HALK HAREKETLERİ ROTSCHİLD AİLESİNİN Mİ EMRİNDE?

Haziran Ayaklanması’nın ardından üretilen komplo teorilerinin ardı arkası kesilmedi. Bugüne kadar söz konusu komplo teorileri hep iktidar ve yandaş medya tarafından dile getirilmişti. Ama geçtiğimiz günlerde benzer iddialar AKP’ye muhalif çeşitli kesimler tarafından da ortaya atıldı. Bahsi geçen benzerlik ne yazık ki iddiaların biçimiyle sınırlı değil. Niyet ne olursa olsun, her iki kesimin de iddialarının siyasal sonuçları aynıdır. Komplo teorileri, sahiplerinin amaçlarından bağımsız bir biçimde, gerek Kuzey Afrika’daki gerekse de ülkemizdeki halk hareketlerini “uluslararası güçlerin piyonu olmakla” suçlamaktadır. Bağımsızlıkçı tavırlarını bildiğimiz aydınlarımızın gerici komplo teorileri yüzünden halk hareketine soğuk bakar hale gelmeleri düşündürücüdür. Taşlarını komplo teorilerinin döşediği bir yolun çıkışı olmadığını hatırlatmak durumundayız. Sorunun samimiyetle değil halk hareketlerine ve emperyalizme bakış açısıyla ilgili olduğu açıktır. Bu yüzden dostça eleştirinin ve tartışmanın herkes açısından yararlı olacağına inanıyoruz.

Ulusalcı aydınlarımız ortaya attıkları iddialarını bir internet sitesine dayandırmaktadır. Buna göre Kuzey Afrika ve Ortadoğu’yu saran olaylar, küresel şirketlerin, özellikle Rockefeller ve Rothschild gruplarının paylaşım savaşından ibarettir. Tunus ve Mısır’da sahneye konulan gösterilerin arkasında ağırlıklı olarak Rothschild grubu bulunmaktadır.

Mısır’da İngiltere ABD’ye karşı çıkmış ve "Küresel Çeteler Savaşı" yaşanmıştır.

İnternet sitesine göre bu “küresel çetelerin” asıl derdi Kuzey Afrika’da da yaygınlaşan İslami bankacılığın 2009 yılında 400 milyar dolara hükmeder duruma gelmesidir. Bu durum küresel finansı büyük ölçüde kontrol eden Rothschild grubunu rahatsız etmektedir. Federal Rezerv’i, yani ABD’nin merkez bankasını ellerinde tutan bu gruplar İslami bankacılığı kendilerine rakip görmekte; bu pazara hakim olmak ve buradaki Müslümanları Lord Rotschild’in köleleri yapmak istemektedirler. Kuzey Afrika’da ve Ortadoğu’da yaşanan ayaklanmaların asıl amacı ekonomik kaos yaratmaktır. Kısacası demokrasi için mücadele ettiğini zanneden kitleler gerçekte ekonomik serfler olmak için mücadele etmektedirler.

Tunus’ta yaşananlar bu söylenenlere örnektir. Devrik Tunus devlet başkanı Zeynel Abidin Bin Ali’nin damadı Sakher El Materi Tunus’ta ilk İslami banka olan Zitouna Bank’ı 2010 yılında açan kişidir. Bu bankanın açılışı Bin Ali’nin yapmayı düşündüğü köklü ekonomik reformların ilk adımıdır. Körfez emirliklerinin petrodolarlarını Kuzey Afrika bölgesine çekecek ve Avrupa’yla ekonomik bir köprü kurulmasını sağlayacak bu program Rotschild ailesini rahatsız etmiştir.

