MEYDANLAR PARKLAR

10 temmuz çarşamba annemin yaşayamadığı ilk doğum günüydü.

Doğan kalmamış, doğum günü var, ne tuhaf!

Annemin annemsiz ilk doğum gününün gecesini, Etiler’deki Sanatçılar Parkı’nda geçirdim, kimi yakınlarım, tanıdıklarım, okul arkadaşlarımla birlikte, bir söyleşide…

Doğru dürüst meydanı olmayan Etiler’deki Sanatçılar Parkı’nı çok beğendim.

Kaç göç dolayısıyla bizim kentlerimizde yaşam içe kapanık geçti yüzyıllar boyunca.

Canım Muğla’nın Saburhane kentinde İlhan ve Handan Selçuk’un evlerinin içe kapanıklığını görünce, ne kadar şaşırmıştım.

Eski kentlerimizin, kasabalarımızın meydanları bile bu yüzden fazla gelişmemiştir. Meydanlar daha ziyade, yabancı işidir. Meydanda dolaşmak anlamına kullanılan, piyasa yapmak deyimi de,. İtalyanca meydan karşılığı olan “piazza” dan gelir.

Meydanlar kentlerin kalplerinin attıkları yerlerdir. Ama kaç göçlü yaşamımız dolayısıyla, bizde gelişmemişlerdir.

Gelişmiş olanlar da her nedense, “imar hamleleri!”ne kurban edilmişlerdir.

Çocukluğumun canım Beyazıt meydanı, Adnan Menderes’in hışmına uğradı bir daha da iflah olmadı.

Taksim meydanın düzenlenmesi şarttı, ama onun da akıbeti “yayaya açıyoruz” diye insansızlaştırılmak olmamalıydı…

Adtık siyasi tartışmanın odağına oturmuş olan meydan bitince ortaya çıkacak “ucube”yi hep birlikte göreceğiz.

***

Kentlerde yaşam gelişip, yerleşim surlar dışına taşmaya başladığı zaman parklar ortaya çıkmıştır. Sur içinde, meiydana var ama , parka yer yoktu.

Modern kentlerin ilk parkları, eski saray bahçeleri olmuştur ki, bunların İstanbul’daki en görkemli ikisi Gülhane Parkı ile Yıldız Parkıdır.

Osmanlı’da park kavramından önce gelen ise mesire yeridir.

Modern kentlerin onsuz olmazı parklar, betonlaşmanın tesellisi gibi durur ve her büyük kentin mutlaka görkemli bir parkı olur.

Paris’in ,Londra’nın , Roma’nın, Berlin’in New York&un parklarının yanında İstanbulun parkları pek sönük ve kimi şenlik dönemleri dışında pek tenha kalır.

Yıllarca Kadiköy Yoğurtçu Parkı’nın tenhalığı karşısında hayrete düşmüşümdür.

2013 ilkyazı ile birlikte, bütün İstanbul’un, dahası bütün Türkiye’nin hatta diyebiliriz ki, dünyanın kalbi, bir süreliğine, Taksim’in küçük Gezi Parkı’nda attı.

Yepyeni bir havanın estiği, yepyeni barışçıl, şiddeti dışlayan direniş türünün filizlendiği Gezi Parkı olayları bir şarapnel etkisi yaptı, ve birden parklar yeni bir uyanışın yeni bir demokrasi isteminin odakları haline geldiler.

Etiler Sanatçılar Parkı onlardan biri.

***

İstanbul’un kimi parkları, konuların tartışıldığı forumlara dönüştüler. Forum sözcüğü de zaten Roma’da kamuya açık tartışmaların yapıldığı alanlardan geliyor. 21 yüzyılda, parklarımız, sözcüğün tam anlamıyla, forumlara dönüşüyor.

Komşuluk ilişkilerinin tarihe gömüldüğü günümüz apartman İstanbul’un da parklar yeni sosyalleşme alanları haline geldiler. 10 teimmuz 2013 çarşamba akşamının, eski İstanbullular’ın limonata gibi tabir ettikleri titretip, üşütmeyip yalnızca serinleten gecesinde,Sanatçılar Parkı’nın anfiteatrosu çevresinde söyleşiler,oldu, yepyeni bir diyalog ortamı oluşturan, anti kapitalist müslümanlardan arkadaşlarla yeryüzü sofrası iftarı duyurusu yapıldı, konular tartışıldı.

İnsanın gittikçe bireyselleştiği bir dönemde, parklarımız yeni sosyalleşme alanlarına, forumlara dönüşüyor.
Geleceğin, demokrasisinin temelleri bu alanlarda atılıyor.

Bireyin birey olarak topluca özgürleşeceği geleceğin demokrasisi bu parklardan bu forumlardan doğacak belki de.