“ÇAPULCU BENİM!”

Başbakan’ın Gezi Parkı olayının arkasında, çapulcular ile marjinallerin bulunduğunu söylemesi üzerine, Mine Sirmen zıvanadan çıktı ve haykırdı:

-Çapulcu dediği var ya, O benim işte! Bakın da çapulcu görün!

Sonra da, bir zamanlar Cihangir’i Güzelleştirme Derneği üyesi olarak, içinde bulunduğu gelişmeleri anlatmaya koyuldu.
Taksim meydan düzenlenmesi ve Gezi Parkı gündeme geldiğinde,.aralarında Cihangir’i Güzelleştirme Derneği, Ayazpaşa Derneği, Beyoğlu Derneği, Galata Derneği de olmak üzere semt dernekleri bir araya gelerek, İstanbul Büyük Şehir Belediyesine başvuruyorlar.

Yıl 2011.

Ve diyorlar ki, Taksim meydanının düzenlenmesi, gerektiği konusunda sizinle aynı fikirdeyiz. Ancak Gezi Parkı’nın park olarak kalmasını istiyoruz, Bu düzenlemeleri yaparken, sivil toplum kuruluşu olan bizlerle, Mimarlar Odası, Şehir Planlamacıları Odası ile de temas halinde olun lütfen”

Tam bu noktada, hem Beyoğlu hem Galata Derneği üyesi hem de Semt Dernekleri Platormu sözcüsü Cem Tüzün devam ediyor:

-Aslında ilgili kuruluşlarla temas edilip, görüşlerinin alınması yasal zorunluluk

***

Ama karar Büyükşehir Belediyesi’nden daha büyük yerden, yani kendini hala İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanlığı makamının asıl sahibi gören Tayyip Erdoğan’dan çıkmış olduğu için danışma kimseden görüş alma zahmetine katlanmaya gerek görülmüyor…

Bu arada, 2011 seçimlerinin hemen ertesinde, Büyükşehir Belediyesi, sivil toplum örgütlerinin hiç birine haber vermeden, Mimarlar ve Şehir Planlamacıları Odalarını da çağırmadan, bir toplantı düzenleyerek, konuyu tartışılmadan “oldu -bitti”ye getirmek üzere harekete geçiyor.

Bu toplantının bu şekilde yapılması üzerine, konuyla ilgilenin sivil toplum semt kuruluşları kendilerinin ve emek örgütlerinin de konuya dahil edilmelerini istiyorlar, herhangi bir sonuç alamayınca da şubat 2012 de, AKP ile MHP dışında kalan ( onlarla da temas platforma dahil edilmek istendikleri halde katılmıyorlar) 9 siyası parti emek kuruluşlarının yanı sıra STK lar, şubat 2012 de bir araya gelerek, Taksim Dayanışma Deklarasyonu’nu yayınlıyor, Gezi Parkı’nın ortadan kaldırılması kışlanın ihyası ile faydadan çok zarara yol açılacağını belirtiyorlar.

Cem Tüzün ayrıca semt derneklerinin ODTÜ’nün öncülüğünde, İstanbul’daki Mimarlık Fakültelerinin de katılımıyla bu konuda bilimsel raporlar hazırlatıldığını da eklemeyi unutmuyor.

***

Biri avukat ve emekli yönetici, biri mimar olan bu iki sivil toplum kuruluşu üyesinin de anlattıkları, Gezi Parkı eyleminin ardında sivil toplum örgütleri meslek odaları, üniversiteler olduğunu ortaya koyuyor.

Başbakan’a göre, ise bütün bunlar çapulcular.

Meslek odaları ve üniversitelerle işbirliği halinde raporlar hazırlamanın, planlar sunmanın dışında bu sivil girişimciler, 13 nisan 2012 de Taksim Gezi Parkı’nda, geniş katılımlı bir konser düzenlemişler.

Cem Tüzün, 27 mayıs 2013 gecesi saat 22.30 da parkta bulunan arkadaşlarının Belediye görevlileri ve yanlarında 30 – 40 kadar sivil giyimli kimselerin gelip, ağaçları kesmek istemeleri üzerine, orada bulunan semt dernekleri üyesi kişilerin kendilerini uyardıklarını, burada yol genişletilmesi yapılamayacağını, hem BŞB İmar Planında hem de kurulca onaylanmış Tarlabaşı Cumhuriyet
Bulvarı Projesinde buranın park olarak görüldüğünü, Tayyip Bey’in buyruğu ile bunun değiştirilmesinin mümkün olmadığını söylediklerinde, belediye görevlilerinin ertesi gün, güvenlik önlemlerini alarak gelmek üzere gittiklerini ve ertesi günü polisin hiçbir yasal yetkisi olmadan ağaç kesenlere karşı barışçıl gösteri yapanlara oransız güç kullanmasıyla ülkenin dört bir yanında milyonların sokağa dökülmeleri,sürecinin başladığını söylüyor.

İşte size, Başbakan’ın “çapulcu!”olarak nitelediklerinin öyküsü.