BİR DÜNYA ZARARLISI

Monsanto Chemical Works şirketi, 1901 yılında yapay tatlandırıcı « sakarin » üretmek için kuruldu. En büyük müşterisi elbette Cola Cola oldu.

Üretim yelpazesini 1917 yılından öteye aspirin, plastik, reçine, kauçuk, yakıt katkı maddeleri, yapay kafein, endüstriyel sıvılar, vinil kaplama, deterjan, fosfor, antifriz, sülfürük asit, erbisit (zararlı ot ilacı), pestisit (haşara ilacı) gibi çevre kirletici çok ve değişik alana yaydı.

1935 yılında üretimine başladığı PCB (Poliklorlu bifeniller)’in kullanımı, BM Çevre Programı Kimyasal Birimleri’nin saptadığı çevre ve insan sağlığına kalıcı zararları dolayısıyla 1986 yılında yasaklandı.

Ama Monsanto’nun kimyasal zehir iştahını gemlemek mümkün değildi : 1940’dan öteye piyasaya sürdüğü DDT, kuşlar başta pek çok canlı türünün soyunu tükettikten sonra, 1970’li yıllarda yasaklandı.

1948’de tüm dünyaya « 2,4,5-T » koduyla üretip sattığı uğursuz herbisit ise, biriktiği toprak yoluyla insana geçen ve çok küçük miktarları bile kalp, karaciğer, üreme ve gelişim bozukluklarına yol açan Dioksin maddesini içeriyordu. Dünya Sağlık Örgütü, Dioksin maddesini 1997’de birinci sınıf kanserojen ilan etti.

***

Ama çok geçti. ABD hükümeti, Monsanto ile Dow Chemical şirketleri tarafından üretilip « 2,4,5-T » bileşimi içeren ve Turuncu Ajan adı verilen çok güçlü bir yaprak dökücüyü savaş silahı olarak kullanmış; 1962’den 1971’e kadar Vietnam topraklarına tam 75 milyon 770 bin litre bu zehirden püskürtmüştü.

Amaç, Kuzey Vietnam’lı gerillaların saklandığı yeşil alanları kurutarak, bombalanacak biçimde görünür hale getirmekti. Sonuç, salt Kuzey Vietnam değil, tüm çevre coğrafyasında 4,8 milyon insanı etkiledi. Bunlardan yarım milyonu lenfoma, Hodgin lenfoması ve lösemi türünden kanserlerden öldü. Yarım milyon çocuk sakat doğdu. Bölge ormanlarının %20’si yok oldu ve 400 bin hektar tarım arazisi zehirlendi.

Monsanto, 1973’ten öteye tarım ilaçlarında dünya liderliğini sağlayan Roundup herbisit dizisini piyasaya sürdü. Bu zararlı ot zehirinin içerdiği glisofat molekülünün bulaştığı bitkileri yiyen hayvan ve insanlarda, erkek üreme organları dejenerasyonu, hatta DNA değişikliği yaptığına dair Minas Gerais Üniversitesi (Brezilya) ve Caen Üniversitesi (Fransa) araştırma raporları, ancak 2007 yılında açıklandı. O tarihten bu yana, dünyada Roundup’ın çeşitli herbisitlerini kullanıp ölümcül hastalıklara yakalanan binlerce tarımcı, Monsanto’yı dava ediyorlar. Roundup herbisit çeşitleri, halen Türkiye tarımında da yaygın biçimde kullanılıyor…

***

Monsanto, 1994’te ineklerin daha fazla süt vermesini sağlayan Posilac’ı (rBST/rBGH) pazarlamaya başladı. Sığır büyüme hormonu BST ile koli basilinin bileşiminden oluşan Posilac’ın hayvanları hasta ettiği gibi, verdikleri süt yoluyla insanlarda meme, ilik ve prostat kanserine yol açabildiği 2000’li yıllarda anlaşıldı. AB, Kanada, Avusturalya ve Japonya’da kullanımı yasaklandı. Öteki ülkelerde devam ediyor…

Monsanto, 1997 yılında, ilk GDO’lu Kanola, Pamuk ve Mısır ürünlerini, şaka yapıyormuşcasına, Roundup markası altında pazara sürdü.

Yine şaka gibi, 2002 yılından öteye tüm kimyasal sektörünü kendisine bağlı Solutia adlı şirkete devreden Monsanto, o gün bugündür sanayini “hayat bilimleri” ve kendisini “tarım üreticisi” olarak lanse ediyor. Neden? Çünkü dünyadaki tüm GDO’lu bitkilerin %91’ini Monsanto üretiyor.

***

Son söz: Bugün Türkiye’de Cargill, DEKALB gibi değişik adlar altında Monsanto’nun malı olan yerli/ yabancı şirketlerin burada yetiştirdiği ya da ithal ettiği tahıl, tohum, mısır, ayçiçeği, kanola, soya, sorgum, hatta hayvan yemi olarak yonca da genetik mühendislik ürünüdür. Zaten henüz el atmadığı yerel tarım ürünlerini de haşara ve zararlı otlara karşı Roundup, Monitor, Guardian, Romectin, Bullet ürünleriyle ilaçladığı gibi, kimyasal gübreyi de Mosanto’nun büyük hissedar olduğu Türk isimli şirketler sağlamaktadır.
Ama siz bilmiyorsunuz, çünkü bizim hükümetler de Güney Amerika hükümetleri kadar namuslu.

İhanet, güvenden doğar.
ARAP ATASÖZÜ

«G» NOKTASI

Bu yıl Amerikan Kongresi’nden “Monsanto Protection Act” diye anılan ve Amerikan yargısına zararı kanıtlanmış GDO’lu ürünleri bile yasaklamayı yasaklayan bir yasa çıkarttıran bu şirket devlete muhalif yazı yazmak, dünyanın hiç bir yerinde kolay değil. Ahtapot gibi sardığı yeryüzünde, karar mercilerini kah baskı, kah rüşvetle avucuna alan Monsanto, herşeyi yapar!

Ama sizin de Türkiye’de kanserli doğan her çocukta, 10 yaşında, 20 yaşında kanser olan her gençte, her yaş insan grubunda hızla artan bu amansız hastalıkta ; dünya beslenme zincirinin her halkasına yapışan biyokimya sanayi ve genetik mühendisliğinin vebali olduğunu öğrenmek hakkınız var.

Y.N: Yeşilist ’dan Ayşe Bereket’i konuyla ilgili kapsamlı makalesinden ötürü kutlarım.