SİLİVRİ’NİN İYİ ÇOCUKLARI: GİZLİ TANIKLAR

“Ankara’da Meclis önünde büyük bir kitle toplanacak. Kalabalık, birdenbire ceplerinde gizledikleri kalpakları çıkarıp başlarına takarak Meclis’e yürüyecekler. Yürüyüşün başında Hurşit Tolon ve bir kısım emekli paşalar yer alacak. Meclis’i koruyan askeri birlik bu kişileri görünce direnmeyecek. Böylece Meclis’i ele geçirip darbe yapacaklar! Bunun için on bin kalpak siparişi verildi, ancak maliyetleri pahalı geldiği için vazgeçildi. Kalpakları Veli Küçük Azerbaycan’dan temin edecekti!”

Bu ifadeler bir film senaryosundan değil. Ergenekon davasının gizli tanıklarından "17"nin iddianameye giren ifadesinden. Üstelik bu satırlar Malatya’da 2007 yılında işlenen misyoner cinayeti davasına bile girdi. Kimliği meçhul “17” anlattıkça insanlar tutuklandı.

Son dönem süren siyasi davaların jokeri “gizli tanıklar”. Söyledikleri mutlak gerçek kabul ediliyor. Onların ifadeleriyle sanıklar tutuklanıyor, cezalandırılıyor. Bir çoğu suç makinesi. Kimisi akıl hastası. Gizli tanıklığın nimetlerinden faydalanmak ya da öç almak için bu işi yapıyorlar. Ergenekon davasının arefesinde çıkan gizli tanık yasası en çok bu davayı vurdu. Gizli tanıklar sayesinde mahkemeler Ortaçağ engizisyonunu aratmıyor.

GİZLİ TANIK YASASI

Gizli tanık uygulaması çok da eski değil. Ergenekon soruşturmaları başlamadan 17 gün önce, 5 Ocak 2008’de gizli tanık yasası Meclis’te kabul edildi. Bundan sonra Ergenekon davası gizli tanıklarıyla ünlü bir dava haline geldi. Sanki yasa Ergenekon davası için çıkarılmış gibiydi. Öyle ki gizli tanıkların yüzde 90’ı Ergenekon ve onunla ilişkili davalarda kullanılacaktı.

Yasa “gizli tanık” olmanın şartını şöyle açıklıyor: “Tanık olarak dinlenecek kişilerin kimliklerinin ortaya çıkması kendileri veya yakınları açısından ağır bir tehlike oluşturacaksa; kimliklerinin saklı tutulması için gerekli önlemler alınır. Kimliği saklı tutulan tanık, tanıklık ettiği olayları hangi sebep ve vesile ile öğrenmiş olduğunu açıklamakla yükümlüdür. Kimliğinin saklı tutulması için, tanığa ait kişisel bilgiler, cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından muhafaza edilir.” Kısacası “gizli tanık” olmak için “açık tanık” olmanın sakınca oluşturması gerekiyor. Ancak bugüne kadar hiçbir gizli tanıklık böyle bir gerekçeye dayandırılmadı.

NASIL GİZLİ TANIK OLUNUR

Ergenekon ve türevi davalardaki uygulamalar gösteriyor ki gizli tanık olmak için başvuran hiç kimse geri çevrilmiyor. Her başvuran kişi gizli tanık olabiliyor. Bunun için savcıya yazılan bir mektup ya da polis merkezine yapılan bir başvuru yeterli oluyor.

Bir gizli tanığın nasıl işe başladığını davadaki bir örnekle aktaralım: “Sayın Savcım, Ergenekon soruşturmasına katkıda bulunacak, bu davayı sonuçlandıracak bilgi için ifade vermek istiyorum. Tanık sıfatı ile. Kimliğimin gizli kalmasını, tanık koruma yasasından faydalanmamı rica ederim. Sayın Savcım, o savcılığa giren bir kişi artık gizli sayılmaz. Önce mevcut yazılı ve görsel medyadan korunmam gerekir. Saygılarımla"

Bir alternatifi ise doğrudan yapılan teklifle gizli tanık olmak. Savcılar ikna edebileceklerini düşündükleri pek çok sanığa gizli tanık olmayı teklif ediyor. Bunun karşılığında serbest kalmayı öneriyorlar. Bir kısmı bu teklifi reddediyor. Bir kısmıysa tutuklanmamak ya da ceza almaktan kurtulmak için gizli tanık olmayı kabul ediyor.

