ÇAĞDAŞ GENÇLİK…

180 genç… Hepsi de aydınlık yüzlü, kendilerine iyi bir gelecek hazırlamak için çabalayan pırıl pırıl insanlar. Türkiye’nin dört bir yanından gelen üniversite öğrencileri… Evet, geçen cuma günü İzmir Seferihisar’da Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin 17. Gençlik Kurultayı’na katılan gençlerden bahsediyorum. Türkiye’nin hepimizi saran toz dumanı, yoğun kuşatılmışlık duygusundan uzaklaşıyoruz bir anda; geleceğe ilişkin umutlarımızı yükselten “Çağdaş Gençliği” tanımaya çalışıyoruz.
Kendilerine “Çağdaş Gençlik” diyorlar ÇYDD’nin gençleri. İçlerinden bir kısmı ÇYDD bursiyeri, yani üniversite öğrenimlerini ÇYDD’nin burs katkısıyla sürdüren gençler. Diğerleri ise ÇYDD gönüllüsü. Onlarla sohbet ettikçe bu gençlerin Çağdaş Türkiye’nin gelecek güvencesi oldukları duygusu iyice hâkim oluyor bize..
Her siyasi dönemin empoze ettiği bir gençlik modeli oldu. 70’lerde devrimci gençlik, 80’lerde ve 90’larda apolitik gençlik, 2000’lerin sonunda ise muhafazakâr hatta dindar gençlik… AKP’nin 10 yılı aşan tek parti iktidarının tüm kurumların üzerinden silindir gibi geçmesinden eğitim ile ilgili her birim de payını aldığı için koca bir nesilden bahsediyoruz. 
Çağdaş Gençlik ise çölde bir vaha gibi çıkıyor karşımıza. 2006’da kurulan Çağdaş Gençlik’in 3 bin 700 üyesi var. Bunların yüzde 30’unun bursiyer, yüzde 70’inin ise gönüllü olduğunu söylüyor Çağdaş Gençlik Genel Kolaylaştırıcısı Gökhan Acer. Sürekli projeler üretiyorlar, toplumu aydınlatıcı, sorunları çözmeye yönelik. Örneğin Köyde Şenlik Var projesi ile köylere gitmişler, okul boyamışlar, yardıma ihtiyacı olan yaşlıların tamir vs. gereksinimlerini karşılamışlar. Kampanyalar üretiyorlar, kitaplar toplayarak kütüphaneler oluşturuyorlar. Kendi içlerinde bilgilendirici seminerler düzenliyorlar. Gökhan Acer “İçimizde farklı siyasi görüşlere sahip arkadaşlarımız da var; bizde önemli olan karşımızdakinin düşüncesine saygı göstermek, sorunları uzlaşarak çözmek ve sürekli bir arayış içinde olmak” diyor. Her yıl mart ayı sorunda Çanakkale’de toplanıyorlar “Tarihimize sahip çıkıyoruz” diyerek… Çağdaş, aydınlık, sorgulayan, öğrenmeye açık bu gençler bu yılki kurultaylarını “Çağdaş Gençlik Manifestosu’nun Oluşturulması” ana başlığıyla düzenlediler. Üzerinde beraber çalıştıkları ve son şeklini verdikleri manifesto önümüzdeki günlerde kamuoyuna açıklanacak. Merakla bekliyorum. İzleyemedim ama son gün Türkiye’deki gençlik örgütlerinin yeni anayasa hakkındaki görüşlerinin masaya yatırıldığı bir panel de düzenlediler. Anlıyoruz ki hem Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin son dönemde maruz kaldığı baskıları hem de Türkiye ve dünya gündemini yakından takip eden Çağdaş Gençlik boş durmuyor. Hoşgörüyü, barışı, farklı fikirlere saygıyı eksenine almış hızla ilerliyor.

Öğrenilmiş Çaresizlik

Basının paçavraya çevrildiği, yargının kangrene dönüştüğü, tüm muhalif seslerin o ya da bu şekilde susturulduğu bir ülkede tüm bunlar yetmiyormuş gibi bir de son yılların en korkuç katliamına yayın yasağı getiriliyor…
Bitmiyor… Başbakan, onlarca insanımız bombalarla paramparça edilirken Hatay’a gidip onların acısını paylaşmıyor; acılarını paylaşmadığı gibi, Obama’yı ziyaretini ertelemiyor; ama 19 Mayıs Gençlik Bayramı konserleri iptal ediliyor. Başbakan’ın annesi öldüğünde yas ilan edip programı iptal eden Acun Ilıcalı patlamanın olduğu günün gecesi göbek attırmasını biliyor ama… Yine aynı saatlerde Burhan Kuzu’nun oğlunun düğününde Meclis Başkanı Cemil Çiçek, Avrupa Birliği Bakanı Egemen Bağış ve Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç boy göstermesini biliyorlar… 
Bitmiyor… Reyhanlı’daki acı kayıpları “Ortadoğu politikasında ‘etkili bir aktör’ olmanın ‘kaçınılmaz maliyetlerinden biri’ olarak görmek gerekiyor” diye yazabilen zihniyetler ortalarda dolaşıyor…
Bu sadece son olay. Daha onlarcası… IMF’ye borç bitti diye sevinç çığlıkları atıyor AKP, oysa Türkiye’nin 340 milyar dolara yaklaşan toplam dış borcu içerisinde IMF borcu ‘devede kulak’ . Geçen 10 yılda Türkiye’nin dış borcu 2.5 kat artarak 337 milyar dolara çıktı. İşsizlik diz boyu… İnsanların bireysel kredi kartları borçları sürekli artıyor, buna karşın “ekonomi çok iyi” mavraları yapılıyor televizyonlarda, gazetelerde… 
Öğrenilmiş çaresizlik denir tüm bunları kabullenme durumuna… Kontrol edemedikleri çevre ve olaylarla sürekli muhatap olan insanların, içinde bulundukları durumu değiştireceklerine dair inançlarını ve özgüvenlerini yitirme halidir. Bakalım ne kadar sürecek?