WİKİLEAKS BELGELERİNDE KARDEŞ KAVGASI

Sadece 1 yıl kaldı. Yeni Cumhurbaşkanı’nın ya da hayal gerçek olursa ilk Başkan’ın kim olacağı gelecek yıl belli olacak. Kuşkusuz, zaman daraldıkça Recep Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül ikilisi arasındaki çekişme daha da ayyuka çıkacak. 
Peki, iki “kardeşin” kavgasına “büyük ağabey” ABD ne diyecek? 
Doğru analiz yapabilmek için yol gösterici olan belgelere, Wikileaks kriptolarına bakmak elzem. Çünkü; ABD Dışişleri Bakanlığı’na ait resmi yazışmaları içeren Wikileaks belgeleri incelendiğinde, Recep Tayyip Erdoğan – Abdullah Gül ilişkisine geniş yer verildiği gözlemleniyor. Belgeler, kamuoyunun yaygın şekilde paylaştığı haliyle AKP’yi, Erdoğan liderliğindeki Nakşibendilik ile Gülen cemaatinin bir koalisyonu olarak tarif ediyor. Belgelere göre; parti içinde Gülen cemaatinin liderliğini Abdullah Gül temsil ediyor. ABD Büyükelçileri AKP içindeki çekişmeyi ve değişimi Gülen cemaati ile Erdoğan arasındaki itişmeyle okuyor. Ancak Wikileaks belgelerine göre; cemaat ve Erdoğan liderliği kritik konularda beraber davranıyor.

GÜL ERDOĞAN’DAN RAHATSIZ



Tarih: 16 Kasım 2002.
Bu tarihli kripto, Abdullah Gül’ün AKP’nin ilk hükümetini kurmak üzere yetkilendirildiği gün ABD büyükelçiliği Başmüsteşarı Robert S. Deutsch tarafından kaleme alındı ve Büyükelçi Pearson’un onayıyla Washington’a gönderildi. 

Söz konusu belgede Gül ile ilgili olarak şu tespit yapılıyor: “Gül, uzun süredir Ankara Büyükelçiliği’nin yakın ilişkide olduğu kişilerden biridir.

Amerikan zihniyeti ve ABD’nin dış politika öncelikleri konusunda mükemmel bir ‘kavrayışa’ sahiptir.”

Belgenin henüz AKP hükümeti kurulmadan önce yazıldığı hatırlanırsa uzun süredir devam eden yakın ilişkinin Refah Partisi’ne kadar uzandığı düşünülebilir. Abdullah Gül’ün Refah ve Fazilet Partilerinin fiili sözcüsü olduğu, ılımlı ve etkili bir İslami görüşü savunduğu anlatılırken, Erdoğan’la ilişkisi üzerine belgede şu ifadeler kullanılıyor: “Erdoğan’a sadık ama kendi ihtirasları var ve zaman zaman bizimle konuşurken kaba saba bir adam olan Erdoğan’a tabi olmaktan duyduğu rahatsızlığı yansıttı.” Gül’ün Amerikalılara Erdoğan’dan duyduğu rahatsızlığını göstermesi oldukça çarpıcı. 



ERDOĞAN TEHDİT ALTINDA



Tarih: 20 Ocak 2004. ABD’nin Ankara Büyükelçisi Eric Edelman’ın Washington’a gönderdiği kriptoda; izleyen günlerde ABD’ye resmi ziyarette bulunacak Başbakan Erdoğan ve AKP hakkında bilgiler bulunuyor. “Gizli” sınıflandırmalı bu kriptoda; Büyükelçi Edelman, AKP’nin olumsuzluklarını işaret etmesine rağmen, bu eksiklileri aşma potansiyeline sahip tek ismin Erdoğan olduğunun altını çiziyor. 


Wikileaks belgesinden öğreniyoruz ki; Büyükelçi’ye göre ABD müttefiki olan Erdoğan tehdit altındaydı. Bu tehditlerden biri, Erdoğan’a büyük güvensizlik besleyen laik ordu ve bürokrasi. İkincisi ise, AKP içinde Abdullah Gül ve Bülent Arınç gibi isimler. Büyükelçi Edelman bu konuyu şöyle dile getiriyor: “Kabinedeki bakanlar, Erdoğan’ın danışmanları ve bir grup milletvekili bize sürekli olarak Erdoğan ve Gül arasındaki gerginlikleri ve Gül’ün ısrarla Erdoğan’a alttan alta vurma çabasında göründüğünü anlatıyorlar.” Büyükelçi, dönemin Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül’ün kendilerini, Abdullah Gül’ün Arap / İslami yönelimli bir dış politikayı savunduğu konusunda uyardığını belgede dile getiriyor. 



GÖZÜ ARKADA BAŞBAKAN


Tarih: 30 Ocak 2004.
Erdoğan’ın Gül ile geriliminin AKP içine yansıması, bu tarihli belgede şöyle anlatılıyor: “İkinci sorun, AKP’nin koalisyona benzer yapısı, Erdoğan’ın güvendiği bakan sayısının sınırlı olması ve başta Gül ve kısmen Çiçek olmak üzere Erdoğan’ı zayıflatmak için bazı bakanların gayret göstermesidir. AKP içinde hiç kimse Erdoğan’ın popülaritesine yaklaşamamaktadır. Gül’ün AKP içinde ve hatta yabancı misafirlerine karşı (örneğin İsrail Başbakanı Olmert) Erdoğan’ın görüşlerini eleştirmeye hevesli olması ve ABD’nin Irak politikasını ya da AB’nin Kıbrıs siyasetini sert bir biçimde eleştirerek Erdoğan’ın manevra alanını daraltması, Erdoğan’ın gözünün sürekli olarak arkada kalmasına ve Türk-Amerikan ilişkilerine yönelik muhalif görüşler dile getirerek kendini ispatlamaya çalışmasına neden olmaktadır. Erdoğan’ın 2005 başında kabinede bir revizyona gitmesini bekliyoruz ancak bu süreçte Gül’ün etkisini devredışı bırakması imkansız görünüyor.” 
Gerçekten de 2005 yılının Haziran ayında gerçekleşen kabine değişimi söz konusu çatışmanın izlerini taşıyordu. 



