68 RUHUNDAN GÜNÜMÜZE…

"Amerika turnen olmasaydı, gitarımı alır gelir, şimdi sizlerle Gezi Parkı’nda olurdum…" diyordu Joan Baez bundan onbeş gün önce. Sonra dayanamadı ard arda Türkiye’deki direnişçilere destek mesajları yollamaya başladı. Bunların sonuncusunda desteğini İngilizce ve Türkçe sözlerle ve "Başka bir dünya mümkün" diyen John Lennon ‘un "İmagine" şarkısıyla iletti. (İnternette dolaşan video için, parçaları bir araya getiren Duygu Özge ve arkadaşlarına çok teşekkürler).

Joan Baez ilk mesajını Virgina, Fairfax’daki konserinde binlerce dinleyicinin önünde duyurmuş ve "Swing Low, Sweet Chariot" şarkısını onlara adamıştı.

"Neden o şarkıyı seçti ki?" diye sordu genç bir arkadaşım. O soruyla birlikte gerilere gittim:

12 Eylül faşizminin ülke üzerinden silindir gibi geçtiği , hapishanelerde gençlerin öğütüldüğü dönemdeydi… Joan Baez, İstanbul’da ilk kez konser veriyordu. Harbiye Açık Hava tiyatrosunda müthiş bir izdiham. İçeriden 5 bin kişi varsa, neredeyse dışarıda da o kadar… Polis zincirleri vb.. Bir ara hem izleyiciden hem de orkestradan çok sessiz olmalarını istedi. "Şimdi bu şarkıyı, dışarıdakiler için , duvarların ötesindekiler için söyleyeceğim" dedi. Ve müziksiz, çalgısız, sadece sesiyle, sesini çoook uzaklara yansıtarak bu şarkıyı söyledi. Dışarıdan ve içeriden alkış dinmedi. "Duvarların ötesi" elbet hapishanelerdi. Ertesi gün "İçeridekiler siz de duydunuz mu o sesi?" diye bir yazı yazdığımda, ülkemin hapishane coğrafyasından yüzlerce mektup geldi, "evet biz de duyduk" diye…

"Swing Low, Sweet Chariot", bir Kızılderili ilahisiydi. Ve her tür şiddeti dışlayan, barışçı direnişi simgeliyordu.

Bugünlerde sık sık 12 Eylül zulmünü düşünmem boşuna değil. "Kukla lar, piyonlar, vatan hainleri" çığlıkları; medyayı, dış güçleri suçlamalar, "Yok öyle 25 kuşa simit" gibi seviyeli kahve sohbetleri; her ama her konuda kahve sohbeti bilgiçliği size de Evren’i anımsatmıyor mu ?

Topbaş Doğru Söylemiyor

Kadir Topbaş açıkladı: "Bir otobüs durağının yeri bile değişse artık halka sorulacak."… Topbaş bundan böyle tüm projeleri halka danışacağını ve paylaşacağını söyledi ya, ben gülmekten öldüm!

Halka soramazsınız , yapamazsınız Sayın Topbaş. Korkarsınız. Başbakanın hışmından, şiddetinden, sizi cezalandırmasından korkarsınız. Başbakanın onaylamadığı hiç bir şeyi yapamazsınız. Yapacak olursanız o koltukta oturamazsınız.

Bu sadece sizin için geçerli değil. Sistem böyle çalışıyor. Belediyelerde, Mecliste, Odalarda, Kurumlarda… Seçimle işbaşına gelinen her yerde liderin , erk sahibinin iki dudağı arasından çıkacak söze mahkumsuz… O söz gerçek, ya da gerçekdışı , doğru ya da yanlış olsun hiç fark etmez!

28 Mayıs’tan beri ortadan kaybolmuştunuz. O tavrınız bundan sonraki icraatınızın da göstergesidir.

Yoksa yanılıyor muyum? Yoksa, iki gün önceki açıklamalarınızda ısrarcı mısınız? O zaman ben de Kadiköy Belediye Başkanı Selami Öztürk gibi düşünüp, hadi gelin bu işe Haydarpaşa Garı’ndan, Taksim Meydan düzenlemesinden, Çamlıca Cami’nden başlayın diyebilirim…