Ergenekon davası gizli tanığı Anadolu, kendisine tahliye sözü verilen aynı davanın sanığı Prof. Dr. Ümit Sayın’dan başkası değil. Sayın, gizli tanık olma teklifini kabul etmesine rağmen mahkeme tarafından geç tahliye edilince Savcı Zekeriya Öz’e elini çabuk tutması için birçok mektup yazmıştı. 2 Kasım 2009 tarihinde Sayın, Öz’e şöyle sesleniyordu: "Sayın Savcım, henüz tahliye olmam konusunda herhangi bir gelişme yok. Sayın Savcı Mehmet Ali Pekgüzel birkaç kez gizli tanık Anadolu’nun dinlenmesini talep ettiyse de mahkeme net bir karar almadı. Size de açıkladığım gibi ben ne Ergenekon örgütüne üyeyim ne de başka bir gizli örgüte. TSK’nın içinde olduğunu düşündüğüm örgütlenme hakkındaki bilgileri size ifademde aktarmıştım. Karşılıklı görüşmemizde, ifademi verdikten bir süre sonra tahliye olacağım konusunda söz vermiştiniz. İfademden bu yana 6 ay geçti; hiçbir gelişme yok”.

Ümit Sayın, mahkemede ifadesini verdikten sonra tahliye oldu. Böylece kimse işini şansa bırakmadı.

GİZLİ TANIKLAR NE BİÇİM İNSANLAR

Gizli tanık olmak için başvuranların çoğunluğu suça karışmış kimseler. Ergenekon davasının hem sanığı hem gizli tanığı Osman Yıldırım’ın kızkardeşini öldürüp onun kızını pazarlamaktan hüküm giydiği biliniyor. Davada Levent Ersöz aleyhinde konuşan Yüksel Dilsiz, üç erkek çocuğuna tecavüzden hükümlü bir sübyancı. Eski bir Nurcu olan Dilsiz’in kendisi de cemaatin içinde şeyhinin tecavüzüne uğramış.

Saymakla bitmez…

Cinayet, uyuşturucu kaçakçılığı, gasp, tecavüz, adam yaralama, adam kaçırma, dolandırıcılık, fuhuş Ergenekon davası gizli tanıklarının diğer suç profilleri arasında.

Öyle ki Veli Küçük’ün ve Hasan Atilla Uğur’un bütün gizli işlerine tanık olduğunu iddia eden Gizli tanık "Aydos" 1996 yılında Batman’da koyun çalarken yakalanmış ve 5 ay cezaevinde kalmıştı. 1997’de askerden kaçtığı için, 2000’de gasptan, 2002’de yine gasp ve sahte kimlikten, son olarak da Pendik Aydos’ta bir cinayetten hapse girdi. Son suçunu işlediği yer savcıların ona verdiği isim oldu: Aydos!

Ergenekon davasında bunun dışında 12 PKK itirafçısının dışında; Dev-Sol, DHKP-C ve Hizbullah itirafçıları da var. Davadaki itirafçılardan en bilineni “Deniz” adıyla gizli tanıklık yapan, PKK’nın bir dönem liderlerinden biri olan Şemdin Sakık. Bu profil nedeniyle “gizli tanık” ifadesi yalnız hukuki bir terim olarak değil aşağılayıcı bir hakaret olarak da kullanılıyor.

AKLİ DENGELERİ BOZUK TANIKLAR

Gizli tanıkların bir özelliği ise biraz “garip” olmaları. Sanıklar aleyhinde gerçekdışı konuşmalarının dışında birçoğu psikolojik sorunlu, kişilik bozukluğu olan karakterler. Bir kısmının psikolojik dengesizliği raporlarla kanıtlandığı gibi bazen mahkeme konuşmalarına bakmak yeterli olabiliyor.