ENTRİKA VE ALTINI OYMA



Tarih: 25 Mart 2005. 
Wikileaks’te yayınlanan söz konusu kriptoda; Gül-Erdoğan ikilemine ilişkin şu ifadeler kullanılıyor: “AKP içinde daha ideolojik bakış açısına sahip Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, özellikle Erdoğan’ın dış gezilerinde perde arkasından entrika çevirmeye devam ediyor. Gül, Erdoğan’ın altını oymaya ve partinin daha büyük bölümünü kendi kontrolüne almaya çalışıyor gibi görünüyor. AKP iktidara geldikten dört ay sonra Başbakanlığı Erdoğan’a bırakan Gül, bu görevi yeniden elde etmeye çalışıyor olabilir. İngilizceyi daha iyi konuşan Gül, daha ılımlı ve modern bir görüntü çizmeye çalışıyor. Aslına bakılırsa, Gül’ü yakından tanıyanlar, onun Batı’ya karşı, Erdoğan’a oranla daha ideolojik bakış açısına sahip olduğunu belirtiyor. Pragmatik bakış açısını yansıtan Gül, ikili ilişkiler ve Irak’taki seçimlerden beri Türkiye’nin Irak politikası konusunda bazı yapıcı değerlendirmelerde bulundu.

Ancak Gül ve ona benzer şekilde düşünen bazı milletvekilleri, gazetecilerin Erdoğan’ın üstüne gelmesinin bir yolu olarak ABD karşıtı davranışları kışkırtıyor. Sünni toplumun hislerine tercüman olma arayışı da bu motivasyonun diğer nedenini oluşturuyor.” 
ABD Elçisi’ne göre; kabine, Erdoğan ile Gül’ün güç savaşının alanıydı. Abdullah Gül, Erdoğan’a karşı unsurları kendi etrafında toplamaya çalışıyordu. 



GİDENLER GÜL’CÜ GELENLER ERDOĞAN’CI


Tarih: 4 Haziran 2005.
AKP’de kabine değişimi gerçekleşti. Belgelere göre kabineden gönderilen Sami Güçlü, Zeki Ergezen, Güldal Akşit’in yerlerine getirilen Mehdi Eker, Faruk Nafiz Özak, Nimet Çubukçu’nun bu çatışmada Erdoğan’ın Gül’e karşı elini güçlendiriyordu. Gidenler Gül’cü, gelenler Erdoğan yanlısı idi. 
8 Haziran 2005 tarihli belgede konuyla ilgili şu tespit yapılıyor: “Uzun zamandır kabinede değişiklik yapacağı konuşulan Başbakan Erdoğan, bu konuda ani bir çıkış yaptı. Kendisine parti içinde en büyük rakip olarak gördüğü Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün etkisini adım adım kırabilmek için, Erdoğan’ın dikkati Gül’e yakın bakanlar üzerinde olacaktır. “ Söz konusu kabine değişimi aynı belgede şu ilginç tespitle ele alınıyordu: “Şubat 2005’te Kültür ve Turizm Bakanı Erkan Mumcu’nun istifasının ardından, Erdoğan bu göreve geçici olarak, önce Devlet Bakanı Beşir Atalay’ın, sonra da, nihai olarak, Atilla Koç’un atanması kararında Abdullah Gül’e bağlı kalmaya devam etmiştir. Şimdilerde Erdoğan bu durumu atlatmış, kararsız tutumunu geride bırakmış görünmektedir. Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler’in bize yakın kaynaklardan birine aktardığına göre; Erdoğan, Abdullah Gül ve çevresindekilerin kendi politikalarına ne denli zarar verdiklerini anlamış ve bu doğrultuda bir karar vermiş durumdadır.”

GÜL ERDOĞAN’I GÖLGEDE BIRAKIR MI



Tarih: 28 Ağustos 2007
2007 seçimlerinden AKP’nin yüksek oy oranıyla çıkması, Cumhurbaşkanını tek başına belirleyebileceği iradeyi de ortaya çıkardı. 14 Ağustos 2007 tarihinde Dışişleri Bakanı Abdullah Gül tekrar aday oldu, 28 Ağustos 2007 tarihinde 339 oy alarak Cumhurbaşkanı seçildi. 
Bu sürece yansıyan belgelerde de Gül’e Amerikan desteğini görüyoruz. Gül’ün Cumhurbaşkanı seçildiği 28 Ağustos 2007 tarihinde yapılan Büyükelçi Ross Wilson onaylı belgede Gül’ün Çankaya’ya çıkışı değerlendiriliyordu. 
Söz konusu kriptoda; Gül’ün Erdoğan’ın özensiz üslubuna kıyasla sakin ve pragmatik bir dilinin olduğu, Özal ve Demirel gibi bir lider potansiyeli taşıdığı, uluslararası ilişkilerdeki başarılarının ülke içindeki gerilimde Gül’ün lehine olacağı, Erdoğan’ı tamamlayacağı, hatta onu gölgede bile bırakabileceği iddia ediliyordu.