UMUTLU OLMAK İÇİN NEDENLERİM…

Doğal olarak Gezi Direnişi de evrildi, şekil değiştirdi… Artık semt parklarındaki forumlarda insanları buluşturuyor.

İktidar “barışa karşı şiddeti” tercih etmesiyle, kendisinden olmayan yüzde 50’yi “onlar” diye tanımlamasıyla aslında önemli bir iş yaptı: Ortak kimlik, değerler ve tepki alanları yarattı. Neredeyse iki haftadır akşamları parklarda “Gezi eylemlerinin dünya görüşünde birleşebilme” çabasını gösteriyoruz. Gerçek demokrasi adına ilk kez ülke çapında bir halk hareketi bu, hatta biraz ileriye gideyim ve adını 2. Aydınlanma Hareketi koyayım. Daha önce hiç olmadığı şekilde farklı renk ve kimlikten, farklı siyasi görüşlerden insanlar bir araya geliyorlar ve düşüncelerini, önerilerini söylüyorlar. İlk kez birbirimizi dinlemeyi, birbirimizin fikirlerine saygı duymayı öğrenmeye çabalıyoruz. Bu bile çok çok önemli bir kazanım.
Ben de 3 gündür bir park forumundayım… Büyükada’da. Bir avuç insanla başladık.

Sayımız giderek artıyor. Küçük bir alanda toplanıyor, çimenlere oturuyoruz. Meydanın daha önce açık olan lambaları biz foruma başladığımızın ertesi gününden itibaren resmi merciler tarafından karartıldığı için karanlıkta konuşuyoruz. Her gün seçtiğimiz bir moderatör eşliğinde 2 dakikayı aşmamaya özen gösteren bir süre içinde dileyen el kaldırarak düşüncesini söylüyor. Buradan ne çıkar bilmiyorum. Ancak giderek bunun gerçek demokrasinin unsurlarının oluşmasında bir laboratuvar olacağını düşünmeye başladım. Ve bu tamamen kişisel düşüncem. İlk toplantıya başladığımızda sonuca odaklıydık: Katılımcı sayımızı nasıl artırırız? Kamuoyundaki dezenformasyonu nasıl aşarız ve Gezi’de gerçekten neler yaşandığını diğer insanlara nasıl anlatırız? Gezi ruhundan yola çıkarak bunu, yaklaşan seçimlerde AKP’ye karşı bir güç birliğine çevirebilir miyiz? Nasıl yapabiliriz?


Bu ve benzeri sorulara yanıt aradık. Aslında yanıt ararken de birbirimizi tanımaya başladık. Adında büyük kelimesi olsa da Büyükada küçük bir yer. Hem fazlasıyla turistik hem de ağırlıklı olarak yazlık kullanılan bir mekân olduğu için yaşayan insanların çoğu hem yerel sorunlara duyarsız hem de Gezi çerçevesinde gelişen olaylara tepkisiz.

Bu yüzden başlattığımız foruma tüm bu konulara duyarlı küçük bir azınlık katılıyor. İçimizde siyasetle uğraşanlar da var, çevreciler de, az da olsa gençler, emekliler, ev hanımları, esnaf ve sade vatandaş da… Dediğim gibi küçük bir yer olması ve insanların bir kısmının birbirini tanıması nedeniyle doğal olarak önyargıların, geçmiş küçük husumetlerin de küçük de olsa yansımaları oluyor. Bu yüzden her toplantıya başlarken bunun bir halk forumu olduğunu, farklı fikirlere saygının, karşımızdakinin sözünü kesmeden dinlemenin temel ilke olduğunu özellikle vurguluyoruz. Bunu beceremeyenin kalkıp gittiğini görüyoruz. Kimi zaman adalar ile ilgili yerel bir soruna geliyor söz. Fikirler, öneriler uçuşuyor havada. Ama bakıyorum farkındalık da, duyarlılık da artıyor. Örneğin önceki gün forumun tam ortasında bir katılımcıya gelen bir telefonla, epey uzak bir mesafede küçük bir parkta ahalinin toplandığı ve parkın bir kısmına trafo yapılmasına karşı çıktıklarının bilgisini aldık. Forumu kısa keserek o alana gittik ve olayı anlamaya çalıştık. Her park forumunda mutlaka var olan sivil kıyafetli polisler doğal olarak bizim forumlarda da var. Sessizce dinliyorlar. Üçüncü gün el sıkıştık, biri ilgiyle izlediğini ve çok bilgilendiğini söyledi.

Polisin son 20 gündür uyguladığı şiddet yüzünden artık kesinlikle sempati ile bakmadığını söyleyen bir katılımcı da oldu. Ancak ısrarlı söylemi diğer katılımcılar tarafından bir noktada durdurulmak istenince öfkelendi ve daha başlamadan forumdan ayrıldı. 
Dediğim gibi burası bir demokrasi laboratuvarı, önce birbirimizi dinlemeyi becerebilmekle başlıyoruz işe. Bunu öğrenirken de iktidarın dayatmacı, oldubittiye getirici uygulamalarına karşı bir cephe oluşturmaya çalışıyoruz. Yerelden genele genişleyen yeni bir bilinç filizleniyor. Büyükada henüz çok cılız bir filiz ama büyütmek bizim elimizde. Bu bile umut verici. Diğer birçok parkların forumları ise gerçekten epey yol almış durumdalar. Çalışma grupları oluşturuluyor, dayanışma masaları, takas kütüphaneleri, atölyeler açılıyor.

Kadına karşı şiddet, internet ve hukuk, örgütlenme modelleri atölyelerden bazıları. Dedim ya umutlanmak için artık nedenlerimiz var. Önemli olan bu yolda usanmadan, sabırla yürüyebilmek.