HER CANLI GDO’YU TADACAK!

1980’li yıllarda değiştirdiği ekonomi politikasıyla milyarlık nüfusuna orantılı dünya devi haline gelen Hindistan, 2011 yılının Aralık ayında bir toplu intihar olayıyla sarsıldı. Şatisgarh eyaletinde çiftçilik yapan 1500 Hintli, ortak kararla yaşamlarına son vermişti. Bu haberden sonra anlaşıldı ki, 1997 ile 2003 arasında 100 binden fazla çiftçi kendini öldürmüş ve aslında salt Şatisgarh’da değil, ülke çapında intihar dalgası her ay ortalama 1000 çiftçinin ölümüyle devam ediyordu ; hem de resmi istatistiklere göre…

Hintli çiftçilerin intihar nedeni, GDO’lu tohum « mucize »sine bağlı olarak aşırı borçlanmalarıydı. Hindistan, yeni ekonomi politikasıyla yerel tarımını koruyan yasaları kaldırmış, hatta köylüsünü « sihirli tohum» tüccarlarının arsız iştahasına terk bile değil, yönlendirmek amacıyla devlet tohum bankalarına pek çok geleneksel tohum türünün satışını yasaklamıştı!

GDO’lu tohum simsarlarının güzellemesine bakılırsa, çiftçiler bu tohumlarla inanılmaz hasatlar yapacak, ürüne zarar veren böcek ve parazitler tarihe karışacaktı. Oysa tam tersi gerçekleşti. Örneğin, Hindistan’ın en büyük dünya üreticisi olduğu pamukta…

***

Elbette ki dünya biyokimya devi MONSANTO’nun sattığı GDO’lu pamuk tohumu Bt ekili tüm tarlalar, pamuk kozasını yiyen kurtçuk istilasına uğradı. Çünkü MONSANTO, güya böcek ilacı gerektirmeyen GDO’lu tohumların, « yerel » yani Hindistan’a özgü haşerelere dayanıksız olduğunu söylemeyi unutmuştu !.. Çiftçilerin, hasta ürünü kurtarmak için tonlarca pestisit almaları, daha da çok borçlanmaları gerekti.

Üstelik MONSANTO, « sihirli tohum » GDO’lu pamuğun, yerel pamuk türünden 2 kat fazla sulama istediğini ve toprağı yoksullaştırdığını da belirtmemişti. Hindistan’ın suyu sınırlı pamuk bölgeleri hızla çölleşti, hasat randımanı çöktü ve gırtlağına kadar borçlanan çiftçiler, bir sonraki ekim için tohum satın alamaz hale geldiler. Hasat zayıf bile olsa neden bir bölümünü tohumluk saklayamamışlardı ? Çünkü ektikleri GDO’lu pamuk, « Terminatör » adı verilen bir teknolojiyle donatılmış olup kendi kendini imha ediyor, tohumluk olarak saklanamıyor, Monsanto’dan her yıl yeni tohum satın almak gerekiyordu!

***

Kimi çiftçiler, koza kurtçuğu istilasına uğrayan pamuk tarlalarını 50 kez ilaçlamalarına rağmen kurtaramadılar. İntiharlar böyle başladı.

GDO’lu pamuk tohumunun bir başka etkisi ise, ekilmediği arazilerde susuzluğa ve bazı parazitlere dayanıklı Hindistan coğrafyasına özel yerel bitkilere bile bulaşarak pek çok türü yok etmesi oldu.

Dünyanın her yanında, GDO’lu tohumların her türüne ilişkin benzer felaketler yaşanıyor. Bunları size aktarmayı sürdüreceğim.

Bilmenizi isterim ki, Türkiye tarımı 9 yıldan beri Hindistan çiftçileri intihara sürükleyen aynı kumpasa feda ediliyor ve inanılmaz boyuttaki bu gerçeği bugüne değin kamuoyundan gizlemeyi başardılar : Ekim 2006’da yürürlüğe giren 5553 sayılı Tohumculuk Yasası, MONSANTO ve yan kuruluşu CARGİLL gibi GDO’lu tohum üretici ve ithalatçılarına, devlet eliyle pazar yaratmak amacına hizmet etmektedir.

***

Türkiye çiftçisi, patent almak zorunda bırakıldığı yerli tohumları ekemez hale getirilmiş, patentsiz yerli tohum ekerse satış yasağı getirilmiş, uğursuz GDO’lu tohumlara bağımlı kılınmıştır.

Bu ülkede yediğiniz herşey GDO’lu ve beşikten itibaren korkunç oranlarda artan başta kanser, pek çok hastalıktan; yerli tohumculuğu öldürüp, MONSANTO, CARGİLL gibi şirket devletlerin önünde eğilenler sorumludur.

Mersin limanında ele geçen GDO’lu pirinçlere yapılan analizlerin geri çekilmesi, laboratuarların sindirilmesi, hep bu çıkar zincirinin « yevmiye » işçiliğidir!

Bir ülkenin yaşamı demek olan tarımı zehirlenir ve toplum hastalıklı kuşaklar yetiştirmeye mahkum edilirken; muhalefet milletvekillerinin sağlığı herkes kadar tehlikedeki çocukları için ömür boyu diplomatik pasaport ve lüks ayrıcalıklar edinme arsızlığını anlayamıyorum!

Arsız ayrıcalıklar eken, azgın isyanlar biçmek zorundadır.
CLAUDE TİLLİER

«G» NOKTASI

Cankankam Elif Yıldız, 9 Mayıs’ı 10 Mayıs’a bağlayan gece yarısı salya sümük ağlatan bir SMS ve tweeter’de « İyi ki hayatımdasın… » mesajıyla start verdi. Sabah 9’da, Suzan ve Başar Yaltı ile Feryal Pere’nin devasa buketleri kapıyı, sonra telefonlar çaldı, ailem, dostlarım aradı. Daniel kendi elleriyle yaptığı pastayla kahvaltı ettirdi.

Ardından facebook ve tweeter’de bir yağmur başladı. Özellikle tweeter’de. Yüzlerce sevgi damlası yağdı yüreğime. Belki bine yakın, sayamadım… Meğer ne çok dostum, okurum, sevenim varmış? Ben de şaşırdım, ne diyeyim, düşmanlarım çatlasın! Şımardım, bugüne sarkıttım: Ablamın omuzunda, anneler günüyle birleştireceğiz, ailecek. Tahmin ettiğiniz gibi Mutlu Doğum Haftamı kutluyorum. Arayan, mesaj gönderen tüm yoldaşlarıma yürekten teşekkürler!