HATEMİ, HATEMİ’YE KARŞI

İstanbul Nişantaşı’nda Arıkan Hukuk Bürosu’nun terasındayız. Karşımda dünya sevimlisi iki genç avukat. Gözlerinde, yalnız gençliğin sahip olduğu o müthiş cesaretin temiz ışığı, cömertlik ve inanç var.

Avukat Derya Güler ve Avukat Levent Turgut Karakoç, aslında çeşitli davalarda birbirine rakip olmuş savunma hukukçuları. AKP’nin ön saflardaki savunucusu ve namı Türkiye’yi titreten Av.Kezban Hatemi’ye karşı oğlu Mehmet Ali Hatemi’yi savunmak için ele ele vermişler, ekip oluşturmuşlar. Yaptıkları suç duyurusuyla başlayan hukuk sürecini ve nedenlerini anlatıyorlar.

Anne ile oğul arasına girilmez, derler. Bu davayı niçin kabul ettiniz?

Av.Levent Turgut Karakoç: “Mehmet Ali Hatemi’yle, meslektaşım Av. Derya Güler aracılığıyla tanıştık. İlk izlenimim olağanüstü dikkat ve zekasıydı. Kendisini dinlediğimde, yaşadıklarına herkes gibi önce ben de inanamadım. Fakat olayı hukukçu disipliniyle değerlendirdiğimde, meslek etiğim ve adalete olan saygım, Mehmet Ali Bey’i savunmamı gerektirdi. Kendisinin maruz kaldığına inandığımız, eziyet, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma, kişisel verilerin elde edilmesi, evrakta sahtecilik, görevi kötüye kullanma, görevi ihmal, şantaj, tehdit, hakaret, kişilerin huzur ve sükununu bozmak, özel hayatın gizliliğini ihlal iddiaları ile suç duyurularında bulunduk. 13 senelik meslek hayatımızda yaşlı, zihinsel engelli ve savunmasız insanların yakınları tarafından hakim huzuruna çıkartıldıklarına, yüzlerce kez tanık olduk. Müvekkilimiz Mehmet Ali Hatemi, kesinlikle böyle biri değil. Kendisiyle ilgili çıkış noktamız, hakkında verilen kararın sağlık bakanlığına bağlı herhangi bir devlet hastanesine sevk edilmeksizin ve müvekkilimiz dinlenmeksizin, alelacele alınmış olmasıdır.”

Av.Kezban Hatemi, iktidarın en üst odaklarına çok yakın, zaten AKP “akile”si ve hukuk çevrelerini bile ürküten güçte bir isim. Böyle biriyle hukuk mücadelesinden korkmuyor musunuz?

Av. Derya Güler: “İstanbul hukuk fakültesinde Medeni Hukuk Hocamız Prof. Dr. Selahattin Sulhi Tekinay, son dersinde, “Adaleti hatır için de, başka bir şey için de satmayın, sattırmayın! Siz hukuk öğrencileri hakim, savcı ve avukat olacaksınız. Müvekkilinizin haklarını sonuna kadar çekinmeksizin ve cesaret ile savununuz,” demişti. Rahmetli hocamız Tekinay’ın saygıyla tuttuğumuz bu öğüdü, sorunuzun cevabıdır.”

Sonuç almayı bekliyor musunuz, yoksa bir kararlılığı vurgulamak için mi suç duyurusunda bulundunuz?

Av. Levent Turgut Karakoç: “Öncelikle üstünlerin hukuku değil, hukukun üstünlüğüne inanmaktayız. Yürüyen soruşturmalar hakkında, yasa gereği yapılan işlemler ile ilgili bilgi veremiyoruz. Dosyalarımızı ekip olarak, titizlikle takip ediyoruz. Konunun her aşamasında son hukuki yol tüketilene dek ve Anayasa Mahkemesi süreci dahil olmak üzere hukuk mücadelemize devam edeceğiz.”

Evlenen tek oğul bir anne kaybeder, iki kaynana kazanır.

TRİSTAN BERNARD

“G” NOKTASI

Av. Derya Güler: “Mehmet Ali Hatemi, nisan ayı ortasında bana telefon ederek, görüşmek istedi. Sesindeki moral bozukluğu sebebi ile kendisini derhal kabul ettim. Ofisime ilk geldiğinde yaklaşık 7 saat süren bir toplantı yaptık. Üç yıl önce hayatında yaşadığı dönüm noktasından bugüne kadar işi, eşi, annesi, babası ile yaşadıkları ve kendisine yaşatılanları anlattı.

Benimle dostça, aynı zamanda bir müvekkil olarak paylaştıklarını hazmetmem ve değerlendirmem iki günümü aldı. Sizinle meslek etiğim ve dosyaların gizliliği gereği şu aşamada paylaşamadığım bilgileri sindirebilmem gerekti. Çünkü anlatılanlar, Brezilya dizilerine taş çıkarır nitelikteydi. O yüzden verileri ve yüzlerce sayfalık delilleri bir savcı, hakim şüphesiyle değerlendirdim ve ne yazıktır ki, müvekkilimin çok açık biçimde haklı olduğunu gördüm. Ne yazık diyorum, çünkü Mehmet Ali Hatemi örneğinde yaşananlar, tamamen sağlıklı, topluma zarar vermek şöyle dursun, yarar sağlayan bir kimsenin sorgusuz sualsiz akıl hastanesine yatırılmış olması, hepimize gerekli ve birey olarak bizi bizlerden de koruyan hukuk sisteminin ne denli kirlendiğinin göstergesiydi.

Ben bu davayı ve Mehmet Ali Hatemi’nin vekilliğini yalnızca bir şahsın haklarını savunmak adına almadım. Yaşanan olayların Mehmet, Ahmet ya da Ayşe’nin başına gelmişliğinin önemi yok. Yapıldığını iddia ettiğimiz hukuksuzluklar, toplumsal bir krizi işaret ediyor. Bugün Mehmet Ali Hatemi’nin başına gelenler, yarın sizin de başınıza gelebilir. İşte bu noktada, bu davaların vekilliğini üstlenmek, bir savunma hukukçusu için kaçınılmazdır. Zira bizler, mesleğe başlarken hukukun üstünlüğüne dair bir yemin ediyoruz. Bu nedenle, hakkı ve doğruyu savunmak, adaletin yerini bulması için emek ve çaba harcamak mesleğimizin ve insan olmanın hem sonucu, hem de onurudur.”