İslamcı Bankacılık Mısır’da da güçlüdür. Mısır’da yaşanan her iki ayaklanma da milli değildir; küresel sermayenin organizasyonudur. İşin içinde OTPOR ve George Soros vardır. Mısır’da yaşananlar Türkiye’de olanların provasıdır. Bugünlerde Mısır’da başbakan yapılmak istenen El Baradey, Rothschild grubunun tetikçisidir. Tahrir Olayları’nda da sahnede olan El Baradey, Rothschild’in kurduğu uluslararası kriz grubundandır. Aynı grupta ABD Başkanı Barack Obama’nın akıl hocası Zbigniew Brzezinski ve Soros da vardır. Soros, ünlü banker James Goldsmith ile uzunca bir süre ortak olmuştur. Goldsmith’in büyükbabası Adolphe Goldschmidt 1895 yılında Londra’ya gelen büyük bir Yahudi bankerdir. Goldschmidt ailesi, tıpkı Rotschild ailesi gibi, 16. yüzyıldan beri Frankfurt’ta bankerlik yapmaktadır ve İngiltere’ye geldikten sonra soyadlarını değiştirmişlerdir. Dolayısıyla Soros Rotschildlerin adamıdır.
İnternet sitesi her ne kadar Türkiye’de yaşananlardan bahsetmese de, buraya kadar anlatılanlardan yola çıkarak bir tahminde bulunmak mümkündür. Eğer olaylar İslami bankacılığa karşı Rotschildlerin tepkisinden ibaretse, İslami bankacılığın en güçlü olduğu ülkeler arasında sayılan Türkiye’de yaşananların da aynı çerçevede değerlendirilmesi gerekir. Meseleye bu bakış açısıyla bakıldığında bütün bir Haziran Ayaklanması’nın Rotschildlerin ya da AKP yönetiminin ifadesiyle “uluslararası faiz lobisinin” düzenlediği bir komplo olması ihtimali güç kazanmaktadır. Gelinen nokta burasıdır.

Wikileaks darbeleri

Siteye göre Wikileaks diye bilinen ABD belgelerinin basına sızdırılması operasyonunu da Rotschild ailesi tezgâhlamıştır. Julian Assenge’ın kefalet parasını Rotschild ailesinin bir ferdi ödemiştir.Wikileaks belgelerini yayımlayan gazeteler, herhalde yine akrabalık bağlarıyla, Rotschildlere bağlıdır. Wikileaks Rotschildlerin rakiplerini hedef almıştır. Wikileaks’in ardından patlayan bütün halk hareketleri aslında “uluslararası faiz lobisinin”, yani Rotschildlerin emrindedir. İnternet sitesine göre Rotschild ailesi tarih boyunca benzer faaliyetlerde bulunmuştur.

Örneğin Karl Marx’ın Komünist Manifesto’yu yazmasını sağlamışlar; aileye yakınlığıyla bilinen Jacop Schiff aracılığıyla da Bolşevik Devrimi’nin önderleri Lenin ve Troçki’yi desteklemişlerdir. Rotschild ailesinin yıldızı Rusya’yı yöneten çar ailesiyle hiç barışmamıştır. Ekim Devrimi de bu yüzden gerçekleşmiştir.

Federal Rezerv ve Aryan mistisizmi

İnternet sitesinde yer verilen iddiaları bu şekilde özetlemek mümkün. Şimdi söz konusu iddialara kısaca bir göz atalım. Sitedeki en önemli iddia İslami bankacılığın “küresel çeteler” tarafından rakip olarak görüldüğü şeklindedir.

Ama olgular aksini söylemektedir. Örneğin “Ilımlı İslam” projesinin kurucularından Graham Fuller’in konu hakkındaki görüşleri internet sitesinin tam tersi yöndedir. Fuller’e göre İslami bankacılık sistemi köktenci İslamcıları (emperyalist) sisteme dahil etmede ve İslamı “ılımlılaştırmada” çok önemli roller oynamıştır. Bu yüzden de desteklenmelidir. Fuller’in bu görüşlerini dile getirdiği kitap bizzat Zbigniew Brzezinski tarafından “büyük bir jeopolitik öneme sahip” diye övülmüştür.

