

-Seçim barajını Türkiye’deki demokrasiyi ikinci sınıf haline getiriyor, eleştirilerine karşı ne söylemek istersiniz?

-Ne söyleyebilirim ki? Haklılar! Yüzde 10 çok yüksek bir oran. Sanki birilerini parlamento çatısı altına sokmamak için düzenlenmiş bir yasa maddesi. Bu madde bize avantaj sağlıyor. Ama anti-demokratik özelliğini de görmezden gelemeyiz. Önümüzdeki ilk seçimde, barajların tümden kaldırılması için talimat pardon uğraş vereceğim!

-Efendim biz Akit ile 1 NİSAN söyleşisi yapmayı kabul ettiğiniz için çok teşekkür ederim!

İdamcı Evren’in insancıl halleri!

Türkiye’de kontrgerillaya resmi olarak ilk temas eden Savcı Doğan Öz’ün öldürülüşünün 35. yılını geride bıraktık. Aradan bu kadar yıl geçmesine karşın Doğan Öz’ün öldürülmesine karar verenler yargı önüne çıkmadı. Bırakın onları bizzat tetiği çeken İbrahim Çiftçi “ben yaptım” dediği halde 4 kez mahkûm edildiği idam suçundan kurtulmakla kalmadı beraat etti!

Türkiye’nin karanlık tarihi konusunda titiz bir dosyalama yapan Can Dündar, Çiftçi’nin idamdan kurtulmasını temin eden mektubu 31 Mart 2013 Pazar günü Milliyet’te yayınladı. İbrahim Çiftçi’nin avukatları Can Özbay ile Beni Han 4 Ağustos 1984’te dönemin Cumhurbaşkanı Kenan Evren’e yaptıkları başvuruda şöyle diyorlar:
“…sanık İbrahim Çiftçi ve maktul Doğan Öz’ün Milli Savunma Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı’nda bulunan belgelerin dosyaya konulmadığını tespit ettik…”

Çiftçi’nin Özel Harp Dairesi (yani kontrgerilla) adamı olduğuna vurgu yapılıyordu.

Bir de Evren’in özellikleri sıralanıyordu: “Zatı devletlerinin insancıl duygularını bildiğimizden…”

Evren ile idam üzerinden nasıl bir insancıllık bağlantısı oluşturulabilir ki? Paşanın en ünlü sözü değil midir?

-Asmayalım da besleyelim mi?

Demek ki varmış! Devlet adına, devletin savcısını vurup öldüren ülkücü bir katil söz konusuysa Paşa’nın insanlık damarları harekete geçebiliyormuş!