ADALET OLMADAN BARIŞ OLMAZ!

İstanbul Tabip Odası 1986 yılından bu yana düzenli olarak Dr. Sevinç Özgüner adına İnsan Hakları, Barış ve Demokrasi Ödülü veriyor.

Bu yıl İstanbul Tabip Odası ödülü ikiye bölüştürdü. Uludere’nin Roboski köyünde hava bombardımanı ile öldürülen 34 insanın, insan hakları için mücadelesini sürdüren Ferhat Encü ile vicdani retçi Halil Savda ödüle layık görüldü.

Sevinç Özgüner Türkiye’nin şansı olarak değerlendirilebilecek öncü kadınlarımızdandır. Henüz İstanbul Tıp Fakültesi öğrencisiyken, Türkiye Komünist Partisi (TKP) yönetici ve üyelerine yönelik yapılan, tarihe “51 Tevkifatı” olarak geçen operasyonla cezaevi ve işkenceyle tanışan devrimci bir hekimdi.

Dr. Özgüven 23 Mayıs 1980 günü Mecidiyeköy’deki evinin kapısı güç kullanarak kırıldıktan sonra içeri girilerek ülkücü katiller tarafından öldürüldü. Eşi Vecdi Özgüner ise bu saldırıdan ağır yaralı olarak kurtuldu.

Katiller Özgüner’in kapısını kurcalamaya başlayınca Gayrettepe’de İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne ve Mecidiyeköy polis merkezine telefonla bildiriliyor. Müdürlükten ve karakoldan “olay olmadan gelemeyiz” cevabı veriliyor. Dedikleri gibi da yapıyorlar, cinayet işlendikten 45 dakika sonra geliyorlar!

Polis o zamanlar öyleydi… Şimdi değil mi, derseniz buna da hayır diyecek kimse çıkmaz herhalde!

Mecidiyeköy ülkücülerin kurtarılmış bölgesiydi. Bölgenin kontrolü de onlardaydı. 10 Nisan 1980 günü de bu “kurtarılmış bölgenin” kiralık katilleri Ümit Kaftancıoğlu’nu evinin önünde öldürmüşlerdi.

Dr. Özgüner öldürüldüğünde Türk Tabipler Birliği Merkez Konseyi üyesiydi.

Bunun bir sağ-sol çatışması olmadığı ancak 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra anlaşılabildi. Dönemin 2. Ordu Komutanı Org.

General Bedrettin Demirel yıllar sonra Milliyet’ten Yener Süsoy’a “aslında müdahaleyi bir yıl önce yapacaktık” demişti:

-Ama olgunlaşmasını bekledik!

Ülkücüler eliyle işlenen bu cinayetler tamamen “olgunlaştırma” aşamalarından ibaret birer tezgahtı.

Aradan 33 yıl geçti. Dr. Sevinç Özgürel hayatını verdiği mücadele doğrultusunda anılıyor. Meslektaşları onun adına insan hakları-barış-demokrasi ödülü veriyorlar.

Bu yılki ödül için yapılan törende onunla birlikte 1951’de tutuklanan Dr. Sevim Belli (Tarı), Prof. Dr. Gencay Gürsoy, verdiği mücadele ile bir insan hakları anıtı olarak içimizde olan Akın Birdal, Dr. Şükrü Güner, Prof. Dr. Özdemir İlter hazır bulundular, birer de konuşma yaptılar.

Sevim Belli, o eski karabasan yılları anlatırken, “bugünden daha iyiydi” demeyi ihmal etmedi:

-Umudumuz vardı, gelecek için mücadele ediyorduk. İnsanlar için özgürlük ve karınlarının doymasını istiyorduk.

Belli bunları anlattı ve sordu:

-Çok şey mi istedik?

Gencay Gürsoy, barış için neler yaptıklarını ve hafta sonu (25-26 Mayıs) Ankara’da toplanacak sempozyumu anlattı.

Akın Birdal ise daha farklı bir pencereden bakarak şöyle dedi:

-Barış sürecinin iki tarafı var. Birinin yaptıklarını ve yapacaklarını biliyoruz. Diğer tarafın ise (devletin) ne yapacağını hala bilmiyoruz!

Cezaevlerinde binlerce siyasetçi var. Hasta tutuklu ve hükümlüler hastalıkları nedeniyle hayatlarını kaybettiler, ediyorlar. Roboski var.

Türkiye bir gazeteci cehennemi oldu. Yeterli sesi çıkartmıyoruz.

Birdal sözlerini şöyle bitirdi:

-Adalet olmadan barış olmaz!

Alkolsüz demokrasi!

Adalet ve Kalkınma Partisi’nin ilk yıllarında Can Dündar AKP harflerini şöyle deşifre etmişti: Atalet ve Kandırma Partisi!

Parti “ataleti” 2010 Referandumundan sonra üzerinden attı. Ama “kardırma” özelliğini alabildiğine geliştirdi. Daha iki yıl önce Başbakan Tayyip Erdoğan bizzat söylemişti:

-Aksırıncaya kadar, tıksırıncaya kadar içiyorlar, kime karıştık ki?

Herkes hizaya geldi!

-Abi baksana adam demokrat! Kimseye karışmayacağız diyor.

Böylesi cümlelerle AKP’yi savunanların pek çoğu işlerini kaybettiler.

Her geçen gün “gizli ajandaları var” diyenleri haklı çıkartan icraatlarıyla AKP kendi özel tarihini yazıyor. Demokrasiye kendilerine göre şekil veriyor. Şimdi gündeme gelen yeni aşama ise bu:

-Alkolsüz demokrasi!

İlklerin Adamı: Zeki Sözer

Türkiye’nin BBC’den eğitim almış ilk televizyon prodüktörü olan, televizyonda Örsan Öymen ile birlikte aktüel ilk haber programı sunucusu, TRT Televizyon Daire Başkanı ve Milliyet’in (aynı zamanda Babıali’nin) ilk haber müdürü Zeki Sözer’in hayatı yeni televizyon kanalımız +1’de 26 Mayıs 2013 Pazar akşamüstü 17:00’de ekrana geliyor. Kaçıracaklar için de bir tarih verelim. Zeki Sözer’i sevenler açısından “kurtarma izlemesi” için 29 Mayıs’ta saat: 23:00’te tekrarlanıyor.

Bu kadar ayrıntı yeter, gerisi kanal +1’de…