Gizli tanık Akdeniz’in mahkemede yaptığı konuşmayı aktaralım:

“Yarım bardak kola ikram edildi bana ve koladan sonra ben sabah bademcik operasyonu geçirdim, tamamen bademciklerim gitti. O arada ben operasyon geçirirken de evime yaş pasta götürülmüş, yaş pastadan yiyen eski eşim ansefatil tarzı bir rahatsızlık geçirdi. Ertesi günü saçındaki başörtüsünü çıkarttı ve bu şekilde Müslümanlık olmaz, çırılçıplak bütün mahallede gezdi…Ondan sonra ben olayların içerisinde karmaşa yaşamaya başladım, irtibatım o şekilde oldu, görüşmelerim de o boyutta oldu efendim.”
Akdeniz aynı gün yaptığı konuşmaya şunu da ekledi: “Dünya Bankası’nın Genel Müdürü Türkiye’ye geldiği zaman 6 buçuk 7 ay benim ofisimde kaldı."

“15” takma ismini kullanarak ifade veren Hüseyin Oğuz ise Veli Küçük aleyhinde verdiği ifadede şunları söyleyecekti:

"Veli Küçük buraya geldi. Veli Küçük buraya geldikten sonra benim köpeklerimi öldürdü, yazık değil mi dedim, atım kesildi bak dedim. Koyunlarımı da çalmaya kalktılar. 3 tane de adam gönderdi dayı, çok ayıp ettin dedim."

NEDEN GİZLİ TANIK OLUYORLAR

Çoğunluğu suçun içinde yaşayan gizli tanıkların bir kısmı tahliye olmuş, bir kısmıysa çeşitli suçlardan halen hapis yatıyor. Osman Yıldırım gibi tutuklu sanık olduğu davada aynı anda gizli tanık olanlar var. Öncelikle gizli tanıklara sağlanan ayrıcalıklar nedeniyle bu yolu seçiyorlar. Elbette içerdekilerin hayallerinde ceza indirimlerinden yararlanıp tahliye olmak var. Ardından başka faydalar geliyor.

Gizli tanık tutukluysa bulunduğu hapishaneden daha özel bir hapishaneye naklediliyor.

Gizli tanık dışardaysa koruma sağlanıyor, tüm resmi belgeleri yenileniyor. Maddi yardım alıyorlar. Kendilerine yerleşim yeri ayarlanıyor.

İsterse başka bir ülkeye gidebiliyorlar. Ameliyatla görünümlerini değiştirmeleri dahi mümkün.

Emniyet Genel Müdürlüğü Tanık Koruma Daire Başkanlığı’nın verilerine göre bugüne kadar yaklaşık 500 tanığın kimlik bilgileri değiştirilerek yeni bir hayat kurmaları sağlandı. Tanık Koruma Şubeleri 2010’dan itibaren 38 gizli tanık ile 117 tanık yakınını korumaya aldı. Bir gizli tanığın görüntüsü estetik operasyonla değiştirildi. 5 gizli tanığa saç ektirildi. Başka şehre yerleştirilen iki gizli tanığa iş kuruldu. 39 gizli tanığın ikameti değiştirildi. 66 gizli tanığa maddi yardım yapıldı.

Bu tür sebeplerin dışında sanıklara duyduğu siyasi ya da kişisel öfkeler nedeniyle gizli tanıklığı seçenler de oldukça fazla. Yasalara göre bu kişilerin tanık olmaması gerekiyor. Ancak Ergenekon sanığı Osman Gürbüz’ün eski eşiyle evlenen “Kıskaç” örneğindeki gibi “kıskanç” gizli tanıklar bile var. Şemdin Sakık gibi isimlerin bir dönem savaştıkları TSK mensuplarına duydukları öfke de gizli tanıklık yoluyla bir siyasi hesaplaşma yöntemi.

NASIL İFADE VERİYORLAR

Bunun için gizli tanığa takma bir isim veriliyor. Dosyada, mahkemede, kısacası adının geçtiği her yerde gizli tanığa bu isimle hitap ediliyor. Adres ve kişisel bilgilerini yalnızca savcı ve hakimler biliyor. Elbette polis de… Hukuken polisin gizli tanığın ifadesini alması doğru olmamasına rağmen uygulamada birçok ifadeyi polis alıyor.