İnternet sitesinin sürekli üzerinde durduğu bir diğer mesele de ABD Merkez Bankası olan Federal Rezerv’in başta Rotschildler olmak üzere bir takım Yahudi ailelerin elinde olduğu tezidir. Site bu konudaki görüşlerini “yazar” Eustice Mullins’e dayandırmaktadır. Akla hemen Mullins’in kim olduğu sorusu gelebilir. Söze bu “ünlü” yazarın vaktiyle Senatör Joseph McCarthy ile birlikte ABD’de komünist avına çıkanlardan olduğunu söyleyerek başlayalım. Ama Mullins bundan daha fazlasıdır. ABD’deki faşist Ulusal Yeniden Doğuş Partisi’nin (NRP) önde gelen üyelerindendir. Şimdilerde faaliyet göstermeyen NRP okült fikirlere ve Aryan ırkının saflığına bağlılığıyla ABD’deki diğer faşist partilerden ayrılıyor; Yahudiliğin devamı olarak gördüğü Hıristiyanlığı bile reddederek pagan ayinler düzenlemeyi savunuyordu. Örgütün liderlerinden James Hartung Madole Hıristiyan karşıtlığını ABD’deki satanizmin önde gelen isimlerinden Anton Szandor Lavey ile ilişki kurmaya kadar vardırmıştı. Aslında Madole’un okült faşizmi ve satanizm arasındaki bu bağlantılar, 1990’larda neonazilerle satanistlerin kuracağı pagan ittifakın habercisi olacaktı. Bütün bunlar Federal Rezerv Bankası’yla ilgilenmekten kalan zamanlarını Aryan ırkının ıslahının mistik yönlerine ayıran Mullins’in ne kadar güvenilir bir kaynak olduğunu göstermektedir. Kuzey Afrika’daki ve ülkemizdeki halk ayaklanmalarını bir çırpıda mahkûm etmemizi isteyenlerin referans olarak gösterdikleri kişi işte böyle biridir. Sadece bu olgu bile malum tezlerin ne menem şeyler olduğunu göstermektedir.

Halk hareketlerinden kuşkulanmak

Söz konusu sitenin Rotschild ailesi ve Bolşevikler hakkındaki iddialarına yanıt vermeye bile gerek yok. Şirret bir komünizm düşmanlığından beslenen bu komplo teorilerinin ciddiye alınacak bir tarafı bulunmamaktadır. Zaten bu makalenin muhatabı olan aydınlarımız da yazılarında bu iddialara yer vermiyorlar. Ama bu yer vermeyiş durumu kurtarmaya yetmemektedir. Bahsi geçen ciddiyetsiz ve pespaye iddialar ile Kuzey Afrika ve Ortadoğu’daki halk ayaklanmalarına bakış arasında organik bir bağ bulunmaktadır. Bir deliyi referans göstermek, Bolşevik Devrimi’ni Rotschildlerin yaptırdığına inanmak ile Arap Ayaklanmaları’nın “uluslararası faiz lobileri” tarafından tezgâhlandığını iddia etmek aynı çarpık dünya görüşünün ürünüdür. Yandaş basına çok yakışan bu tutum ulusalcı aydınlarımızın üzerinde iyi durmamaktadır.

Kuzey Afrika’daki halk ayaklanmalarının altında çapanoğlu arayanların Türkiye’deki Haziran Ayaklanması’nı da bir türlü beğenememeleri eşyanın tabiatına uygundur. Halk ya da gençlik hareketlerinin içindeki zaafları eleştirmek başkadır; bu zaaflardan yola çıkarak bütün bu hareketleri uluslararası güçlerin oyunu ilan etmek başkadır. Bu iki tutum arasında basit bir ayrım değil derin bir uçurum vardır. Halk hareketi karmaşık bir yapıya sahiptir; bir takım zaafları olması ya da kafamızdaki şablona uygun olmaması son derece doğaldır. Maharet bu karmaşadan şikayet etmekte değil bu karmaşaya rağmen onu yönetmeye çalışmaktadır. Kaldı ki halk hareketlerinde karşımıza çıkabilecek hiçbir zaaf, bu hareketleri beğenmemekten ve kuşkuyla yaklaşmaktan daha büyük olamaz. Bu ideolojik zaaf giderilmediği sürece bütün halk hareketlerinin ardında Rotschild, Soros, CFR ya da bir başka melanet aranması gayet doğaldır. AKP’ye muhalefet etme iddiasındaki aydınlarımızın da kendilerini hükümeti sarsan bu büyük halk ayaklanmasının dışında bırakan zaaflar konusunda uzun uzadıya düşünmesi gerekmektedir.