ASIL, AZILI KOMPLO!

Ev taşımakla geçirdiğim bir haftalık sessizliğim boyunca içimde kalan bir itirazla başlamak istiyorum söze:

Bizim yetiştirdiğimiz çocuklar, hergün yıkandıkları için kokmazlar. Yere tükürmez, sümkürmez ve işemezler. Yol kenarlarında kurban kesmez, mangal yaptıkları sahilleri çöplüğe çevirmezler. Yaşadıkları yeri temiz ister ve temiz bırakırlar. Ateşli silah bilmez, sopa, zincir ve döner bıçağı taşımazlar. Kendilerine saldırılmadığı sürece ona buna saldırmaz, kimsenin malına ve canına kastetmezler. İnançlara da saygılıdırlar, tapınaklara da. Ne vandaldırlar, ne de talancı. Zaten yalancı da değildirler.

Onları hiç olmadıkları, asla yapmadıkları iğrençliklerle suçlayan yalancı ve düzeysiz zihniyetin, bizim çocuklarımızı bizzat içinde büyüdüğü ve çevresinde görmeye alıştığı güruh gibi sandığını, daha da kötüsü, bizzat kendisini aldatmaya çalıştığını düşünüyorum.

***

Dövülmeden, ezilmeden, sevilerek, sayılarak büyütüldükleri için özgüvenle dolu bu çocuklar ; şakanın ve eleştirinin yasak olmadığı ortamlarda yetiştikleri için özgür, hayvanları insanlar kadar sevebildikleri için cömert, doğa tüm canlılara gerektiği için çevreci oldular.

Özgür düşünebildiği için keskin zekaları, çağın teknolojik ve bilimsel eğitim olanaklarıyla birleşince, evrensel düzeyde tartışabilen, dolayısıyla fikirsel anlamda en gelişmiş gençlik kuşağını oluşturdular.

Taksim Gezi’den önce tüm yurda, ardından Brezilya’ya yayılan ve kalıbımı basarım başka ülkelere de taşacak olan gösteriler, işte bu evrensel kuşağın eskimiş düzene, talana dayalı politikalara ve bencil, yolsuz, çıkarcı politikacılara, kısaca çürümüşlüğe, kokuşmuşluğa isyanıdır.

Türkiye özelinde, yaşadığı ortamdan başlayıp bireysel tercihlerine, özgürlüklerine, laik rejime sahip çıkmayı amaçlayan gençlerimizi, önce dehşet verici bir şiddetle şiddete karşılık vermeye itip, ardından Ot’tu Por’du diye düzmece komplolar*, yetmedi darbecilikle suçlamak, ASIL komplonun ta kendisidir.

***

Asıl komplo, Başbakan’ın Tunus dönüşünden itibaren, sanki seçim kampanyasındaymış gibi AKP otobüsünün üstünden, tüm ulusu değil, sadece AKP’lileri muhatap alarak özellikle yaptığı “biz” ve “onlar” ayrımıyla başlatılmıştır. Asıl komplonun amacı, kaçınılmaz bir ekonomik çöküntüyü, Taksim Gezi çıkışlı gösterilerin ve göstericilerin üstüne yıkmaktır!

*Haluk Hepkon, www.mgkmedya.com’da gösterilere yüklenen komplo teorilerine ilişkin olağanüstü bir analiz yayınladı. Mutlaka okuyun, derim.

Gördüğün komployu önleyemediysen, senin yanında hazırlanmış, demektir!
MASSA MAKAN DİABATE

“G” NOKTASI

Adı bende saklı bir okurumun, 11 Haziran 2013 tarihli iletisidir:

“2008 yılında başlayan ve halen süren küresel krizle mücadelede, ABD Merkez Bankası FED’in uygulamaya koyduğu ‘quantitative easing(QE)’ programı, tahminen bir yıl içinde sona erecek. Getiri eğrisinin ucunun bükülmesi ( operation twist ) dahil, QE1,QE2,QE3… derken yapılabileceklerin tamamı yapıldı. FED,ECB,BOJ gibi önde gelen merkez bankalarının bütün kurşunları tükendi. Bu hamlelerin işe yarama katsayısı her seferinde biraz daha azaldı ve marjinalize oldu.

Artık parasal genişlemeye devam etmenin bir anlamı kalmadı.Tarihte benzeri görülmemiş devasa genişlemeye rağmen hiçbir ülkede enflasyon oluşmadı. Çünkü bu paraların önemli bir bölümü dolaşıma girmeyip, borsalara aktı ve varlık balonları oluştu.

Bu paraların bir kısmı da Türk borsasına ve bono piyasasına geldi.Şu an da finansal piyasalarda gördüğünüz her şey sanal,adeta halüsinasyon ürünü. Türkiye dahil birçok ülkede son 1-2 yıldır negatif reel faiz var.

Ülkemizde birçok banka büyük tutarda mevduatlara daha AZ faiz verir oldu. Bu nedenle 1 milyon TL’yi 3-4 parçaya bölüp, ayrı ayrı hesaplara yatırıp, daha fazla getiri elde etmeye çalışanlar bile var.

Bu saçmalıkların sonu gelmek üzere. Ucuz para dönemi bitiyor. Önce Federal Reserve, tahvil alım proğramını azaltarak sıfırlayacak ve ardından faizleri yavaş yavaş artıracak. İşte o zaman sermaye anavatanına geri dönecektir. Türkiye’den sermaye çıkışı kaçınılmaz . Finansal piyasalar her şeyi birkaç yıl öncesinden fiyatlandırmaya başlar. Bu çıkış Gezi Parkı Olayları’ndan 1-2 hafta önce başlamıştı. Sadece önümüzdeki bir yıl içerisinde ‘rollover’ edilmeyi bekleyen kamu ve özel borç stoku 156 milyar USD büyüklüğünde. Yaklaşmakta olan bu devasa ekonomik krize hem AKP, hem de ulusal bütünlüğü ÇOK kırılgan olan Türkiye dayanamaz…”

Bu mesajdan 11 gün sonra, Federal Reserve’in tahvil alımlarını azaltacağı kesinleşmiş ve Amerikan Doları tavan yapmış bulunuyor.

Anlayacağınız Türkiye’deki gösteriler, AKP hükümetine nasıl açıklayacağını kara kara düşündüğü bir krize kılıf sundu. Asıl komplo, gençlere yöneltilen dehşet ve şiddetten inanılmaz suçlamalara, kaçınılmaz bir ekonomik çöküşü onların sırtına yıkmak operasyonu.