YALANIN ÇEŞİTLERİ

Yalan çeşit çeşittir: Dinleyenin üzülmemesi için söylenene “beyaz”, söyleyenin pis çıkarları için anlatılana, ”Kara”, milleti kandırmak için dillendirilene ise “katmerli yalan” denir; belli bir rengi yoktur, bukalemun gibi ortama göre renk değiştirir.
Yalanın akını, karasını biliriz. Katmerlisini de her gün işitiriz ama – hala yuttuğumuza bakılırsa-pek anlamamışa benzeriz. Öyleyse açıklanmalıdır. Türleri örneklerle açıklanabilir:

1.Hitlerin orduları 1940 da Norveç’i işgal ettiklerinde V.Quisling adlı bir politikacı yönetime el koymuş, radyodan halka seslenmişti:

“İngiltere, karasularımızı mayınlayarak tarafsızlığımızı bozduğunda hükümet, gönülsüzce protesto etmek dışında hiçbir tepki sergilemedi. Almanlar, bize barış ve yardım önerip ulusal egemenliğimize saygı gösterecekleri konusunda güvence verdiklerinde hükümet, silahlı kuvvetleri harekete geçirdi, sulh teklifine silahla cevap verdi.

Hükümet üyeleri, ülkeyi riske attıktan sonra yurtdışına kaçtılar.

Bu durumda Norveç halkının güvenliğini, bağımsızlığını korumak için biz yönetimi üstlenmekteyiz, ” demiş ve kabinesini açıklamıştı.

Sonra ne oldu?

Aslında denizin mayınlanması, Almanların, Norveç’i işgal etmek için uydurdukları bir gerekçeydi. Quisling cumhurbaşkanı oldu.

Norveç, Nazi yönetiminde yıllarca inledi, çok sayıda insan öldürüldü, ülkede açlık, sefalet kol gezdi. İşgal 1945’te son buldu.

2.“Açlık” ve kendisine Nobel ödülü kazandıran “Toprağın bereketi” gibi eserleriyle tanınan ünlü romancı Knut Hamsun da ülkesi işgal edilince halkına Almanlara direnmemelerini önermiş, onların Norveç’i kurtarmak için geldiklerini söylemiş, Hitler’i alkışlamıştı. Hitler’in öldüğünü duyduğunda da “O, insanlık için savaşmıştı, bir peygamberdi…”gibi sözler söylemişti.

Sonuç: Quisling’in dedikleri, gerçekle çeliştiği bilinerek söylendiğinden katmerli yalanların en kötüsüdür; Hamsun’un açıklamaları ise gerçekleri tam algılayamayan, eğik bir mantığın ürünüdür, bizim “Yetmez ama evet”çileri anımsatır.

Norveçliler, bu farkı kavrayabildiklerinden işgalden kurtulunca Quisling’i, vatan haini olarak kurşuna dizmiş, Hamsun’u ise, davranışlarının, hainlikten çok bunamasından kaynaklandığını ileri sürerek idam etmemiş, onu bir süre akıl hastanesinde tutmakla yetinmişlerdi. Oysa Hamsun aslında bunak değildi.

Bu olaylar Türkiye’de gerçekleşseydi ne olurdu? Başkan da, Nobel’li de kurşuna dizilirdi. Ardından, baskı rejimi sürerken her ikisini alkışlamış olanlar televizyonlara çıkar, ikisini de yerin dibine batırmaya başlarlardı.