ONURUMUZU GERİ VERDİLER!

Türkiye’nin başında bulunanlar, sık aralıklarla genç bir nüfusa sahip olduğumuzu tekrar ederler:

-Genç nüfusumuz en büyük avantajımızdır!

Ülkenin 1960’larda, 1970’lerde “şanlı direniş” günlerini yaşamış bizim gibi eski tüfekler de yakınıp dururduk:

-Bırak yaa, apolitik gençlikle nereye gidecek bu ülke?

Genç kuşak vatandaşlar herkesin ağzının payını verdi.

Bilmiyorum artık devlet katında eskisi kadar sık olarak “genç nüfusumuz avantajımızdır” tekerlemesi yürürlükte olacak mı?

Taksim Gezi Parkı Direnişiyle Türkiye’nin Yakın Tarihi için bir köşe taşı oluştu:

-31 Mayıs’tan önce-31 Mayıs’tan sonra!

Hiç kimsenin ummadığı bir yerde ve zamanda çok genç kuşak rüştünü ispat eden bir toplumsal patlama yaptı.

Tıpkı yüzlerce yıldır patlamamış, bu yüzden de sönmüş kabul edilen yanardağlar gibi… Bazı durumlarda eski yanardağların bacaları tıkanır. Magma hareketi olsa da patlamaz.

1980’de ABD’deki St. Helens Yanardağında hareketlilik başladı. Bütün haber kanalları dağın etrafında konuşlandı. Bir aydan fazla beklediler. Dağın zirvesindeki baca eski patlamaların donmuş magmasıyla tıkınmıştı. Patlama olmayacak diye ilgi azaldı, tv ekipleri de bırakıp gittiler. 18 Mayıs 1980 günü 500 metre altında yana doğru bir baca açmayı başardı 1857’den beri patlamayan St Helens, kendine bir çıkış yolu bularak patladı. Böylesi bir patlama ilk kez görülüyordu. Patlama ile lavlar binlerce metre ötelere savruldu.

Türkiye’nin en gençleri de “bir daha olmaz” denileni başardılar. Ülke tarihinde şimdiye kadar benzeri görülmemiş bir patlamayı yaşattılar:

-Toplumun onuru iade ettiler!

Eylemcilerin oy tabanı

Gezi Parkı Eylemcilerinin büyük bir çoğunlu 18 yaş altındalar. Önümüzdeki ilk seçimde oy kullanamayacaklar. Ama 18 yaş üzeri olanları da var. Her iki grup da bir araya gelince büyük bir oy tabanı oluşturuyor.

Hangi partiye oy vereceklerini şimdiden kestirmek tabii ki mümkün değil. Ama hangi partiye (ve/veya partilere) oy vermeyecekleri kesin!

Bunların başında Tayyip Erdoğan ve partisi geliyor.

Eylemlere katılanların hepsinin özel hikâyeleri oluştu. Bunları da asla unutmayacaklar. Çünkü iftihar vesilesi!

-Ben Taksim Gezi Eylemlerinde… diye anlatmaya başlayacaklar.

Bunların hiç biri Tayyip Erdoğan ve partisine oy vermeyecekleri kesin! O gazların izi kim bilir kaç yılda çıkacak? Veya çıkmayacak?

Taksim Direnişinde Erdoğan Hükümetinin uyguladı polis şiddeti, AKP’nin altından geniş bir halıyı çekti aldı.

İkinci Göktepe cinayeti: Abdullah Cömert

Hatay’da Taksim Gezi Parkı Direnişine katılan, yaşıtlarıyla birlikte sokaklara fırlayan Abdullah Cömert’in (22) kafasına aldığı darbe sonucu öldüğünü Vali Mehmet Celalettin Lekesiz açıkladı.

Cömert bir gösterici, onu “etkisiz” hale kim getirebilir?

Kafasının arkasına gelen darbe konusunda iki iddia var. Birincisi gaz fişeği… Çok yakından ateşlendiğinde öldürücü etkisi olduğunu kullananlar iyi biliyorlar. Hem üzerinde yazıyor, hem de şimdiye kadar defalarca denediler.

İkinci ihtimal ise kafasının arkasına kalın sopa ile vurulduğu ve bu şekilde öldüğü.

Her iki ihtimalde de polis birinci zanlı!

Fişekleri her yerde kullandılar. Sopalar ise İzmir’de görüntülendi. Emniyet Müdürü de kabul böyle olduğunu açıkladı: Eli sopalılar bizim mensuplarımızdır!

Sopalar genellikle kapalı mekanlarda kullanılıyor. İçeri düşünleri dayaktan geçirmek için kullanıyorlar. Dışarı pek çıkarmıyorlardı, İzmir’de dayanamadılar çıkarttılar. Eskiden kimse görmüyordu. Görse bile çekmiyordu. Çekse bile kullanılmıyordu!

En son gazeteci Metin Göktepe’yi bu kalın sopalarla döverek öldürdüler 1996’da…

Hatay’da bu “eski dostlarıyla” icrayı sanat eylediler: Abdullah Cömert’i öldürdüler!

Eğer Metin Göktepe’deki gibi sıkı bir fikri takip yapılırsa Hatay’daki katiller de yargı önüne çıkabilirler. Bugün memleketin havası buna daha fazla imkan sağlıyor.

Çünkü sosyal medya var!

Ama dayanışma da gerekiyor.