Duruşmaya geldiklerinde yanlarına verilen yargıçla özel bir odaya geçiyorlar. Sesleri ve görüntüleri bozularak duruşma salonuna yansıtılıyor. Sanıklar tarafından tanınmalarına karşı önlem alınıyor.

Gizli tanığa her soru sorulamıyor. Mahkeme başkanı sorulacak sorulara karar veriyor. “Siz burada sanığı yargılayamazsınız”, “bu soruyu geçelim”, “sorunuzun davayla ilgisi yok” hakimler tarafından en çok kullanılan replikler.

Gizli tanıkların beyanlarının önemli bir kısmı basit mantıkla çürütülebiliyor. Yalan söyledikleri kolaylıkla ispatlanabiliyor.Gizli tanıklar, ifadelerinde sanıkları hiç gitmedikleri yerlere götürüyor, hiç tanımadıkları insanlarla tanıştırıyor, hiç yapmadıkları işleri yaptırıyor.

Söylediklerinin aksi belgelense de durum değişmiyor.

Ergenekon davası sanığı Albay Dursun Çiçek’le, Çiçek’in Ocak ayında Erzincan’a gittiğini gözleriyle gördüğünü söyleyen gizli tanık “Efe” arasında mahkemede şu diyalog yaşanmıştı:

“D.Ç.: Beni net olarak hatırladığınızı söylüyorsunuz. Üzerimde ne renk elbise vardı?

Efe: Üzerinizde yanlış hatırlamıyorsam yeşil renkli bir elbise vardı

D.Ç.: Sayın başkanım, ben denizciyim

Efe: Pardon özür diliyorum, yeşil diyorum, diğerleri yeşildi, sizde beyaz vardı

D.Ç.: Denizciler beyaz giymez ocak ayında, siyah giyer

Efe: Ben bilemem. Ben de sık sık kıyafet değiştiriyorum”

Hukuken gizli tanığın yalan söylediğinin anlaşıldığı anda ifadesinin kesilmesi ve hakkında suç duyurusunda bulunulması gerekiyor.

Ancak bugüne kadar hiç böyle bir şey yaşanmadı. Savcı ve hakimler için yalan da olsa bir gizli tanığın sanıklar aleyhinde konuşması yeterli.

Gizli tanıkların tipik özelliklerinden biri ise davanın durumuna göre verdikleri ifadeler. Süreci basından takip eden gizli tanıklar okuduklarını adeta tanık olmuşçasına anlatıyorlar. “Şimdi hatırladım”la başlayan farklılık o halde ki gizli tanık Akdeniz’in savcılık ifadesi sadece bir sayfayken mahkemede verdiği ifade 75 sayfaya çıktı.

Gizli tanıkların çelişkilerini gösterecek sorular mahkeme tarafından engelleniyor. Buna karşın gizli tanıkların somut bilgi içermeyen uzun yorumlarına mahkeme sessiz kalıyor. Gizli tanıklar sık sık sanıklara hakaret ediyor. Buna da engel olunmuyor. Bazen gizli tanığın isteğiyle salondaki sanıklar dışarıya çıkarılıyor ve gizli tanık bu şekilde ifade veriyor.

ENGİZİSYON HUKUKU

Özel yetkili/terör mahkemeleri tartışmasız siyasi hesaplaşmanın görüldüğü mahkemeler. Bu nedenle hukuk bu mahkemelerde rafa kaldırılıyor. Gizli tanık uygulaması bu hukuksuzluğun en önemli ayaklarından birisi. Yürüyen davalarda gizli tanık ifadeleri mutlak gerçek kabul edilerek sanıklar aleyhine yegane delil oluyor. Bu ifadelerle insanlar tutuklanıyor, haklarında hüküm veriliyor.

