YAŞARKEN YAZILAN TARİH…

Yukarıdaki başlık benim değil. Yukarıdaki başlık, baskıya karşı direnenlerin, yasaklara meydan okuyanların başlığı… Yukarıdaki başlık, "emeğimi engelleyemezsin, ortaya koyduğum çalışmayı yok sayamazsın, beni sansürleyemezsin, üretimimi durduramazsın , para babası olmak herşey demek değildir " diyenlerin bulduğu bir başlık…

Gerçekleri gizleyemezsiniz!

Günümüzün nitelikli dergilerinden biri NTV Tarih Dergisi , Temmuz sayısını hazırlarken, Gezi direnişi üzerine yoğunlaşmış konuyla ilgili özel bir dosya hazırlamıştı. Öykünün sonrasını pek çoğunuz biliyor olmalı: Neee! Direnişle ilgili özel sayı mı? Tanrı korusun ! Başbakan görecek olursa (o görmezdi de, yandaşlar, yardakçılar hemen yetiştirirlerdi) eyvah, bütün işlerimiz mahvolur! Başbakan sinirlenmesin, işler mahvolmasın diye derginin sahipleri yayını durdurma kararı aldı. Hemen ardından da NTV Tarih Dergisinin kapandığını ilan ettiler! Hay aksi şeytan! Bilim çağında yaşadığımızı, teknik gelişimi, bilişim devrimini unutuvermişlerdi! Artık gerçeklerin kamuoyundan gizlenemeyeceğini de!

NTV Tarih Dergisinin istifa eden genel yayın yönetmeni Gürsel Göncü, dergiyi internette yayınlayacaklarını söylemişti . Ve sözünü yerini getirdi. Bir haftadır oku oku tadına doyamıyorum. Size de öneririm: http://www.yasarkenyazilantarih.com/ Tıkladınız mı, önünüzdeki bilgisayarın camında sayfa sayfa çevirerek okuyabilirsiniz… Müthiş bir çalışma. Emeği geçenleri kutlarım.

Semt bizim, Aşk bizim , İsyan bizim

Bir başka dört dörtlük dergi, Express. "Her yer Taksim / Her Yer Direniş" ve "Bu daha başlangıç" başlığıyla çıkan Haziran- Temmuz gezi direnişi özel sayısı heyecan verici nitelikte!

İstanbul’da semt semt, Türkiye’de yöre yöre; dış hatlarda ülke ülke; tarihsel süreçte adım adım, günden güne, plazalardan sendikalara, barikatlardan bloglara ; Çarşı’dan feministlere, elbet twitter’dan da geçerek, orantısız hayal gücünün tüm ayrıntıları bu özel sayının sayfalarında. Tükenmeden edinmenizde ve saklamanızda yarar var.

Hiçbir şey eskisi gibi olamaz

Ve yaşadığımız günleri sıcağı sıcağına bize bir kitap halinde sunan " Türkiye’yi Sarsan Otuz Gün: Gezi Direnişi" adlı kitap, Cumhuriyet Kitaptan çıktı. … İki bölümden oluşuyor Emre Kongar’ın toplumbilimsel analizleri ve Aykut Küçükkaya’nın direnişin ilk 30 gününde yaşananları gün be gün aktarması… İkisi bir araya geldiğinde çarpıcı bir belgesel çıkmış ortaya. PEN Türkiye Merkezi’nin , "Gezi Direnişi"ni ayın kitabı seçtiğini de anımsatayım.

Ali Sirmen benden önce davranıp yazdı, onun söylediklerini tekrarlamayacağım ancak tüm eleştirilerine de övgülerine de katıldığımı belirteceğim. Daha demokratik, daha özgür, daha eşitlikçi bir Türkiye’ye giden yolun ipuçları bu kitabın sayfalarında… Soluk soluğa okuyup bitirdiğimde bir kez daha tekrarlıyordum: Artık hiçbir şey eskisi gibi olamaz…

Kitapta sayısız tweet de yer alıyor. İçlerinden birini (Harun Tekin’inkini) iyi pazarlar diyerek paylaşıyorum: "Gezi direnişi, her şeyin 2 seçeneğe indirgenmesine de isyan. Ama sonrasına dair 2 güçlü ihtimal kaldığı doğru: demokrasi ya da faşizm."