SİZİN BEYNİNİZ KAÇ PARSEL?

Dünyanın öbür ucuna da gitseniz, “haberler” gelip sizi buluyor… Örneğin Adana Otistik Çocuklar Sağlık ve Eğitim Derneği Başkanı sosyolog Fehmi Kaya’nın, otizmle ateizm arasında kurduğu ilişki gelip beni bir otel odasında bulduğunda, dört günlük bir gezinin orta yerindeydim. Kaldı ki dünyanın öbür ucunda da değil, çok yakınlardaydım.

Ürdün’deydim. Anıtkabir ziyaretinde, Ata’nın huzurunda, gözyaşlarını tutamadığından beri kalbimde ayrıcalıklı bir yer edinen Ürdün Kralı 2.Abdullah’ın ülkesinde… Onun gözyaşlarının nedenini bilemem elbet, ama benim o gözyaşlarına yüklediğim anlamları çok iyi biliyorum. Sizler de çok zorlanmadan tahmin edebilirsiniz…

Ürdün’e gitme nedenim, kralın gözyaşlarıyla ilgili değildi. Okul arkadaşlarımla birlikte Petra antik kentini ziyaret etmekti.

İnsanın, insan yaratıcılığının, insan yeteneğinin sonsuzluğu… Bu sonsuzluk duygusunun, doğanın gücü ve nimetleriyle buluştuğunda ortaya koyduğu mucizeler… Bu mucizelerin yüzyıllara meydan okuyabilmesi… Yüzyıllara meydan okuyan yapılanmaların, bakmakla yetinmeyip görmeyi de isteyenlere verdiği sırlar… Petra’da (sözcük anlamı “Taş” demek) taşın ve toprağın biçem ve renk cümbüşü… İÖ 7.yüzyıla uzanan bir geçmişten, günümüze yolculukta, birbirini izleyen uygarlıklarla, doğanın şaşırtıcı iç içeliği ve çelişkileri…

Bütün bunları ve daha saymadığım nice gizemli incelikleri özellikleri gördükten sonra birbirimize sorduk: Petra gezimizin bize yaşattığı en güçlü duygu neydi diye… Sonunda şuna karar verdik: Hepimiz, her birimiz, bu kâinatta birer zerreydik. Bir minicik toz parçası. Bir yanda “ulu bir nehir akıyordu”, akıp giden…Yaşam… Bizler geçiciydik; o sürmekteydi…

Bunu bir kez kabul ettiniz mi, kavgalar, ben ben diye çırpınmalar, hırs ve aç gözlülük, güç tutkunluğu, şehvetle güce yamalanma, güce yağ çekme, güçten pay alma çabası, ne kadar gülünç, ne denli zavallı, ne denli saçma geliyordu insana…

İşte tam bunları tartışırken geldi buldu beni başkan beyin “Otistik çocukların bir özelliği de beyinlerinde inanç alanı, Allah alanı gelişmemiş, oturmamış olduğu için” onların ateist olacaklarına dair sözleri!

Okudum, bütün açıklamalarını farklı kaynaklardan okudum ve o anda Petra silindi, Wadi Rum silindi, Ölü Deniz silindi, insan düşüncesi, insan aklı insan yaratıcılığı silindi. Geriye sadece şu sorular kaldı:

Sizin beyniniz kaç parsel? Hangi alan kaç parsel işgal ediyor? Şu kadar parsele ne kadar Allah alanı, ne kadar sevgi, ne kadar nefret sığıyor? Ne kadar şefkat, ne kadar umut sığıyor? Ne kadar kin öfke ve öç alma duygusu sığıyor?

Gerçekten beyniniz kaç parsel? Ya yüreğiniz? Ya gönlünüz? Orada Allah alanı olduğu gibi, insanlık alanı da var mı? Ya vicdan alanı?