Bu durum neredeyse ağız birliği etmişçesine hukukçular arasında Engizisyon benzetmesine neden oluyor. Ortaçağ’ın özel yetkili mahkemesi Engizisyon tüm topluma bir görev vermişti. Hafiyelik, ihbarcılık kutsanmıştı. Dönemin mahkeme kayıtlarında 16. Yüzyıl sonlarında Venedik’te bir ipek işçisinin, bir başkasında kılıç ustasının sürekli kitap okuduğu için ihbar edildiğini görebiliyoruz. “Dünya dönüyor” diyen Galileo’yu da ihbar eden de bir tarikat mensubuydu. Bugünkü özel yargılamada“sayın savcım” ile başlayan mektuplar, gizli tanıklara dayanarak yapılan suçlamalar engizisyonu hatırlatıyor.

Türkiye’nin gittiği yere bakınca gizli tanıklarla yapılan yargılamanın Engizisiyona benzemesi pek de tesadüf değil.

İSİMLERİ KENDİLERİNDEN TUHAF

Adalet Bakanlığı Sadullah Ergin’in açıklamasına göre Ergenekon davası kapsamında 60 gizli tanık var. Dinlenmesine karar verilen
44 gizli tanıktan 31’i dinlendi. Ergin’in açıklamasına göre bunlardan 8’i bu sırada kimliğini açıkladı. 2011’in Kasım ayında başlayan
gizli tanık ifadeleri bir yıl sürdü. Buna karşın mahkeme sanıklara son savunma için avukatların konuşmaları dahil bir ya da ikişer saat
vereceğini açıkladı. Savcıların gizli tanıklara buldukları isimler de oldukça ilginç.

Ergenekon Davasının Gizli Tanıkları listesi şöyledir:

1.Gizli Tanık 9 12.Gizli Tanık Akdeniz 23.Gizli Tanık Poyraz 34.Gizli Tanık Boyabat
2.Kehribar 13.Gizli Tanık Anadolu 24.Gizli Tanık 35.Gizli Tanık Boyabat
3.Tanık 14.Gizli Tanık B 25.Gizli Tanık Selçuk 36.Korkusuz
4.Gizli Tanık Kurşun 15.Gizli Tanık C 26.Gizli Tanık Yavuz 37.Dalgakıran
5.Gizli Tanık Aydos 16.Gizli Tanık Deniz 27.Gizli Tanık Yüksel 38.Boğaziçi
6.Gizli Tanık Mehmet 17.Gizli Tanık Dilovası 28.Gizli Tanık İmdat 39.Gizli Tanık Huzur
7.Gizli Tanık 18.Gizli Tanık Galip 29.Gizli Tanık Ayaklanma 40.Gizli Tanık Değirmendere
8.Gizli Tanık Altı No’lu 19.Gizli Tanık Hisar 30.Gizli Tanık Karargah 41.Zeytindalı
9.Gizli Tanık 17 20.Gizli Tanık İlkadım 31.Gizli Tanık Emek 42.Kafkasya
10.Gizli Tanık A 21.Gizli Tanık İsmet 32.Gizli Tanık Terazi 43.Gizli Tanık
11.Gizli Tanık Ahmet 22.Gizli Tanık Kıskaç 33.Gizli Tanık Tepe 44.Gizli Tanık Yıldız

VELİ KÜÇÜK ATIMI KESTİ

Gizli tanıklar çoğu zaman ilginç konuşmalar yapıyorlar. Bazen rüyalarında gördüklerini, bazen gazetelerde okuduklarını anlatıyorlar.

Duruşmalarda bazen gülümseten trajikomik bir tablo ortaya çıkıyor.

Onlardan bazıları:

