GENÇLERE TEŞEKKÜR

Bugün direnişin 19. günü. Bu yazıyı yazdığım sırada Taksim Dayanışması’nın ne karar alacağını bilmiyorum. Ama kararları ne olursa olsun, ben bugün Gezi Parkı ve Taksim Meydanı’nda direnen gençlere teşekkür etmek istiyorum.

Sevgili gençler: Hepimize, ama hepimize verdiğiniz hayat dersleri için tek tek teşekkür ediyorum. Biliyorum milyonlarcasınız. Yaşınız kaç olursa olsun gençsiniz. Yaratıcısınız. Güzelsiniz. Hepinizi, sevinçle, gözyaşları içinde kucaklıyorum. (Bizim kuşak öyledir, üzülünce de sevinince de ağlarız!)

Başta iktidara ve muhalefete nasıl siyaset yapılabileceğini ve yapılmayacağını gösterdiğiniz için teşekkür ediyorum. Siyasetin günlük yaşamdan, hayatın ta kendisinden kaynaklandığını gösterdiğiniz için…

Çan çalıp, afra tafra yapmadan, ahkâm kesmeden, son yıllarda kimilerinin yaptığı gibi “ezber bozuyoruz” diye ilan etmeden ezber bozduğunuz için…

Size uygulanan o korkunç şiddet karşısında bile şiddete başvurmadığınız; şiddet, saldırganlık ve vandalizmle aranıza hep mesafe koyduğunuz için…

Her tür haksızlığa ve mağduriyete karşı çıktığınız için…

Korkunç ve muhteşem farklılıklarınız içinde bir araya gelip eşsiz bir dayanışma örneği verdiğiniz için…

Kışkırtmalara yüz vermeyip, yalanlara kanmayıp, varsayımlara inanmayıp, tüm “ötekileştirilmeye” çalışılanlara yaşam hakkı tanıdığınız, saygı duyduğunuz ve farklılıklarınızı zenginliğe dönüştürdüğünüz için…

Farklılıklarınızı gizlemeden konuşabildiğiniz, birbirinizi dinleyebildiğiniz , tartışabildiğiniz, anlaşabildiğiniz, birbirinizin yardımına koşabildiğiniz için…

Lider, şef, başkan, altbaşkan, üstbaşkan sultasına yüz vermeyip kendi sözcünüz olduğunuz için…

“Vatanı kurtarmak” ya da “vatan hainini cezalandırmak” için değil, haysiyetinizi, insanlık onurunuzu korumak için, “ben de varım” demek için; yaşadığınız çevreye, yaşam tarzınıza, düşünce ve ifade biçiminize tepeden inme kararlarla, baskıcı yöntemle, şiddet kullanılarak müdahale edilemeyeceğini gösterdiğiniz için…

Erk sarhoşluğuna, erk buyurganlığına, erk tehditlerine, erk baskısına boyun eğmediğiniz için…

Direnişinizi, muhteşem bir mizah duygusuyla, yaratıcılıkta birbiriyle yarışan buluşlarla, söylemlerle, eylemlerle, sanatın her alanını kapsayan, müzikle, dansla, tiyatroyla, sözle, çizgiyle ortaya koyduğunuz için…

Yaratıcılığınızda, söylemlerinizde ve eylemlerinizde asla niteliği, seviyeyi düşürmediğiniz için… (Üstelik ülkenin Başbakan’ı, idrar-abdest kokusuyla, gaz kokusunu birbirine karıştırmışken bile!)

İstemeden bile olsa eğer zarar verdikleriniz olduysa, özür dilemeyi bildiğiniz için…

Özgürlük mücadelenizi, eşitlik mücadelenizi, hayatı savunma mücadelenizi, sevgiyle saygıyla sürdürdüğünüz için teşekkür ediyorum.

NOT: Dünkü gazetede Joan Baez’in Gezi’ye yolladığı mesajı okudunuz. Bugün onun öyküsünü anlatacaktım ama “gençlere teşekkür” ağır bastı. Joan Baez öyküsü bir sonraki yazıya kaldı.