ATAOL NASIL GÖRDÜ?

Ataol Behramoğlu’nu ilk kez enfes Gorki çevirileriyle tanıdım. Sonra şiirine aşina oldum. Bundan 31 yıl önce de, hapishane arkadaşlığımız başladı, dolayısıyla daha da bir yakın olduk.

Şiiri hakkında laf söylemek haddimi aşar, ama sanırım köşe yazarı ve düşünce adamı olarak, sürekli kendisini geliştiren aydınlarımız arasında ön sırada yer alanlardandır.

Yazılarını sürekli izlerim. Bu cumartesi köşesindeki isabetli tanıyı görünce heyecanla yerinden fırladım.
“Erdoğan Ülkeyi İç Savaşı Götürür” diyordu yazısının başlığında Ataol.

Tam dönüp”Ataol’u okuyun!” diyecektim ki, başlığın üstündeki açıklamayı gördüm:

“Yazarımız bu haftaki yazısını rahatsızlığı dolayısıyla yazamadı. İsteği üzerine 15.07.2006 tarihli yazısını yayınlıyoruz.”

Demek Ataol, yedi yıl önce Tayyip Erdoğan’ın ülkeyi bir iç savaşa götürebileceğini görmüştü.

Bu öngörü, bugün gerçekleşme yolundadır. Tayyip Erdoğan Türkiye’yi “şiddetin karşılığı şiddet olur” diyerek, eli sopalı, palalı yandaşlarını milislerini sokaklara salarak, ülkeyi bir savaşa doğru büyük bir hızla sürüklemeye çalışmaktadır.

Önce belirtmek gerekir ki,Tayyip Bey’in yasa dışı şiddetinin karşısında bir şiddet değil, yasal demokratik protesto var.

Kaldı ki, şiddet olmuş olsaydı bile, bu Tayyip Bey’in tavrını mazur göstermezdi.

***

Demokrasilerde devlet, şiddete şiddetle yanıt vermez, yasal önlemlerle engeller .

Hiçbir şey şiddetlerin en büyüğü olan devletin şiddetiyle kıyaslanamaz ve hiç şey onu mazur ve meşru kılamaz.

Olmayan şiddeti bahane edip, kendi şiddetini meşrulaştırmaya çalışan iktidar faşisttir. Tayyip Bey bugün bu yolu, tutmuş, ülkeyi bir iç savaşa götürmektedir.

Bunu yaparken, ele geçirdiği devlet erkini, anayasa ve demokrasi dışı amaçlara yöneltmiş olan sivil darbesine güvenmektedir.

Ancak bu gibi durumlarda sonra nelerin olacağını baştan kestirmek güçtür.

Bir sivil çatışmada, baştan belli olan bir şey vardır. O da kimsenin bundan kazançlı çıkamayacağıdır.

Ama kimin daha zararlı çıkacağı konusunu ise baştan kestirmek imkansızdır.

Bugün vardığımız noktanın sorumluları, geçmişte tuttuğu bu yolda Erdoğan’ı destekleyenlerdir.

Kimse şunları söylemesin:

-O zaman göremezdik ki, nereden bilelim böyle olacağını?

Böyle söyleyenlere hemen sorarlar:

-Peki Ataol daha yıllar önce, nasıl görmüş bu gerçeği? O müneccim miydi?

ALPARSLAN IŞIKLI

Yıllar var ki, görmüyordum Alpaslan Işıklı’yı.

Ama içimdeki dostluk duygusunu bir an bile tavsamış değildi.

İnsanlar vardır yıllarca görmesen bile bilirsin yerinde durduğunu.

Durduğu yer toplumun, insanların emekçilerin, mutluluğunu, özgürlüğünü, esenliğini sağlamak için beklenen nöbet noktasıdır.

Alpaslan Işıklı tanıyanının da, tanımayanın da dostuydu.

Ölümü yüreğime saplandı.

Onunla birlikte, bizim bir parçamız da gitti.

Özgürlük tutkunları, emeğin dostları, sosyal adaletin savunucuları, demokrasinin yandaşları, yurtseverler,

Kuvvacılar hepimizin, hepinizin başı sağ olsun!

Alpaslan Işıklı, ışıklar içinde yatmak üzere ayrıldı bizden; ardında ışığını bırakarak.