Gizli Tanık 15: Veli Küçük köpeklerimi zehirledi, atımı kesti.
Gizli Tanık Kıskaç: Öcalan’a suikast görevi bana verildi. Kabul etmedim, benim yerime Yeşil gitti.
Gizli Tanık Akdeniz: Kola içirdiler, bademciklerimi aldılar.
Gizli Tanık C: Necip Hablemitoğlu’nun öldürülmesini Sami Hoştan ile Veli Küçük teklif etti.
Gizli Tanık İlkadım: Levent Ersöz ile Cemil Bayık Hezil çayında buluştu.
Gizli Tanık Kurşun: Ordu müdahale etsin diye telgraf çektirdiler.
Gizli Tanık Aydos: Saddam Hüseyin’in ajanını ilaçla uyuttum, çantasını aldım.
Gizli Tanık 9: Bombaları atmak için Muzaffer Tekin 500 bin dolar teklif etti.
Gizli Tanık Hisar: Cezaevinde başsavcının odasında birlikte rakı içerdik.
Gizli Tanık Poyraz: Zar oynarım, yanık oynarım, pavyon âlemine takılırım.
Gizli Tanık Yıldız: Ben araba hırsızıydım. Benim için bunlar hiç önemli şeyler değil, ben ekmeğimin derdindeyim.
Gizli Tanık İmdat: Onların gizli şövalye çalışmaları vardır tarihte.

SON GİZLİ TANIK DAVASI ÖZAL’I BULDU

Gizli tanıklarla görülen son dava Turgut Özal’ın ölümü olacak. Özal’ın 20. Ölüm yıldönümüne sayılı günler kala Ankara Cumhuriyet Savcısı Kemal Çetin, Turgut Özal’ın ölümünden Ergenekon davasının tutuklu sanığı emekli Tuğgeneral Levent Ersöz’ü sorumlu tutan iddianameyi mahkemeye teslim etti. Adli Tıp raporu Özal’ın zehirlendiğine ilişkin hiçbir somut bulguya ulaşamamasına rağmen Savcı Çetin bunun aksi yönde iddianame hazırladı.

Savcının iki delili var. Her ikisi de gizli tanık ifadesi. Biri Zirve Yayınevi davasında “Galip Deniz” takma adıyla ifade veren İlker Çınar’ın, diğeri Ergenekon davasında gizli tanık olan Selçuk’un açıklamaları.

Gizli tanık Selçuk 18 Ekim 2012 tarihli Ergenekon davası duruşmasında “Turgut Özal’ın ölümüyle ilgili şu konuşmayı bizzat ben kendim Levent Ersöz’den duydum. Biz gerektiğinde bir kişiyi, Cumhurbaşkanlığı yapmış bir kişiyi de kendi karısına zehirletebiliriz demiştir." ifadelerini kullanmıştı.

İlker Çınar’ın Özal hakkındaki ifadeleri ise Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Zirve davası iddianamesinde şöyle yer almıştı: “Turgut Özal’ın ölümü ile ilgili olarak duyduğum kadarıyla kalp krizine yol açacak ilaçlardan olan ve her Beyaz Kuvvet mensubunun da bildiği ve bulundurduğu Polonyum 210 ve Amerikyum 241 isimli radyoaktif ilaçlar Turgut Özal’a verilmişti. Bunun kim veya kimler tarafından ne şekilde verildiğini bilemiyorum. Bu ilaçlar nedeniyle kalp krizi meydana gelmesi sonucu Turgut Özal vefat etmiştir. Bu ilaçların kanda yapılan kontrolünde tespitinin zor olduğunu biliyorum.”

İLKER ÇINAR: YENİ TUNCAY GÜNEY

Peki kim bu İlker Çınar?

Zirve davasında önce Galip Deniz adıyla gizli tanık olan ardından açık ismiyle ifade veren İlker Çınar, yaptığı açıklamalarla eski Birinci Ordu Komutanı Hurşit Tolon dahil birçok ismi davanın sanığı haline getirdi. 1992 yılında TSK’ya giren Çınar, 1993 yılında Tolon’un kararıyla kurulduğunu iddia ettiği TUSHAD’da görev aldığını söylemişti. Çınar, 2008 yılına kadar TUSHAD’dan maaş aldığını da iddia etmişti. Genelkurmay Başkanlığı, savcılığın sorusu üzerine İlker Çınar’ın 1992‘de erbaş olarak göreve başladığını doğruladı. Ancak görevinin ilk yılında önce alkollü göreve geldiği için14 gün hapis cezası aldığını, ardından birliğinden firar etmesi nedeniyle 5 ay daha hapis cezası verildiğini söyledi. Genelkurmay’ın yazısında Çınar’ın ordudan atılışı için şu ifadeler kullanıldı: “sözleşmesinin 23/11/1993 tarihinde disiplinsizlik nedeni ile feshedildiği, 18/08/1997 tarihinde göreve dönme talebinde bulunduğu ancak bu talebin uygun görülmediği belirlenmiştir.”

