TBMM VE KADIN

Ülkemizde kadınların kadın oldukları için, cinsiyetleri nedeniyle erkekler tarafından aşağılanmaları ne yöreyle ve mekanla, ne de şu ya da bu zamanla sınırlı… Tarih ve coğrafya boyunca süregelen bu olgu AKP iktidarının şu son döneminde farklı bir boyut kazandı: Şöyle ki, özetle söylemem gerekirse:

  1. Kadın erkek eşitsizliği normalleştirdi; meşrulaştırdı…
  2. İçinde yaşadığımız toplumsal ilişkilerde şiddeti ve ayırımcılığı daha çok, daha çok üretir oldu.

Her ne kadar ileri demokraside yaşadığımız söyleniyorsa da, sadece bu iki nokta bile anti-demokrasinin en okkalı halidir .

Kamer Genç- Bülent Arınç

Kamer Genç’in Fatma Şahin’e "Acaba Atatürk bu Cumhuriyet’i kurmasaydı o makamda oturacak mıydınız? Otursaydınız hangi tarikat mensubu kitlenin, bilmem kaçıncı hanımı durumuna düşerdiniz" demesi üzerine millet ayağa kalktı. (Bence, bu sözler, kavram olarak doğru. Ancak Mecliste bir kadın milletvekilinin hedef alınıp söylenmesi tartışılabilir).

Bir süre önce de Bülent Arınç, CHP milletvekili Aylin Nazlı Aka’ya "Kürtaj meselesi konuşulurken siz öyle bir söz sarfettiniz ki benim yüzüm kıpkırmızı oldu. Bir evli, bir bayan, çocuğu olan milletvekili kendisi ile ilgili bir organını nasıl böyle açıkça konuşabilir” diyordu ayni Mecliste. (O söz "vajina" idi… Arınç’ın lafının neresini düzeltsem ki)!

İlki özür diletildi, kınandı; ikincisi sadece alkışlandı pohpohlandı. Oysa ikisi de cinsiyetçi yorumlardı. Kadın bedeni üzerinden erkek saldırılarıydı. Kadın milletvekilleri bir araya gelip tepki gösteremediler. Parti disiplini, lider sultası…

Bunlar sadece 2 örnek. Daha yüzlercesini sayabilirim.

Bu düşünceler içindeyken KA.Der Ankara Meclisteki cinsiyetçi dili kınayan bir bildiriyle çıkageldi. Aşağıda açıklamayı özetleyerek sizlerle paylaşıyorum:
Bu cesaret Nereden?

"Erkek Milletvekilleri bu cesareti nereden bulmaktadır" başlıklı açıklama, önce şu genellemeyi yapıyor:

  • TBMM, 93 yıllık tarihinde kadınların en fazla %14 oranında temsil edildiği meclistir.
  • TBMM, tarihi boyunca hiçbir kadının başkanlık etmediği meclistir.
  • TBMM, sadece bir kadın başbakan görmüş; bugün kabinedeki bakanlardan sadece birinin kadın olduğu meclistir.
  • TBMM, Dünya Ekonomik Forumu 2012 cinsiyet uçurumu raporuna göre Türkiye, 135 ülke içerisinde 124. sırada olduğu halde, konuyla ilgili tek Bakanlığın adından “kadın”ı çıkarmış meclistir.
  • TBMM, “Kadın Erkek Fırsat Eşitliği” olan Komisyon’unun, Meclis Başkanlığı tarafından, işlevsiz hale getirildiği meclistir.
  • TBMM, Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine İlişkin Kanun’un, “Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi” adıyla, geçtiği meclistir.
  • TBMM, halen “kadın” diyemeyen, bizleri “bayan, hanım, bacı, hanım kardeşler, analar” olarak tanımlayan erkek milletvekillerinin görev yaptığı meclistir.

KINAMAK YETMEZ!

KA.DER , kınamanın yeterli olmadığına inanıyor. "TBMM’de kadınlara yönelik ayrımcı söylem ve uygulamalar, ciddi ve derin bir sorundur." deyip Meclisteki her partinin, her milletvekilinin sorumluluğunu anımsatıyor ve şunları şart koşuyor:

Anayasa’da eşit temsilin vatandaşlık hakkı haline getirilmesi ve cinsiyet eşitliğinin gerekli düzenlemelerle güvence altına alınması;

Siyasi Partiler Kanunu, Seçim Kanunu; siyasi partilerin tüzük ve programlarında kadınların eşit katılımı için gerekli düzenlemelerin yapılması;

Meclis’in toplumsal cinsiyet eşitliği gözetilen bir işleyişe kavuşturulurken kadın milletvekillerinin ve kadın örgütlerinin etkin katılımının sağlanması …

Bence de kınamak yetmez ama daha ciddi adımlar atabilmek için önce hangi partiden olursa olsun kadın milletvekillerin, liderin kulu kölesi olmaktan kurtulması gerek.

Ancak o zaman güç birliği yapabilirler. Ancak o zaman çifte standart ve iki yüzlülükten kurtulabilirler.