NE SAKLANIYOR?

8 nisanda, Ergenekon duruşmasını izlemek için Silivri’deydim.

Gördüklerimden bu ülkenin bir insanı olarak utanca ve dehşete düştüm.

Silivri’de duruşma izlemeye her gidişimde utanç duyuyorum. Çünkü yargılamanın yapıldığı duruşma salonu hapishanenin içerisinde.

Bildiğim kadar, hiçbir demokraside görülmemiş bir uygulamadır bu.

Hatırladığım tek istisna, askeri üs ve de siyasi hapishane olarak da kullanılan Yassıada’da, spor salonunda yapılan yargılamadır…

Daha sonra spor salonlarında yargılama uygulamasına askeri dönemlerde hep tanık olduk, içimizden bazıları böyle mekanlarda yargılandı.

Ama hapishane kompleksi içinde yaptırılmış ilk özel duruşma salonu şerefi 12 eylülün devamı olan sivil darbe dönemine aittir.

Duruşma salonunun konumunun yanı sıra, son zamanlarda kamuoyunun gittikçe artan yoğun ilgisi dolaysıyla, duruşmaları izlemek için gelmek isteyenlere karşı caydırıcı yöntemler uygulanmakta.

Silivri’ye yine duruşma izlemek için gittiğim, 13 aralık 2013 te de, mahkeme salonuna ulaşımın engellenmesi hiç değilse güçleştirilmesi için her şey yapılmıştı. Pazartesi günü de durum aynıydı.Yine aleniyet ilkesini yşok etmek için her şey yapılıyordu.

İstanbul Barosu eski Başkanları’ndan Av. Turgut Kazan önceki gün tv. de anlattı salona varma yolunda karşılaştığı engelleri.

***

Daha sonra, Turgut Kazan gibi biz de, duruşma salonuna kadar sızan biber gazından nasibimizi aldık. Gazetecilerin her zaman oturdukları yerin kapatılması da, bir yandan basının rahatça görev yapmasını engellerken, öte yandan da duruşmayı izlemeye gelenlere adeta haykırılıyordu:

-Gelmeyin izleyici olarak buraya istenmiyorsunuz işte anlasanıza!

Bütün bunlara İstanbul Barosu’ndan gelen avukatlara yapılan engellemeler de eklenince, salonda yine duruşmayı izlemek üzere bulunan muhalefet milletvekilleri, itirazlarını ve taleplerini mahkeme başkanına bildirdiler.

Taleplerini mahkeme başkanına bildirmeleri doğaldı çünkü duruşmanın disiplininden o sorumludur ve bu konudaki kararlar ona aittir.

Ama mahkeme başkanı bu taleplerden hoşnut kalmadı.

Ergenekon davasında neler olduğunun bilinmesinden siyasi iktidar da rahatsız oldu ve Başbakan bu tepkiyi şu şekilde dile getirdi:

-Aşırı uçların trenine vagon olan bir CHP var. Olayı takip edeceğiz. Ergenekon’u savunmak suçtur. Sen burada suç işliyorsun.

Başbakan’ın bu açıklamaları ve suçlamaları üzerine Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı Ergenekon Davası duruşması sırasında meydana gelen olaylara ilişkin soruşturma başlattı.

***

Daha önce Ergenekon Davasının Savcısı olduğunu kamuoyuna alenen ilan eden Erdoğan Silivri’de dokunulmazlık olmadığını haykırdı, CHP lilerin Silivri’de suç işlediklerini iddia etti. Bütün bunlara karşın soruşturmayı başlatan başsavcılık şu açıklamayı yaptı:

-Soruşturmada herhangi bir makam ya da mercinin talimatı , yönlendirmesi söz konusu değildir.

Başbakan, CHP liler suç işledi diyor ve ekliyor.

-Fezlekeler Meclis’e gelirse üstümüze düşeni yaparız.

Savcılık, soruşturma açıyor. Ama bu soruşturmada herhangi bir makamın talimatı ve yönlendirmesi olmadığını söylüyor.

Bu açıklamalar da, Ergenekon Davasında adil yargılama yapıldığı ne denli inandırıcı ise, o kadar inandırıcıdır.

Ergenekon duruşmasında, bundan önce de olduğu gibi, aleniyet ilkesinin çiğnenmesi bazı şeylerin saklanmak istendiği izlenimini uyandırıyor.

İktidarın tavrı, onun da bu çaba içinde olduğunun delili olarak kabul ediliyor.

Bu durumda herkes soruyor:

-Saklanmak istenen ne?

Bu sorunun yanıtı aslında biliniyor.

Çünkü gerçek bir kez gün ışığına çıkmıştır, artık bazı şeyleri saklama ve aklama çabası nafiledir.