KİMLİĞİNİ KAYBEDEN…

Çamlıca tepesine kondurulacak cami için hafriyat başlamış, tabii Cihangir’den bakınca belli olan bir şey, henüz yok.

Yakında camii de yükselmeye başlar.

Kimileri bu camiin Çamlıca tepesinin siluetini bozacağını söyleyince gülüyorum.

Hangi Çamlıca silüeti, Çamlıca silueti mi kaldı ortada?

Babaannemin Tophanedeki Vakıf evinin büyük odasından da , şimdi yanmış olan ilkokulumun pencerelerinden ve rıhtımından da Çamlıca göründüğünden, 65 yıldan bu yana belleğime kazılmış olan o siluetin, önce beton de çelik anten altında ezildiğini, son bir yıldır da, gökdelenlerle çizildiğini söyleyebilecek yetkinlikteyim.

Kentin ve de ülkenin yeni egemenlerinin de, öyle tarihi semtlerin mekanların siluetine falan aldırdıkları yok zaten, geçmişten kalan bütün anılar ve değerler, akıl almaz bir rant hırsı, emsali görülmemiş bir görgüsüzlük, tüyler ürpertici bir vahşetle yıkılıyor, bozuluyor, siliniyor yok ediliyor.

Mart ayında Paris’teydim. O kente ilk gidişimin üzerinden 49 yıl geçmişti. Tabii ki, oradaki yaşam biçimi de ona bağlı olarak kent de değişiyordu. Başka türlüsü olamazdı, olmasını beklemek ve istemek de ahmaklık olurdu.

Ama dikkat ettim, yarım yüzyıl önceki mekanlar ve siluet, kimi yeni ilavelerle büyük ölçüde duruyordu.

***

Ya İstanbul?..

Yetmiş yıllık bir İstanbullu’nun kentin tarihi yarımadasındaki o eşsiz siluet dahil tasallut edilmiş, bir silet, bir mekan, anıları canlandıracak bir anıt, bir meydan, bir park bulması mümkün değil.

Zaten arayan da var mı pek de emin değilim ya!

Tabii ki, yaşayan bir kent sürekli eskinin arandığı bir arkeolojik kazı alanı değil. Tabii ki, orada yaşam ve onun değişmezi, her şeyin değişirliği egemen olacak. Ama yine de eskinin değerlerini günümüze taşıyarak, anımsatacak, binalar, restoranlar, kafeler, sokaklar, ağaçlar, heykeller, dükkanlar, kamu binaları, sinema salonları, tiyatro binaları da olacak.

Çağdaş bir kent günlük gereksinimlerimizle birlikte, geçmişiimizden kalanları da barındırır ve sunar bize.

Çağdaş bir kent barınma gereksinimimize yanıt verir.

Çağdaş bir kent ulaşımımızı sağlar.

Çağdaş bir kent kültürel ihtiyaçlarımızı karşılamaya çalışır.

Çağdaş bir kent sağlıklı yaşamın gereklerine göre oluşturur.

Çağdaş bir kent aynı zamanda, belleğimize hitap eder, geçmişimizden günümüze uzananlara tanıklık edenleri gözlerimizin önüne serer korur onları.

***

Bir kenti oluşturan öğelerin en önemlilerinden biri de, o kentin sakinleridir. Paris’i o kadar çecikici kılan aynı zamanda Parislilerdir.

Kent , kendi kentlilerini oluşturur, kentliler de özlemleri, özenleri, kültürleri, kurallarına, geçmişine, anılarına saygılarıyla kentlerini oluştururlar.

Kimi zaman kentlerin bazı önemli günleri kendi sınırlarını aşar, ülkeye taşar o ülkenin anıları hatta, benliğinde unutulmaz bir yer kapar.

11 eylül 2001 yalnız New-York’luların değil, tüm Amerikalılar’ın anılarında, kimliklerinde önemli bir yer tutar.

Emek sinemasını Beyoğlu’nun ortasında bir zamanlar var olan bir sinema salonu olmanın üstüne çıkaranların bu duyarlılıklarına, bu bilinçlerine şapka çıkarıyorum.

Çünkü bir kentin içindeki anılarımız yalnız bizi bizim kimliğimizi değil, aynı zamanda toplumsal kimliği de oluşturur.

Galiba işin can alıcı noktası da burası.

Toplum kimliğine ne kadar sahip çıkıyorsa, anılarına, kültürel değerlerine de o kadar sahip çıkacaktır.

Bugün Tabelalardan TC. nin çıkarılışına sessiz kalanlar yarın aynı şeyin kendi kimlik belgelerinden sonra benliklerinden çıkarılmasına da tepki vermeyecekler, kendi kimliklerinin kişiliklerinin silinmesi durumuyla karşı karşıya kalacaklardır.Tabii onların kentin ülkenin ortak anıları karşısında duyarlılık göstermeleri beklenemez.

Kimliğini kaybeden, anısını, belleğini haydi haydi kaybeder.