DÜŞMAN

Ne Garip değil mi, Türkiye’yi silah zoruyla koca bir kışlaya çevirmeye çalışan 12 eylül rejiminin ardından, sivil olduğunu iddia eden Tayyip Erdoğan diktası da İstanbul’un ortasına kışla dikmek inadıyla polislerini,. milislerini sivil halkın üstüne saldırtıyor.

Tabii ki,askeri diktanın rejimi 12 eylül kışlasıyla, sivil diktanın rejiminin kışlası arasında bir fark olacak. O da ikincinin sivil kışla olmasıdır.

Sivil kışla da nasıl olurmuş diye sormayın, olduğunda göreceksiniz.

Sivil kışla, askeri amaçlarla kullanamayacak, otel veya AVM de olacak olsa, oraya kondurulma yöntemi aynıdır: Kışla kafasıyla dayatma.

Askeri veyaseti tasfiye ediyorum deyip, ve askeri vesayete rahmet okutan sivil diktayı yerine ikame eden sivil darbenin sivil diktasının simgesinin ve inadının da bir kışla olması 12 eylül darbenin iki farklı aşaması, askeri ve sivil dönemi arasında bir zihniyet farkı olmadığının çarpıcı kanıtı.

Kışla kafası, dünyayı ikiye ayırır dostlar ve düşmanlar.

Kışla kafasının kaçınılmaz sonucu olarak, kendisinden yana olmayan yanında saf tutmayan herkes düşmandır.

Kışla kafasının onsuz olmazı düşmandır.

Düşman kavramı olmasa kışla kafasının gerekçesi kalmaz. Onun varlığı düşmanın da varlığıyla kaimdir ancak.

***

Türkiye’de bugün hayatta olan insanların çoğunluğu, 12 eylülü neyin ne olduğunu idrak edecek yaşın altındayken yaşadılar ya da hiç yaşamadılar.

Ama nasıl bir dönemdi 12 eylül? diye soracak olursanız. Yanıt çok basitti: Dünyanın ve ülkenin bizden onlar yani dostlar olmayanlar yani dostlar ve düşmanlar diye kesin bir çizgiyle ikiye ayrıldığı bir dönemdi.

Bugün egemen kılınmaya çalışalan zihniyete ne kadar benziyor değil mi?

İki diktanın da ortak paydasıdır düşman rejimi.

12 eylül askeri döneminin egemeni Evren, her yerde düşman görürdü, kerizmasını düşman ile besleyip güçlendirirdi.

Bugünün egemeni Tayyip Bey aynı yöntemi benimsiyor.

Her ikisinin politikasının ortak paydasıdır, “düşman” tıpkı diğer diktalar gibi.

Diktalar düşmana muhtaçtırlar, herkesi düşman görür, yoksa düşman yaratırlar.

Orada diktatörün istemediği kabul etmediği şeyleri yapanların hepsi düşmandır.

Tartışan düşmandır.

Özgürlük isteyen düşmandır.

Diktatörün istediğinden başka çözüm çözüm öneren düşmandır.

Tereddüte düşen düşmandır.

Ve düşmanın, mutlaka ezilmesi, yok edilmesi gerekir.

***

Düşman ile uzlaşma olmaz, düşman ile bir arada yaşanamaz. Düşman yenilmeli, düşman kahredilmelidir.

Her yerde düşman görmek diktatörün sultası altında boyun eğmişler saflarını sıklaştırmak için çok elverişli bir yöntemdir.

O zaman tereddüte düşülmez. Çünkü düşman vardır, tereddütten yararlanır.

Soru sorulmaz, çünkü “acaba” demek düşmanlıktır.

Tartışılmaz, karşı çıkılmaz, çünkü tartışma ve itiraz düşmanı güçlendirir.

Dediğim gibi, düşman diktaların en kıymetli onsuz olmazıdır.

Ama “düşman “ile demokrasi olmaz.

Çünkü demokrasi uzlaşma, tartışma, özgürlük rejimidir.

“Düşman” demokrasinin tek düşmanıdır. Çünkü girdiği yerde, tereddütü, soruyu, düşünmeyi, itirazı, özgürlüğü ve uzlaşmayı yok eder.

Tayyip Erdoğan siyasi yaşamı boyunca, hep bir düşman ya da şeytan yaratmıştır.

Bu tutumundan hiç vazgeçmez.

Düşman yaratır ve gücünü “düşman”dan alır.

Onun için Tayyip Bey ile ne demokrasi olur ne de “barış”.