GAZZE’YE GİDER ABİM

ABD’nin Dışişleri Bakanı John Kerry Türkiye’yi uğrak yeri yaptı ve çok kısa içinde ülkemizi dört kez ziyaret etti.

Kerry şu sırada zor Ortadoğu coğrafyasının başkentleri arasında mekik dokuyor. Amacı, koşulların olgunlaştığı ortamda, bölgede Amerikan Barışını oturtmak. Bunun önündeki engeller arasında, İsrail Filistin sorunu ile birlikte, Türkiye İsrail ilişkileri de var.

Başkan Obama, ülkeyi ziyareti sırasında İsrail’e baskı yaparak, ( geziden önce de, zaten ortam bir ölçüde oluşmuştu) Ankara’dan özür dilenmesini sağladı. Özür biri açıklanan, öbürü açıklanmasa da herkesçe bilinen iki taraflı yükümlülükler getirmekteydi.

Açıklanmış yükümlülük İsrail’in tazminat ödemesiydi Açıklanmayan, Türkiye’nin yükümlülüğü ise, İsrail karşıtı söylemlere bir son vermekti.

Gerçi söylem eyleme dönüşmedikçe, pek fazla etkili olmuyor gibi görünüyordu ama, yine de, ilişkileri bir ölçüde gölgeliyor, İsrail’i ve Amerika’daki Yahudi lobisini tedirgin ediyordu.

Hem bölgede İsrail – ABD- Türkiye üçlüsünün yapacağı önemli işler vardı, artık Washington’da hazırlanan düzenlemenin bölgedeki aracılar vasıtasıyla yaşama geçme zamanıydı.

***

Obama’nın gezisi ve ardından Kerry’nin sonu gelmeyen ziyaretleri hep bu amaca yönelikti.

Yalnız son gezisi sırasında,ABD Dışişleri Bakanı Kerry’nin bir çıkışını anlamakta oldukça güçlük çektik.

Bakın Kerry Başbakan Erdoğan’ın önümüzdeki Gazze ziyareti için ne diyor:

  • Başbakan Erdoğan’a bunun ertelenmesinin daha iyi olacağını, bazı nedenlerle ziyaretin şu anda gerçekleşmemesi gerektiğini düşündüğümüzü ifade ettik.

Doğrusu basın toplantısında herkesin önünde bunların neden söylendiğini anlamak gerçekten güçtür.

Evet, Erdoğan’ın aslında bölgedeki Amerikan Barışı’nın özüyle hiçbir şekilde çelişkiye düşmemeye özen gösterse bile, kimi çıkışlarının, yanı sıra Hamas ile yakınlığının ABD ve İsrail’i irkilttiği ve bu üslubun zamanla özü de zedeleyecek bir boyuta erişmesinden endişelendirdiği, biliniyor.

Yine de biliyor ki, Tayyip Erdoğa’ın ana çizgileri Washington’da oluşturulan dış politikasını tabanına ve kamuoyuna kabul ettirebilmesi için bölgede mazlum Filistinlilerin koruyucusu ve savunucusu algısını yaratmaya büyük ölçüde ihtiyacı vardır. Nitekim özür olayını da, bu yönde bir algı için tepe tepe kullanmıştır.

Önümüzdeki , bölgedeki yeni oluşumların inşası döneminde de bu algıya çok ihtiyacı olan Erdoğan’ın Gazze gezisini bu doğrultuda kullanması da şaşırtıcı olmayacaktır.

***

Bu durumda ABD’nin endişelerini anlamak fazla güç olmasa gerek. Ama aynı zamanda Washington’un kimi usta diplomatlarının, Erdoğan’ın sözde kalan bu hamilik imajını kendi yararlarına kullanabileceklerinin de farkında olmaları mümkün.

Her ne olrsa olsun, isterse Kerry’nin, Gazze ziyareti ile igili endişelerini, görüşmeler sırasında doğrudan muhataplarına aktarması yeterliydi, kamuoyu önündeki çıkış gereksizdi.

Emin olabilirsiniz ki ABD Dışişleri Bakanı’nın açıklamasının hemen ardından Türkiye’nin dört bir yanında çok kişi büyük bir iman ile şunu söylemiştir:

-Benim bildiğim Tayyip, bu Gazze’ye istediği zaman gider abicim.

Nitekim, AKP İktidarının ağır toplarından Bülent Arınç da Kerry’nin bu çıkışına şu sözlerle tepkisini koymuş:

-Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı’nın yapacağı ziyareti bu şekilde söyleyemez.

Acaba Kerry’nin çıkışı Arınç’ın ima ettiği gibi, tecrübesizlikten mi kaynaklanıyor, yoksa önümüzdeki günlerin büyük bölgesel değişimleri ve olaylarını göğüslemek üzere, çok ihtiyaç duyulabilecek olan “One Minute” Tayyip imajının sağlamlaştırılmasını sağlayacak bir oyunun usta bir mizansen hamlesi mi?

Bakalım yaşayarak göreceğiz. Zaten önümüzdeki dönem bölgede çok şey göreceğiz.