EN BÜYÜK BÖLÜCÜBAŞI KİM?

Onlar, biz hepimiz farklıyız dedikçe… O, hayır ya düşmansınız ya da benden diyor… Ya bana oy vereceksin ya da Erkgenekon’sun, 28 Şubatçısın, darbecisin, anarşistsin, ulusalcısın, laikçi komplocusun, marjinalsin diyor.

Onlar, biz kadın, erkek, Lezbien, gey, biseksuel, transseksüel, genç, yaşlı, çocuk ve de bilgeyiz dedikçe; Kürt, Türk, Yahudi, Çerkes, Ermeni, Alevi, Sünni, inançlı ya da inançsızız dedikçe… O hayır hepiniz ayni kalıp olacaksınız diyor. Gençsen, kafası kıyak gençlik değil dindar ve muhafazakâr gençlik olacaksın diyor; kadınsan en az üç çocuk doğuracak ve ancak aile içinde var olacaksın, asla kürtaj olmayacaksın diyor. Ya başını örtüp namuslu olacaksın ya da başını örtmeyip ahlaksız…

Onlar her görüşe, her düşünceye yer açıyor, düşlerini paylaşıyor, özlemlerini dile getiren slogan atıyor, şarkı söylüyor , halay çekiyor, kitap okuyor, öpüşüyor, sevişiyor , ekmeğini bölüşüyor… O, yasak getiriyor. Öpüşmek yasak, elele tutuşmak yasak, kızlı erkekli oturmak yasak. Baskı uyguluyor. Söz dinlemezsen , dediğimi yapmazsan seni cezalandırırım , inim inim inletir, süründürürüm diyor.

Onlar her düşene omuz verdikçe, yardıma koştukça … O, polisi, toma’ları, tazyikli suyu, biber gazını üzerlerine salıyor.

Onlar, partiler üstüyüz diyorlar. "AKP’siz dine, CHP’siz Ata’ya, MHP’siz vatana, BDP’siz Kürtlere sahip çıkarız. Çünkü biz halkız" diyor. O, suçluya işaret ediyor: Sosyal medyaya, yandaş olmayan, yalaka olmayan hükmünü geçiremediği basına, CHP’ye, iş adamlarına…

Onlar, kendiliğinden başlayan direnişin kahramanları. Onlar, demokrasinin sadece seçim olmadığının bilincinde olanlar; "Önce her şey gaz bulutuydu , sonra hayat başladı"yı hayata geçiren, "yetti artık" diyenler. Yetti artık hayatıma karışma, giysime, bedenime karışma, okuluma karışma, kentime, mahalleme karışma, heykelime,sinemama, tiyatroma, operama, müziğime karışma, doğama ve çevreme karışma!

Buna karşılık: Kibir, inat, dediğim dedik, tek adamlık ve "Türkiye’de evlerinde zor tuttuğumuz bir yüzde 50 var" söylemi ve tehdidi…

Şimdi bir soru: Bilin bakalım, benim bu güzel ülkemde en büyük bölücübaşı kimdir?

Ve Havaalanı konuşması: Bir kez daha biz ve sizi birbirinden ayırdı. Bizden olanlar düşmandan olanlar… En çok şu nidayı duydum: "Biz Tayyip’in askerleriyiz" Buyurun buradan yakın: Bir yanda "Tayyip’in askerleri" bir yanda "halk" ya da Tayyip’in askeri olmayanlar! Tayyip’in askerleri işaret bekliyor. Gidip Taksimi ezmeye hazırlar. Sahi kimdir bölücü Şahı?

Oysa o ana dek yaşadığım şuydu: Sadece Taksim Meydanında ve Gezi’de değil, inanın kentin her yerinde herkes birbirine daha büyük sevgi, daha çok saygı, daha az hoyratlıkla yanaşıyordu sanki. Taksim’e giden, taksimden dönen metro yolcularının birbirlerini alkışlamaları, konuşmadan anlaşmaları çarpıcıydı. Herkes birbirine dokunuyordu. İstanbul ve insanlar daha güler yüzlüydü…

Çoğulculuğun, çok sesliliğin önünde engel oluşturan, kin ve nefret üreten bölücüler inattan vazgeçinceye dek mücadeleye devam.