SELÇUK’LARIN ETİK VE ESTETİKLERİ

Sevgili,

Son günlerdeki “duran adam”larına rastlandın mı?Kıllarını kıpırdatmadan öylesine duran adamları hele hele bir de boyanmışlarsa, heykelden ayırt etmek çok güç.

Onları görünce aklıma, üç yıl önce yetirdiğimiz İlhan Selçuk geldi. İlhan Abi’nin hiç unutamadığım arada bir keç kez söylediği şu sözcükler olmuştur:

-İnsan yaşamı boyu kendi heykelini yontar durur.

Gerçekten de öyle olmuştur. Çalışkan, üretken İlhan Selçuk’un yaşamı boyunca ürettiklerinden biri hem de en önemlisi değilse eğer en önemlilerinden biri de bizzat kendi heykelididir, tıpkı ondan birkaç ay önce yitirdiğimiz Turhan Selçuk gibi…

İlhan Abi , ağabeyi ile ilişkisini şöyle anlatıyor:

“Turhan ‘la kardeşliğin ötesinde bir ikili oluşturuyorduk, yaşımız büyüdükçe düşüncelerimiz birlikte büyüyor, düşlerimize karışıyordu, gece gözlerimizi kapadığımızda gördüğümüz rüyaların birbirine benzemesi doğaldı.

Ya Ülfet?..

O ‘bizim’ kız kardeşimizdi.

Benim ya da Turhan’ın değil, bizim kardeşimiz…

Uzun sandığım bir çocukluk evresinde ,’ben’ ile ‘biz’i düşüncelerimizde karıştırdığımı sanıyorum…”

***

Her düzenin, her düşüncenin, her ülkenin , her insanın değerlerini ve eylemlerini üzerine oturtuğu bir etiği vardır. Onun estetiğinin oluşmasını da bu etik belirler.

İlhan ve Turhan Selçuk’un etik ve estetiklerinin ipucunu veren de, “ ‘ben” ile “biz”i düşüncelerimde karıştırdığımı sanıyorum “sözcükleridir.

Toplumculuk her iki Selçuk’un da niteliklerinin başta gelenlerinden; ama bu her ikisi için de,’ ben’i, yerle bir etmeden varılan ‘biz’ ile ulaşılan bir toplumculuktur.

Aslında Turhan İlhan kardeşlerin, heykellerinin ve diğer eserlerinin etiğinin ve estetiğinin oluşmasında, aydınlanmacı anne Hikmet Selçuk ile Kuvvacı baba Kasım Selçuk’un etkileri belirgindir.

Aydınlanmanın etkisini daha evden yakalayan, Anadolu tarihinin en büyük değişimi yıllarında o topraklar üzerinde, gezginliklerine karşın kök salan Selçuk kardeşler’in her ikisi de, bağımsızlığı, aydınlanma tutkusunu, devrimciliği, toplumculuğu, emeği en kutsal değer olarak görmeyi kendi etiklerinin temel direkleri haline sokmuşlar, ömür boyu bu model üzerine oturtulmuş eserler vermişler geride kendileri tarafından yontulmuş birer anıt bırakarak, dünyamızdan ayrılıp gitmişlerdir.

Onlar, Anadolu aydınlanmasının hem meyveleri hem de ağaçları olmuşlardır.

Hem Anadolu aydınlanması tarafından biçimlendirilmişlerdir, hem de bizzat kendileri Anadolu aydırnlanmasının biçimlendirilmesinde rol oynamışlardır.

***

Bu etik temeller üzerine oturtulmuş olan ( bunlara ahde vefa ve dostluğuna güvenilirlik ilkelerini de katabiliriz) estetik de ona uygun olarak, yalın, çarpıcı, net, sade, zeki, bir estetikti.

İlhan Selçuk’un az sözcükle, yalın, ama çarpıcı, mutlak bir kompozisyon planına uygun mantıklı ve akıcı yazıları ile, Turhan’ın sade ama keskin çizgilerden oluşan yapıtları arasındaki koşutluk geceleri gördükleri rüyalar benzer kardeşlere özgü bir biçem ortaklığından doğuyor olsa gerek.

Bu estetik üzerine dikkatle eğilmediğiniz şaşırtıcı ve aldatıcı olabilir.

Alçak gönüllülüğün belirginliğiyle at başı giden gururun egemenliği dikkatle bakılmadığı zaman şaşırtıcı olabilir.

Gürültü çıkarmayan sessiz direnişin, sakinliği işkenceciyi açmaza iten çelik iradenin
ilk bakışta fark edilmesini güçleştirebilir.

Kardeşlerin yaşamlarının sadeliği, onunla iç içe olan görkemin gölgede kalır gibi olup, ilk anda görülmesini güçleştirebilir.

Bütün bu saydıklarım, iki can dosta övgü gibi algılanmamalı. Anlatmak istediğim sadece Cumhuriyet ile yaşıt olan Selçuk kardeşler Cumhuriyet’in yaşama geçirmek istediği insan tipinin başarılı iki örneği olduğuydu…

Sevgili, “duran adam”lar ile karşılaşınca onlara dikkatle odaklan! Sonra gözünü ayırıp etrafta boşluk sandığın yere bak. Orada özenle yontulmuş iki insan heykeli göreceksin.