İNSANİ GELİŞMİŞLİK, TÜRKİYE VE DÜNYA…

Önce 2 soru. 
1- Şöyle yakın geleceğe doğru bir uzgörüde bulunacak olsanız Türkiye’yi nasıl konumlandırırsınız? Siyasi, ekonomik ve toplumsal açıdan nasıl bir Türkiye bekliyor bizi?
2- Aynı gelecek diliminde nasıl bir dünyada yaşıyor olacağız? 
Yoo. Hemen yanıt beklemiyorum. Sadece gündeminize getirmek istedim. Ben de bu arada size Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın (UNDP) geçen hafta açıkladığı 2013 İnsani Gelişme Raporu’ndan biraz bahsedeyim. Takip ettiyseniz bilirsiniz, genelde raporun İnsani Gelişme Endeksi’ndeki (İGE) ülke sıralaması kamuoyunda yer alır. Bu kez de öyle oldu. Türkiye 186 ülke içinde 90’ıncı sırada. Geçen yıl 92. iken 2 sıra üste çıktık. Endeks milli gelir, eğitim, sağlık, adaletli gelir dağılımı, cinsiyet ayrımının azalması ve eşitliği, iyi yaşam koşulları gibi çoklu kriterlerle ölçülüyor. Ancak… Kişi başı milli gelir dışarıda tutularak hesaplanan endekste Türkiye’nin 186 ülke içindeki sıralaması oldukça düşük bir yerde: 111. sırada. Yani kişi başı milli geliri ayırın bir tarafa, toplumumuz insani gelişmişliğinin düzeyini görün.Tabii şaşırılacak şey değil bu. İktidarın ana gündemini “her alanda dinsel özgürlükler”, “çok çocuk doğurma”, “hızlı kentleşme, yeni konutlar, AVM’ler; tabiatı ve kültürel varlıkları yok etme pahasına inşaat” oluşturursa sonucun farklı olmasını beklemek anlamsız. 
Gelelim raporun diğer öğelerine… “Güney’in Yükselişi: Farklılıklar Dünyasında İnsani Gelişme” başlığını taşıyan rapor gelişmekte olan ülkelerin yükselişini, bu yükselişin nasıl küresel dünyanın süregelen düzenini değiştirmeye başladığını anlatıyor. Örneğin Güney’in orta sınıfı. Yoksul ve gelişmekte olan ülkelerde orta sınıf; demografik, kişi başına düşen gelir ve beklentiler açısından hızlı bir yükseliş içinde. Orta sınıf, günde 10 ila 100 dolar arasında kazanan ya da harcama yapan grup olarak tanımlanıyor. 2009’da güneyin orta sınıfı 1.8 mil- yar insandan oluşuyordu. 2020’de bu sayının 3.2 milyara, 2030’da ise 4.8 milyara ulaşacağı tahmin ediliyor. Halen dünya tüketiminin üçte biri güneyin orta sınıfı tarafından gerçekleştiriliyor. Güney’in özellikle de Çin ve Hindistan’ın hızlı büyümesi olmasaydı zengin(!) Kuzey’de süregelen ekonomik krizin çok daha derin olacağı kesindi. Yakın gelecekte Kuzey’in Güney’e daha çok ihtiyaç duyacağı öngörülüyor. Güney’in orta sınıfının 3 temel dinamiği var. 3 T: Ticaret, turizm ve telekomünikasyon. Bugün 2 milyar insan internette, her yıl 1 milyar insan iş ya da turizm amaçlı uluslararası seyahat yapıyor. Yalnız Güney’in bu yükselişi önemli bir tehdidi de beraberinde getiriyor: Demografik genişleme ve ekonomik ve demokratik beklentilerin artması ile doğru orantılı olarak yeni iş alanları ve istihdam yaratılamaması halinde bu ülkeleri derin huzursuzluklar bekliyor. Diğer bir deyişle yeni Arap Baharları her an kapıyı çalabilir.. 
Bu arada şunu da hatırlatalım: 1996 yılındaki İnsani Gelişme Raporu’nda 5 istenmeyen büyüme tipi açıklanmıştı. İstihdam yaratmayan büyüme, eşitsizlikleri artıran büyüme, toplumun en dezavantajlı kesiminin katılımını engelleyen büyüme, kayıt dışı büyüme, geleceği (doğal kaynakların ve çevrenin doğru kullanımını) gözetmeyen büyüme. Sizce Türkiye’de bu büyüme tiplerinden hangisi ya da hangileri uygulanıyor dersiniz?
Raporda Güney-Güney işbirliğinin hızla arttığına dikkat çekiliyor. Özellikle Brezilya, Çin ve Hindistan’ın Afrika’da ciddi altyapı yatırımları, kalkınma işbirlikleri, eğitim ve sağlık alanında ortak anlaşmaları hayli yüksek. Tüm bunlar küresel kuralların yeniden belirlenmesinde Güney’in önemli bir güç olacağını gösteriyor. Bir diğer önemli unsur da tarım. Tarıma yatırım, Güney’in iddialı ülkelerinin gündeminde. Ve bu devlet politikası olarak belirleniyor. Rapordan Çin’in dünyada en iyi tarımsal araştırmaları yapan ülke olduğunu öğreniyoruz. 1.100 araştırma enstitüsünü ve üniversiteleri bünyesinde toplayan Çin Tarım Bilimleri Akademisi hem ülke içinde önemli çalışmalar yapıyor hem de Afrika ülkeleri ile yeni tarımsal faaliyetlerini sürdürüyor. Keza Brezilya’da devletin uygulamaya aldığı “Tarımsal Araştırma ve Yenilikçilik Sistemi” ile işçi başı tarımsal verimlilik 4 misli artmış. Peki Türkiye tarımsal alanda nasıl atılımlar yapıyor dersiniz? 
Neyse, yukarıda ortaya attığım soruları şimdi tüm bu bilgiler ışığında yanıtlamaya hazır mısınız?