Genelkurmay Başkanlığı 8 Mart 2011 tarihinde yazdığı yazıyla Genelkurmay’da TUSHAD diye bir birimin olmadığını söyleyerek Çınar’ın iddialarını bir kez daha yalanladı. Hurşit Tolon ve İlker Çınar’ın telefon incelemesinde de iki isim arasında hiçbir irtibat bulunamadı.

PAPAZ OLDU

1993 yılında ordudan atılan Çınar, din değiştirerek Hıristiyanlığı seçti. Misyonerlik faaliyetlerinde bulunan Çınar, bir süre sonra Tarsus Protestan Kilisesi Başpapazı oldu. İlker Çınar, 2005 yılında ani bir kararla yeniden din değiştirdi ve tekrar Müslüman oldu. Televizyon programlarında, miting ve konferanslarda bu kez misyonerlik karşıtı konuşmalar yaptı. 2008 yılında misyonerlik faaliyetleri aleyhinde jandarmaya giderek bilgi veren İlker Çınar 2010 yılında bir kez daha yön değiştirdi ve bugün söylediklerini dile getirdi.

İlker Çınar’ın ifadelerindeki birçok iddia resmi makamlar tarafından yalanlandı. Buna rağmen Çınar’ın iddiaları dayanak kabul edilerek davalar açılmaya devam ediliyor.

GİZLİ TANIK KÜRT SORUNU TANIMIYOR

Yalnız Ergenekon ve bağlantılı davalarda değil KCK davasında da gizli tanık skandalları yaşandı.

Van 3. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen Tatvan KCK davasında “DERMAN” adlı gizli tanığın mahkemede 14 Eylül 2012’de verdiği ifade tutanağında, harcadığı “emek” ve “mesai” göz önünde bulundurularak kendisine 500 TL ödeme yapıldığı ortaya çıktı. İfadenin sonunda yanlışlıkla yazıldığı ya da unutulduğu tahmin edilen ödeme emri şu şekilde yer alıyordu: “Tanığın sarf ettiği emek ve mesai gözetilerek 500,00 TL ücret takdirine, bu konuda sarf kararı tanzimi ile yapılacak ödemenin “DERMAN” adlı gizli tanığa ödenmek üzere Hakkari Emniyet Müdürlüğünde görevli 135633 Sicil No’lu polis memurunun Garanti Bankası 04894554333047956 kart No’lu veya 23852873 müşteri No’lu hesabına ödenmesine…”

Ağrı’da görülen KCK davasında BDP yöneticisi Yaşar Karakuş’u ifadeleri ile tutuklatan gizli tanık"Ağrı Dağı"nın, gerçekte var olmadığı ortaya çıktı. Mahkemenin, savunmanın sorularını yöneltmek için yolladığı talimata, Emniyet’ten, "böyle birisi yok" yanıtı geldi. KCK savcısı ise, olmayan kişinin ifadelerine dayanarak Karakuş hakkında en ağır cezayı istedi.

Erzurum’da 16 öğrencinin KCK üyeliği suçlamasıyla yargılandığı davada öğrenciler aleyhine tanıklık yapan "Özgür" kod adlı gizli tanığın polis olduğu ortaya çıktı.Gizli tanık Özgür’ün ifadesindeki bilgilerin yüzde 90’ının "ortam dinlemesi"ne dayalı olduğunu söylemesi üzerine Mahkeme Başkanı Mustafa Kahya, "Emniyet mensubu musun?" diye sordu. Gizli tanık soruyu cevapsız bırakınca Mahkeme Heyeti gizli tanığın beyanlarını dosyadan çıkarma kararı aldı.

