DÖNÜŞEN TOPLUM VE İNTERNET

Az buz değil koca 20 yıl geçmiş internetle tanışalı. Son 3 yılda ise 3G’nin ceplere, yani cep telefonlarına girmesiyle, mobil teknolojilerin gelişmesi, tabletlerin ortaya çıkmasıyla tamamen yaşamlarımızın odağı haline geldi. Artık 75 milyonluk nüfusun 35 milyonu internet kullanıcısı. Kişisel bilgi ve meraklar sosyal ağlarda dolaşımda… Kentlerde evlerin yüzde 48’inde internete erişim bulunuyor, bu oran kırsalda yüzde 28’lerde… Türkiye’de internetin babası diye tanımladığımız Dr. Mustafa Akgül verileri peş peşe sıralıyor. Birazını aktaralım: Dünyada 2.4 milyar internet kullanıcısı var, 650 milyon web, trilyon ölçüsünde web sayfası, 246 milyon alan adı var.

Facebook’ta kayıtlı kullanıcı sayısı 1 milyarı aştı, Twitter’da ise sayı 500 milyona ulaştı. Youtube üzerinden günde 1 milyarın üzerinde video izleniyor. Video pazarının yüzde 40’ı burada. Linked’in üyesi 125 milyon civarında.

Anlayacağınız internet kimsenin tahmin edemediği şekilde gelişiyor. Dünya da bu değişimin ortaya çıkardığı yeni bir toplum biçimine dönüşüyor. Tanıtım, pazarlama, eğlence, paylaşım, bilgiye erişim, alışveriş, haberleşme, örgütlenme her şey artık küçücük bir ekrandan… Çok daha hızlı, çok daha erişimi kolay… Bilgi toplumuna geçmek isteyenler için de en temel araçlardan biri internet. Bir diğer deyişle tetikleyicisi… Sosyal ağlar, Linux başta olmak üzere açık kaynak dünyası, Wikipedia, açık bilim, açık ders malzemeleri, açık eğitim…

Tamam hepsi iyi güzel de biraz da şunları sorgulayalım. Örneğin: İnternet gibi bir fırsatı avantaja dönüştürebilen ülkeler arasında mıyız acaba?

Bağımsız ve yaratıcı birey ortaya çıkabildi mi?

Bilgi bir üretim faktörü olabiliyor mu?

Bilim, teknoloji, Ar-Ge, inovasyon bu ülkenin bir ekonomik zenginliği haline gelebildi mi? İstihdam üzerinde olumlu etkisi oldu mu?

Bilgi ve haberleşmeye bu denli hızlı ve kolay erişimin demokratikleşmeye bir katkısı oldu mu?

Ne yazık ki hiçbirinde olamadı.

İnterneti ağırlıklı olarak eğlence ve haberleşme amaçlı kullanan bir toplumuz. Oyun, müzik, film indirmede Avrupa ortalamasının üzerindeyiz ama Türkiye interneti ekonomide ve toplumsal yaşamda kullanmada hayli geride. Tüm e-devlet çalışmalarına karşın halkın sadece yüzde 20’si bir e-devlet hizmetini kullanıyor. KOBİ’ler hâlâ internetin nimetlerinden yararlanmıyor. e-ihale konusunda sınıfta kaldık. Bilişim alanında insan gücü açığı ve açığı kapatacak öğretim üyesi açığı had safhada. Eğitimde de interneti bir avantaja dönüştüremedik. Arkadaşımız Figen Atalay Milli Eğitim Bakanlığı’nın “okuma yazmadan soğuttuğu” gerekçesi ile Fatih Projesi kapsamında 5. sınıf öğrencilerine tablet dağıtmaktan vazgeçtiğini yazdı. Eğitimin sorunları göz ardı edilip çözüm sadece teknolojiye indirgendiğinde hiçbir yol alınamıyor gördüğünüz gibi.

Baştan da dediğimiz gibi, toplumsal yapı geri dönüşü olmayan bir biçimde değişiyor. Peki bu demokratikleşmeye nasıl yansıyor?

Toplumun bilgisayar ağlarınca kontrol edilmesi iktidarların daha da güçlenmesine yol açıyor, Türkiye’de AKP iktidarında bunu ziyadesiyle yaşıyoruz. Bireyler yüksek teknolojinin sunduğu imkânlarla gözetim altında tutuluyor.

İnternet, kişileri birbirine adeta görünmez sicimlerle bağlayan, “öteki” ile iletişime geçmesine imkân veren yeni bir kamusal alan.

İnsanın hiçbir yere ait olmadan her yerde var olmaya başladığı…

Bazı kuramcılar, enformasyon çağında yaşamayı “tünel tasarımı” ile benzeştiriyorlar. Öyle ki; günümüz toplumunda yaşamak, “tünel vizyonlu” bir sürücü ile seyahat etmeye benziyor; buradaki yeti noksanlığının çeperdeki görsel alanla teması kesmesinden dolayı, kişi sadece gitmek istediği yönü görür, yan tarafta olanları fazla takip edemez. Benzer şekilde, enformasyon teknolojilerini hiçbir şekilde sorgulamadan sadece geleceğe odaklanılırsa; bu merkezi(yetçi) odaklanma, çeperdeki tarihsellik, arka plan, kaynaklar gibi tüm diğer unsurları bir kenara iter. Oysa çeperdeki unsurlar bir denge ve bakış açısı sağlarlar. Bunu görmezden gelmek insanlığı sadece tek yönlü ve dar bir bakış açısına ve sonunda herkesin kurban haline geldiği yarı kör bir tasarıma götürür. (Kaynak: İnternet ve Demokrasi
-Yard. Doç. Dr Uğur Dolgun)

Bugün yaşadığımız enformasyon bombardımanı arasında kayboluş ve zamanın hızla akması bunun olası sonuçlarından biri değil mi?