MEDYADA YANLILIK YANSIZLIK UTANMAZLIK

“Hangi Haber Nasıl Verilmeli?” başlıklı yazımda (“Pazar Söyleşileri”, 26.05.13) merkez medyanın yansız olamayacağını, fakat gerçeği çok fazla saptırmayıp az çok tutarlı kalabileceğini anlatmaya çalışmıştım.

Bu tutarlılığın temeli ve güvencesi ise kuşkusuz toplumun düzeyi, demokrasi yönünde
almayı başardığı yoldur.

Yazının asıl konusu ise, sol medyanın yansızlık ya da nesnelliğinin nasıl bir şey olabileceği idi.

Bu günkü yazının giriş paragrafları özellikle bu konunun sürdürülmesi olsun…

Sol, öteki medyayla yarışta ekonomik olanaklar bakımından ölçüsüz derecede geride, fakat gerçeği yansıtmaya yatkınlık ve yeteneklilik bakımından ondan çok ilerdedir.

Solun gerçeklikle bir sorunu yoktur. Terine, onu görür, olumsuz yanlarını vurgular ve düzeltilmesi için çaba harcar.

Günümüz Türkiye’sinde solda yer alan medya bu işlevini ne ölçüde yerine getiriyor? Sorunu soldaki her medya kuruluşu kendi içinde sorgulamalıdır.

Yanıtı da sanırım, öncelikle hitap edilen kitleyi saptamaktan ve onun beğeni ölçütlerini, beklentilerini, ekonomik olanaklarını iyi değerlendirmekten geçiyor.

Şu anda Sol’da yer alan gazetelerimizin (Cumhuriyet, Aydınlık, Sol, Yurt, Sözcü) tirajının yarım milyonu geçtiğini tahmin ediyorum. Bu küçümsenemeyecek bir sayıdır. Yine de bu toplam tirajın çok daha arttırılması için yapılacak şeyler mutlaka olmalıdır.

Görsel (ve işitsel) medya alanındaki yarışta ise, sol çok daha gerilerdedir.

Yaşanan son toplumsal olaylarda merkez medya utanç verici bir suskunluk ve taraflılık sergilerken, sadece 2 TV Kanalı (Halk TV ve Ulusal Kanal) teknik yetersizliklere karşın çok güç bir onurlu görevi üstlenmiş, boşluğu ise “sosyal medya” diye adlandırılan iletişim ağları doldurarak bu çağdaş iletişim ağlarının çok büyük önemini kanıtlamıştır.

***

Sağdaki medya kuruluşları için söylenecek sözümüz yok. Gerçeği kendi prizmalarından geçirerek, bu demektir ki çarpıtarak yansıtacaklardır.

Yanlılık, yansızlık konusunda asıl sorun merkez denilen medya kuruluşlarına ilişkin olandır.

Bu medya son toplumsal olaylarda bütün kuruluşlarıyla, bırakın nesnelliği ya da yansızlığı, utanç verici, tiksindirici bir yanlılık sergiledi.

Suskunluk, görmezden gelmek, bazen gerçeği alçakça saptırmaktan bile daha alçakçadır.

Burada, TV izleyicisi, gazete okuru büyük kitlelere görev düşüyor:

Bu kanalları izlemeyi, bu paçavraları satın alıp okumayı reddetmek.

Basın Ahlâk Kurumu, Gazeteciler Cemiyeti gibi kuruluşlara da bir şeyler yapma görevi herhalde düşmektedir…

***

Son olarak magazin konusuna değinelim…

Bu sözcük İngilizce, Fransızca vb. dillerde birkaç yüz yıl önce “depo”, “ambar” vb. anlamlarına gelen bir sözcükten uyarlanmış…

Bugünkü gündelik kullanımıyla, günlük yaşama ilişkin sıradan, kışkırtıcı vb. haberlere ilişkin bir sıfat…

Sol medya bu tür haberlere yer vermeli mi?

Bence evet…

Fakat kendine yaraşır bir ölçüde ve yine kendine yaraşır bir yorum ve sunumla…

Sözü uzatmadan tek bir örnekle yetineyim: Soldaki medyada bir cinayet haberi verilirken “öfkeli koca”, “cinnet geçiren” vb…hafifletici, sulandırıcı haber başlıklarından uzak durulmalı; sağduyulu ve söz konusu haberin ciddiyetine uygun bir üslup kullanılmalı, fotoğraf konacaksa yine böyle bir tutum benimsenmelidir.

Yazıyı, magazin haberciliği konusunda “Sol”da (1 Şubat 2013) yayınlanan bir yazıdan alıntıyla bitirelim:

“Ocak ayında medyada 4 bin defa Cem Yılmaz, 3 bin 700 defa Hülya Avşar, 3 bin 300 defa Acun Ilıcalı, 3 bin defa İbrahim Tatlıses haberi çıktı…”

Beyinlerin nasıl yıkandığının bu rakamlardan daha çarpıcı bir örneği olabilir mi?