KIZKARDEŞİNİ ÖLDÜRÜP YEĞENİNİ SATTI

Kuşkusuz en büyük skandal Danıştay cinayetine katılan Osman Yıldırım’ın gizli tanık yapılmasıydı. Yıldırım’ın gizli tanık olduğu Gizli Tanık 9’un ifadesiyle Yıldırım’ın ifadesinin birbirinin aynı olmasıyla anlaşıldı. Yıldırım hukuk tarihinde görülmeyecek şekilde davanın hem sanığı, hem açık tanığı hem de gizli tanığı oldu.

Bir ayrıntı daha var ki savcılar Danıştay katili Yıldırım’a tutanaklarda “Osmanım” diye hitap ediyordu.

Osman Yıldırım’ın suç dosyası şöyle:

  • Kasten adam öldürmeye teşebbüs ve ruhsatsız silah taşımaktan 9 yıl hapis (Eyüp 1. Ağır Ceza 1995/78)
  • Ablasını öldürmekten 20 yıl hapis (Akhisar Ağır Ceza 1989/32)
  • Nüfus kağıdında sahtecilik yapmaktan mahkumiyet (Kırklareli Asliye Ceza 1998/215)
  • Öz yeğenini satarak fuhuşa aracılık etmekten 2 yıl 6 ay hapis (Erzurum 1. Asliye Ceza 1998/391)
  • Cumhuriyet Gazetesi’nin bombalanması
  • Danıştay suikastinden müebbet hapis (Ankara 12. Asliye Ceza)

DANIŞTAY’I ERGENEKON’A BAĞLADI

Danıştay cinayetinden hüküm giyen sanıklardan Süleyman Esen’in avukatı Mehmet Ener, dava fiilen bitmiş olmasına rağmen Sincan F Tipi Cezaevi’ne 6 Şubat 2008 günü bir ziyaret gerçekleştirdi. Ancak Ener kendi müvekkilini değil bir diğer sanık Osman Yıldırım’ı ziyaret etti. Oradan çıkan Ener doğrudan Şamil Tayyar’ı ziyaret etti. Tayyar, Star Gazetesi’nde 8 Şubat günü Osman Yıldırım’ın sürpriz açıklamalar yapacağını yazdı. Kararın açıklandığı 11 Şubat’tan sonra Ener ile Yıldırım’ın görüşmeleri devam etti. Geçmişte Saadet Partisi Yüksek Disiplin Kurulu üyesi olan ve son dönemde AKP’ye yakın olan Ener, Yıldırım ile bu süreçte tam 8 kez görüştü.

Mehmet Ener 11 Mart 2008 günü, Ergenekon savcıları Zekariya Öz ve Mehmet Ali Pekgüzel’i ziyaret etti ve tanık olarak ifade verdi.

Ertesi gün ise aynı savcılar Ankara’da Osman Yıldırım’ın ifadesini aldı. Osman Yıldırım, katliamdan iki yıl sonra, yani iki süren ve tamamlanan hukuki sürecin ardından, bombaları bu süreçte görüştüğü Mehmet Ener’in müvekkili Süleyman Esen’den değil Veli Küçük ve Muzaffer Tekin’in de katıldığı bir toplantıda kendisine bombaların verildiğini söyledi. İfadesinde bu evi tüm ayrıntılarıyla anlattı. Ancak davada keşife çıkarılan Osman Yıldırım, anlattığı evi bulamadı.

OSMAN YILDIRIM ÇIKABİLİR

Kısacası Osman Yıldırım ifadesini değiştirerek Danıştay cinayetini Ergenekon’a bağladı. Bu sırada hem kendi adıyla hem de bir gizli tanık 9 adıyla ifade verdi. Savcı, esas hakkındaki mütalaada bu iki ifadeyi arka arkaya koyduktan sonra şunları yazdı: “Birbirlerinden habersiz olarak ifadeleri alınan, gerek ifadelerinin tarihi gerekse soruşturma evrakındaki kısıtlama kararma göre birbirlerinin ifadelerini öğrenmeleri mümkün görülmeyen her iki tanığın…”

Meselenin ilginç yanlarından birisi Savcı, esas hakkındaki mütalaada Danıştay cinayetine katılan Osman Yıldırım’ın etkin pişmanlıktan yararlanabileceğini söylüyor.

Yani Osman Yıldırım her an aramıza karışabilir.